Sonpeygamber.info
Yazarlar
 

Arınmanın Zirvesi

Kur'ân'da oruç insanlık tarihinde herkesin yükümlü olduğu bir ibadet olarak zikredilir ve bizden öncekiler gibi bizim de bu ibadetle yükümlü olduğumuz vurgulanır. Kur'ân'ın belirttiği gibi insanlık tarihinin hemen her dönemine ait insan topluluklarında oruç ibadetine rastlanmaktadır. Temel inanç sistemlerinde İslam'ın tevhid akidesinden uzak bir yapıya sahip olsalar da birçok dini gelenekte oruca rastlanılır.

Hz. Peygamber'e nazil olan Kur'ân insanlık için bir hidayet, nur ve doğruyu yanlıştan ayırma rehberidir. İnsana yaratılış amacını tekrar tekrar hatırlatan ve onu yanlıştan, sapkınlıktan uzak tutan bir kaynaktır o. Kulak verdiğimiz ve öğretilerine bağlı kaldığımız zaman asla sapkınlığa düşmeyeceğimiz temel kaynaktır. Bu hidayet rehberi, doğruyu yanlıştan ayırt eden bu Furkan, Ramazan ayında nazil olmaya başlamış ve yirmiüç yıllık bir zaman dilimi boyunca Allah Rasûlu aracılığıyla insanlara iletilmiştir. Bu bağlamda Ramazan ayı Müslümanın inanç dünyasında önemli bir yere sahiptir. Bu ay yalnızca oruç tutmayı ifade etmez. İnanan insanın bu ayda Allah tarafından kendisi için inzal edilen Kur'ân hitabıyla daha bir buluştuğu ve Kur'ân öğretilerini dikkate alarak kendisiyle yüzleştiği bir aydır. Bu buluşma ve kendisiyle yüzleşme, kişinin Rabbine gönlünü açmasına, yaptığı hata ve yanlışlardan pişmanlık duyup tövbe etmesine, kişisel tavır ve davranışlarıyla düşüncelerini bir disiplin altına sokmasına vesile olur. Böylelikle bu ay inanan kişi için arınma süreci haline gelir. Yine bu ay Müslüman bireyin yalnızca kendisine yönelik yaptığı bir sorgulama ve arınma süreci olmakla da kalmaz; bu ayda birey bir arada yaşadığı sosyal çevreyi dikkate almaya ve yoksullarla, düşkünlerle buluşup kaynaşmaya çalışır. Bu ayda yapılan sadakalar verilen fitreler, ihtiyaç sahipleriyle buluşup onların sıkıntılarına ortak olmayı sağlar. Aynı şekilde iftarlar yalnızca aile efradı ve dost ve akrabalarla değil, muhtaç ve yoksul insanlarla da bir araya gelmeye vesile olur. Bu toplumsal yapıda oluşan uçurumların ve sosyo-ekonomik tabakalaşmaların elden geldiğince kapanmasına, insanların birbirleriyle daha bir kaynaşıp empati yapmalarına ortam hazırlar.

Ramazanda aslolan Ramazanı bu işlevine uygun şekilde idrak etmektir. Hz. Peygamber Ramazanla ve bu ayda yapılan ibadetlerle ilgili söz ve uygulamalarında sürekli buna dikkat çekmiştir. Örneğin Hz. Peygamber oruçlu olduğu halde duygu ve düşüncelerini kontrol altına almayan ve bu şekilde oruç tutmaya çalışanları hoş görmemiş, onların yalnızca aç ve susuz kaldıklarını vurgulamıştır. Ramazan iftarlarını arkadaşlarıyla, yoksul ve muhtaçlarla yapmış; bu ayda sadakaya daha bir önem vermiştir. Yine Hz. Peygamber Ramazan ayında Kur'ân eğitimine ayrı bir önem vermiş ve her Ramazanda o zamana değin Kur'ân'dan nazil olan kısmı tekrar etmiştir. Bu ayda Hz. Peygamber kişisel teemmül ve istiğraka da önem vermiş ve Ramazanın son günlerinde itikafa çekilmiştir. İtikaf döneminde günlük olarak yaptığı sıradan işlerden elden geldiğince uzak durmuş ve bu süreyi Allah'ı zikretmeye, tesbih etmeye ve istiğfara ayırmıştır. Dolayısıyla Hz. Peygamber örneğinde bu ay bütün Müslümanlar için topyekun bir arınma ve hakka ve hakikate doğru bir yenilenme/yeniden yapılanma dönemi olmuştur.

