Sonpeygamber.info
Yazarlar
 

CEMEL VAK'ASI: Düşmanı Olmayan Savaş

Peygamber nur yüzünü Yaradan'a dönüp bu dünyadan ayrıldığında, o henüz gencecik bir kadındır. Allah Resûlü'nün her gününde, en yakın dostu sıfatıyla babasının ve sevgili eşi olarak da kendisinin yığınla hatırası yer almaktadır. Hayatının her anına sinmiş kesif bir Peygamber kokusu barındırmaktadır Hz. Âişe.

Peygambere vahyin zaman zaman hanesinde indiği; onun güzel ahlakına gizli ve aşikar her haliyle muttali olabilmiş şanslı bir kadın. Resûl'ü sevmiş; Resûl tarafından da derinden sevilmiş, el üstünde tutulmuş gözde bir eş.

Ancak bu lezzet ve ayrıcalık dolu yıllar uzun sürmüyor. Kader onları erken ayırıyor. Âişe'nin hayatında derin bir boşluk ve Sevgili'siz geçecek uzun bir hayat yolculuğu başlıyor. Bedeninden varettiği cocuklara değil ama, tüm inananlara annelik edeceği uzun yıllar. Bu süreçte Âişe, her ne kadar kendisini erkeklerin ve erkekliğin geleneksel olarak egemen olduğu bir toplumda, genç bir kadın olarak sadece ilmî değil, toplumsal konularda da danışılan bir konuma çıkarmayı başarabilmişse de, derinden bir yalnızlık duymuştur hep. Can yoldaşının hayatında bıraktığı boşluk, aradan geçen her yıl daha da büyümüş; gençliğin dinamizmi, hırsı ve ateşi, yılların olgunlaştıramadığı bu yitiklik süzgecinden geçerken, geride, yavaş yavaş biriken bir öfke tortusu bırakmıştır. Şartlar elverdiğinde büyük bir yangına dönüşecek yakıtı, Âişe'nin vücuduna yükleyerek.

O sabah Mervân geldiğinde Âişe, zirvelerde öfke ile yarışmaktadır. Kardeşi Muhammed'in, halife Hz. Osman'ın evini muhasara altına almış olan topluluğun önde gelenleri arasında olduğunu duymuş; ilk halife Hz. Ebû Bekir'in oğlunun da aralarında olmasının bu taifeye haddinden fazla bir güç verdiğine inandığı için, onu kendisiyle birlikte Mekke'ye gelmesi yönünde iknaya çalışmış; ancak bunda başarılı olamamıştır.

 Hz. Âişe'nin Mekke'ye gitme hazırlıklarını duyan Hz. Osman, başkâtibi Mervân b. Hakem'i Âişe'ye göndermiş; kendisinin yoğun eleştirilerin hedefi haline geldiği bu kritik ortamda, "Müminler'in Annesi" olarak Medine'de kalmasının çok yararlı olacağını vurgulamış; Onu Mekke yolculuğundan vazgeçirmeye çalışmıştır. 

Öfkelidir Âişe. Önceleri herkes gibi memnuniyetini ifade ettiği Hz. Osman iktidarından, giderek daha fazla şikayet edenlerden olmuştur. İslâm coğrafyasının her köşesinden sık sık insanlar gelmiş; halifenin ve valilerinin uygulamalarını eleştirerek, müminlerin annesi olarak Onu halife ile aralarında aracı kılmak istemişlerdir. Âişe söz konusu eleştirileri halifeye iletmekle kalmamış; bunların muhtelif ortamlarda dillendirilmesine de ses çıkarmamıştır. Hatta zaman zaman kendisi de alenen bu konudaki tavrını net bir şekilde ortaya koymuştur. Üstelik halifenin bu eleştirileri dikkate almadığı yönündeki kanaatlere de iştirak ederek. Hz. Osman'ın süt kardeşleri olan Mısır ve Kûfe valilerinin azli konusunda halifeye yoğun baskılar yapan, Abdullah b. Mes'ûd ve Ammar b. Yâsir gibi ashabın önde gelenlerine karşı takınılan sert tavırlar nedeniyle de halifeyi istifaya çağıran Hz. Aişe, çok geçmeden Medine içindeki muhalefetin ana merkezlerinden biri haline gelmiştir.


Düşmüştür Âişe Mekke yollarına. Bir zamanlar kendilerine nefes aldırmayan Mekke'ye koşmaktadır şimdi soluklanmak üzere. Vahyin büyüttüğü hicret yurdu Medine buhran kusmakta; tersine bir hicret yaşanmaktadır Mekke'ye.

