Sonpeygamber.info
Yazarlar
 

İsimler Bağ Kurmak İçindir...

"Allah'ın güzel  isimleri" -Esmâ-i  Hüsnâ-  kulun  Rabbiyle ilişkisinin eksenlerini oluşturur. Bu yüzden, Esma-i  Hüsnâ'nın kuru kuru ezberlenecek bir liste olduğunu düşünmek ciddi bir hatadır; Esma-i Hüsnâ'ya olan ihtiyacımızın körelmesi demektir. 

Bir şeyi isimlendirmek,  kendimizi onunla ilişkilendirme yoludur. İsimlendirmediğimizin varlığının farkında değilizdir; haliyle aramızda bir nisbetin kurulması da söz konusu olmaz.  "Allah'ın güzel  isimleri" -Esmâ-i  Hüsnâ-  kulun  Rabbiyle ilişkisinin eksenlerini oluşturur. Bu yüzden, Esma-i  Hüsnâ'nın kuru kuru ezberlenecek bir liste olduğunu düşünmek ciddi bir hatadır; Esma-i Hüsnâ'ya olan ihtiyacımızın körelmesi demektir. Üveys-el Karanî'nin ünlü tefekküründe olduğu gibi, insan Esmâ-i Hüsnânın anlam eşiğinde kendini yeniden tanır, tanımlar: "Ya Rab, sen Rezzaksın ben ise merzuk. Sen Halıksın, ben ise mahlûk..."  Demek ki, merzukiyetini yani rızıklandığını anlamayan Rezzak ismini anlayamaz. Halık ismini bilen de mahluk olduğunu, her an yeni baştan yaratıldığını idrak eder. Rezzak-merzuk ekseni, Halık-mahluk ekseni, Rabb-abd ana eksenini zenginleştirir, besler, büyütür, çoğaltır, çeşitlendirir.  "Allah bir de Rezzakmış..." deyip rezzakiyeti kendi varlığından dışarıda bir yerde arayarak, kaç tane Rezzak kaç sevaba denk gelir diye meraklanarak,  anlamından habersiz bir takım sözler gibi diline, Esmâ'yı ezber yahut zikir yapmak, bal kavanozunu dışarıdan yalamaya benzer.  Hakîm ve Rahîm olan Rabbimiz, bizi bize lâzım olmayan şeylerle niye meşgul etsin ki?

Esmâ-yı Nebî'yi de aynı şekilde değerlendiriyorum. Peygamberi, ünvanları ekseninde tanıyarak, O'nunla ilişkimizi, O'na olan ihtiyaç kanallarımızı yeniliyoruz, yeniden fark ediyoruz. Bu konuda, tefekkürümün ve Kur'ân'a muhataplığımın üstadı olan Risale-i Nur'un Allah'ı da, Peygamber'i de, Kur'ân'ı da,  metin içinde zikrederken hiç rastgele zikretmediğini belirtmek isterim. Her kelime, her isim, her unvan bir hikmetin aktarımı, anlaşılması, üretilmesi için bir fırsatsa, o bahiste zikredilmeyi hak eden kelime yerine bir başka kelimeyi kullanmak zulüm olur.  Her cümle bir bağlamla gelir, o bağlam ise bizi zikredilene (Allah'a, Rasûlüne, Kitabına) ayrıca bağlar, değil mi?

Esmâ-yı Nebî  konusunda, Esmâ-i  Hüsnâ'da olduğu kadar belirgin bir mutabakat görünmüyor  ama, en azından, Ahmed, Muhammed, Mustafa, Müddessir, Tâ-Hâ, Yâ-Sîn gibi ünvanların anlamları ve farkları üzerinde durmuş olmakla, O'nu biraz daha yakından tanımaya, aramızda olması gereken bağı biraz daha yenilemeye fırsatımız olur diye düşünüyorum...


 

Yorumlar

 
M.A.D
M.A.D13.04.2015

ESMASI HÜSNA OLANIN ZİKRİNİ HER DEM GÖNÜLLERDE DUYMAK DUSIYLA.....

13.04.2015

 

Senai Demirci

1964, Samsun doğumlu.  1990’da Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesini bitirdi. Öğrencilik yıllarında başladığı yazı hayatını sayıları 30’a yaklaşan kitapların yazarı olarak sürdürüyor. Kendi adına kurduğu Dr. Senai Demirci Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi ve Okul Öncesi Eğitim Kurumu’nda eğitim çalışmaları yapıyor. Çeşitli radyo ve televizyon programlarının yapımcılığını ve sunuculuğunu yapan Senai Demirci, Sonpeygamber.info’nun çalışmalarına düzenli olarak katkıda bulunuyor.

devamını oku
 

Sonpeygamber.info'yu Takip Edin