Kuşkusuz Ramazanın en belirgin özelliği tutulan oruçlardır. Kur'ân'da oruç insanlık tarihinde herkesin yükümlü olduğu bir ibadet olarak zikredilir ve bizden öncekiler gibi bizim de bu ibadetle yükümlü olduğumuz vurgulanır. Kur'ân'ın belirttiği gibi insanlık tarihinin hemen her dönemine ait insan topluluklarında oruç ibadetine rastlanmaktadır. Temel inanç sistemlerinde İslam'ın tevhid akidesinden uzak bir yapıya sahip olsalar da birçok dini gelenekte oruca rastlanılır. Örneğin Maniheizmde İslam'daki Ramazana benzer şekilde bir aylık oruç ritüeli vardır. Yahudilik ve Hıristiyanlıkta yılın çeşitli aylarına dağılmış oruç dönemleri dikkat çeker. Sabiilikte ve benzeri diğer dinlerde de oruçla ilgili çeşitli geleneklere yer verilir. Bu dinlerde oruç bazen İslam'dakine benzer şekilde tutulurken bazen yalnızca belirli bir diyet şeklindedir. Ancak bunların hiçbirinin Kur'ân'da ve Hz. Peygamber'in sünnetinde belirtilen bağlamda oruç olmaması dikkat çekicidir. Zira Hz. Peygamber'in de ifade ettiği gibi oruç belirli bir süre için yalnızca aç ve susuz kalıp cinsel duyguları dizginlemek değil, düşünce ve tavırlarıyla topyekun arınmadır; Allah'ı zikretmedir. Allah'ı zikretmenin yolu ise Allah'ın hükmü olan Kur'ân'la ve Kur'ân öğretileriyle içli dışlı olmaktır. Oruç yaşamımızda bunu daha bir anlayıp kavradığımız ve daha bir gerçekleştirdiğimiz bir dönemdir bizim için. İşte Kur'ân, bizden öncekilere de farz edilen ancak bir şekilde insanların tevhidden uzaklaşmakla içini boşalttıkları bu ibadetin gerçek anlamını ve olması gereken değerini bize hatırlatır. Hz. Peygamber de sünnetiyle bu konuda bize bir örnek sunar. Dolayısıyla Ramazanda önemli olan Kur'ân'ın bu mesajını ve Hz. Peygamber'in bu örnekliğini idrak edebilmektir.

 

Yorumlar

 
Bu yazıya henüz yorum yapılmadı. İlk yorumu siz yapmak için tıklayın.

Prof. Dr. Şinasi Gündüz

1960’ta Malatya’da doğdu. İlk ve orta öğretimini Gaziantep ve Mardin’de, lisans eğitimini ise Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde tamamladı. 1985’te Ondokuz Mayıs Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dinler Tarihi Anabilim Dalı’na Araştırma Görevlisi olarak atandı. 1988’de lisansüstü eğitimi için İngiltere’ye gitti. Durham Üniversitesi School of Oriental Studies’te MA Research, Manchester Üniversitesi Department of Middle Easter Studies’te PhD çalışmalarını sürdürdü. Kasım 1991’de Doktorasını tamamladı. 1992’de Ondokuz Mayıs Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ne Dinler Tarihi Yardımcı Doçenti olarak atandı. 1995’te Dinler Tarihi Doçenti oldu. 2003’te ise İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ne Dinler Tarihi Profesörü olarak atandı. Anabilim Dalı Başkanlığı, Bölüm Başkanlığı, Senato üyeliği ve çeşitli kurul üyelikleri gibi görevler yapan Prof. Dr. Şinasi Gündüz 2009 yılından itibaren İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanlığı görevini yürütmektedir. Gnostik dinler, heterodoksal akımlar, Sabiilik, Hıristiaynlık, küreselleşme ve din ilişkisi, karşılaştırmalı dinler ve dinler arası ilişkiler gibi alanlarda  yaptığı birçok çalışması yurtiçi ve yurtdışında yayımlanmış, bazı eserleri çeşitli dillere çevrilmiştir. Eserlerinden bazırları şunlardır: Ş. Gündüz, The Knowledge of Life. The Origins and Early History of the Mandaeans and Their Relation to the Sabians of the Qur’an and to the Harranians, Oxford University Press 1994 [256s.] Ş. Gündüz, Sâbiîler Son Gnostikler, Ankara: Vadi 1995 [213s.] Ş. Gündüz, E. Sarıkçıoğlu, Y. Ünal, Dinlerde Yükseliş Motifleri, Ankara: Vadi 1995 [135s.] Ş. Gündüz, Din ve İnanç Sözlüğü, Ankara: Vadi 1998 [468s.] Ş. Gündüz, Mitoloji ile İnanç Arasında. Ortadoğu Dinsel Gelenekleri Üzerine Yazılar, Samsun: Etüd 1998. Ş. Gündüz, Pavlus: Hıristiyanlığın Mimarı, Ankara: Ankara Okulu Yayınları 2001 [272s.] Ş. Gündüz, Dinsel Şiddet: Sevgi Söyleminden Şiddet Realitesine Hıristiyanlık, Samsun: Etüt 2002. Ş. Gündüz, M. Aydın, Misyonerlik: Hıristiyan Misyonerler, Yöntemleri ve Türkiye’ye Yönelik Faaliyetleri, İstanbul: Kaknüs 2002 Ş. Gündüz, Küresel Sorunlar ve Din, Ankara: Ankara Okulu Yayınları 2005 [223s]. Ş. Gündüz, Misyonerlik, Ankara: DİB Yayınları 2005 [120s] Ş. Gündüz, Anadolu’da Paganizm: Antik Dönemde Harran ve Urfa, Ankara: Ankara Okulu Yayınları  2005 [144s.] Ş. Gündüz, Cafer S. Yaran (editör), Change and essence: dialectical relations between change and continuity in the Turkish intellectual tradition, Washington: RVP Pres 2005 Ş. Gündüz, Hıristiyanlık, İstanbul: İSAM Yayınları 2006. Ş. Gündüz (editör), Yaşayan Dünya Dinleri, Ankara: Diyanet İşleri Başkanlığı 2007 [605s.]

devamını oku
 

Sonpeygamber.info'yu Takip Edin