Öfkelidir Âişe. Etrafını kuşatan muhaliflerin pompaladığı menfi enerji, Onu da etkilemiştir. Bu yüzden bugüne dek kendisini dinlemediğini düşündüğü halifenin şimdi kendisinden yardım istemesinin tarihi önemine de aldırış etmez. Medine'den ayrılmamak suretiyle halifenin başına gelebilecek bir musibeti önleyebileceğini söyleyen Mervân, umudu kesmiştir artık Âişe'den. Zira haccın artık kendisine farz olduğunu söyleyen Âişe yol hazırlıklarını tamamlamıştır çoktan.

Bu amaçla Âişe'yi Mervân'dan başka elçiler de ziyaret etmiş; ancak kimse Onu bu yolculuktan vazgeçirememiştir. Düşmüştür Âişe Mekke yollarına. Bir zamanlar kendilerine nefes aldırmayan Mekke'ye koşmaktadır şimdi soluklanmak üzere. Vahyin büyüttüğü hicret yurdu Medine buhran kusmakta; tersine bir hicret yaşanmaktadır Mekke'ye.

Çok geçmemiş; Âişe'nin terkettiği Medine'den acı bir haber yayılmıştır tüm İslâm vilayetlerine: Müminlerin halifesi Hz. Osman katledilmiştir. Medine huzurunu yitirmiş; halk evlerine kapanmıştır. Halifenin şehâdet haberini, Âişe de hac dönüşü Medine yolunda almış; vurulmuştur kalbinden. Kaderi değiştirmeye kimsenin gücünün yetmeyeceğini çok iyi bildiği halde, halifenin "Medine'de kal!" ricasına uyması durumunda, "Sadece halifenin değil, tüm İslâm âleminin başına çöken bu musibet, birlikte kovulabilir miydi acaba?" sorusunu sormadan edememiş; geçmişte dile getirdiği tüm eleştirilere rağmen, bu sual olayların söz konusu noktaya geleceğini tahmin edemeyen Âişe'nin içini her geçen gün daha da kemirmeye başlamıştır. Sonunda pişmanlık ile karışık bir evham, Âişe'nin Osman'ı mazlûm ilan etmesine ve dolaylı olarak da yeni halife Hz. Ali'ye cephe açmasına yol açmıştır.

Medine'ye gitmek yerine Mekke'ye dönmüştür yeniden Âişe. Kendisi gibi bütün müminleri de derinden vuran bu yakıcı haberle. Herkes bir suçlu ararken suçluluk duymaktadır içten içe. Âişe de hedef okları arasındadır. Sağlığında Hz. Osman aleyhinde yaptığı eleştiriler, halifenin ölümünde Onun da bir payının olduğu şeklinde yorumların yapılmasına neden olmuştur. Yeniden yıkılmıştır Âişe. Muhalefet ile isyanın aynı şey olmadığını söylemiş; kendisinin hiçbir zaman isyana giden sürece dahil olmadığını ve bu yönde de ne bir tavsiye, ne de bir fetva verdiğini dile getirmiştir ısrarla. Dışarıda bu ithamlarla boğuşan, içeride ise sonuca ne ölçüde katkıda bulunduğu şüpheli kararının yol açtığı vehimlerin kemirdiği Hz. Âişe, bir kulağı Medine'de, yeni halife Hz. Ali'nin düzeni kurma çabalarına yoğunlaşmıştır artık. Çok geçmeden de Hz. Osman'ın katlinin pişmanlığıyla yanıp tutuşan İslâm toplumunun, tüm pişmanlıkları unutturacak adalet ihtiyacının sembolü haline gelmiştir. Katillerin bir türlü cezalandırılamayışının, Hz. Ali'nin aslında bozulmuş olan düzeni, daha büyük bir karmaşaya sürüklemeden ayakta tutma çabası nedeniyle henüz mümkün olamadığı görülememiştir bir türlü. Yeni halifenin, kendisini halife yapan bu taifeye bir vefa borcu olduğu, bu yüzden katillere dokunmadığı teması işlenmiştir haksızca, fitnenin teslim aldığı Medine'de.

Hz. Osman'ın mazlûm olarak öldürüldüğünü düşünenler ile bazı Ümeyyeoğulları mensuplarının halifenin intikamını almak ve Müslümanlar arasındaki ihtilafları gidermek üzere sığındığı isim, Hz. Âişe'dir artık. Müminlerin annesi, Hz. Osman'ın katillerini cezalandırmak ve Müslümanları içlerinde bulundukları fitneden kurtarmak amacıyla Basra'ya gitmeye ikna edilmiştir. Müslümanlar arasında barış ve huzurun Onunla temin edileceği yönünde güçlü bir inanç hâkimdir. Hz. Âişe de çıkışını, "iki mümin grup arasında savaş çıkması halinde, saldırgan tarafla Allah'ın hükmüne dönünceye kadar savaşılmasını ve taraflar arasında adaletin sağlanmasını" emreden âyetin (el-Hucurât Suresi 49/9) hükmüne dayandırmıştır. Aralarında kendi kardeşinin de yer aldığı topluluğun cezalandırılması ve iç savaşa son verilmesi için etrafında toplanan ordu ile Basra'ya doğru yola çıkan Hz. Âişe, Basra ve Kufe'nin ileri gelenleri ile yazışma ve konuşmalar yapmış; takvadan nasibi olmayan ve etraflarına büyük zararlar veren bu kişileri halkın tek başına kovmaya güç yetiremeyeceğine dikkat çekmiştir. Âişe, harp için değil, "Yüce Allah'ın ve Resûlu'nun küçük-büyük, kadın-erkek ıslah görevini yüklediği kimseler olarak" toplandıklarına vurgu yapmıştır hep.

Mü'minlerin annesinin deve üzerinde yönetmesi nedeniyle "cemel: deve" ile sembolize edilen bu çarpışma, İslâm tarih geleneğinde acı hâtıralar bırakmış; söz konusu hadise bilinçli bir tercihle "Cemel Savaşı" yerine, "Cemel Vak'ası" diye anılmıştır. Bu savaşın belki de en önemli sonucu, geride pişman ve gözü yaşlı taraflar bırakmış olmasıdır. Savaşan da, savaşılan da bin pişmandır.

Ancak Mekke'den 3000 dolayında bir kuvvetle yola çıkan Âişe'nin ordusu, henüz kazanılmamış bir zaferin ardından seçilecek yeni halife adayı konusunda çıkan tartışmalar yüzünden ordudan kopan Ümeyyeoğulları'nın geri çekilmesiyle Basra'ya ancak bin kişilik bir kuvvetle ulaşabilmiştir.

Bu arada söz konusu gelişmelerden haberdar olan Hz. Ali de kendi ordusuyla Medine'den yola çıkmış ve Basra yakınlarına gelmiştir. Hz. Âişe ile Hz. Ali arasında yapılan muhtelif yazışma ve müzakereler, bir çatışmanın önüne geçememiş; Medine'ye düşen kanı temizlemek için yola çıkan müminler, ne acı ki Basra topraklarında daha çok kanın akmasına sebep olmuştur.

Mü'minlerin annesinin deve üzerinde yönetmesi nedeniyle "cemel: deve" ile sembolize edilen bu çarpışma, İslâm tarih geleneğinde acı hâtıralar bırakmış; söz konusu hadise bilinçli bir tercihle "Cemel Savaşı" yerine, "Cemel Vak'ası" diye anılmıştır. Bu savaşın belki de en önemli sonucu, geride pişman ve gözü yaşlı taraflar bırakmış olmasıdır. Savaşan da, savaşılan da bin pişmandır.

Savaşın gâlibi Hz. Ali, müminlerin annesi Hz. Âişe'yi kardeşinin nezâretinde önce Basra'ya, ardından da on iki bin dirhem vermek suretiyle Basralı kırk kadınla birlikte Medine'ye uğurlamıştır. Ancak Hz. Âişe önce Mekke'ye uğramak istemiştir. Muhâsara günlerinde Allah'dan yardım için sığındığı bu kutsal topraklara, muhtemelen bu sefer nedamet gözyaşları bırakmak istemektedir. Zira birçok Müslüman'ın ölümü ile neticelenen bu hadiseleri yaşamaktansa, önceden ölmeyi tercih edeceğini sık sık dile getiren Hz. Âişe'nin, ileride bugünleri her hatırladıkça, baş örtüsü ıslanıncaya kadar göz yaşı döktüğünü kaydedecektir İslâm tarih kaynakları.


 

Yorumlar

 
Bu yazıya henüz yorum yapılmadı. İlk yorumu siz yapmak için tıklayın.

Dr. Nihal Şahin Utku

Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nden mezun oldu. 1996 yılında Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde “Abbâsî Devleti’nin Kuruluş Safhasında Abbasoğlu – Alioğlu İlişkileri” konulu yüksek lisans tezini hazırladı. Ardından aynı enstitüde “Kızıldeniz’de Denizcilik, Ticaret ve Yerleşim (VII. – XI. Yüzyıllar)” konulu doktora çalışmasını yaptı.(2005). Serbest araştırmacı olarak akademik çalışmalarına devam eden Utku, aynı zamanda İslam Tarihi alanında yazılar yazmakta, seminerler vermektedir.

devamını oku
 

Sonpeygamber.info'yu Takip Edin