Sonpeygamber.info
Mukabele: Anlam Sağlaması
 

Kadir: Sabahın Annesi

Mukabele; Kitâb’ın içinde kastedilen hakiki anlama oranla -bizim bu güne kadar anlayabildiğimiz Kitâb’ı- karşılaştırarak bir yerde anlam sağlamasını yaparak okumak ve henüz anlayamadığımız hakiki Kitâb’a bakarak “kitapçıklarımızı” yenilemek gibidir. Gerçek bir mukabele hem bugüne kadar Kitap’tan anladıklarımızın doğru olup olmadığını, hem de buna bağlı olarak yaşadığımız hayatın gerçekten de Kitaplı olup olmadığını sorgulama imkânını verir.

Bu Ramazan,  hayatımız bir kez daha sakinleşecek ve bir kez daha durulacak az da olsa.

Baştan sona okumalarla hayatı yeniden daha doğru anlamanın ve yaşamanın zamanı olsun.

Bildim; “o gece” benim. Bildim; ben bir sabahın arefesiyim. Ben bir baharın öncesiyim. Kurtuluşların eşiğiyim. Alnıma ışıklar çizili benim. Nefeslerim teselli kokacak yakında. Dudağımdan huzur sızacak az sonra. Hecelerimden altın sütunlar kurulacak. Sesim gümrah nehirlere katışacak.

Elbet Biz o [Söz]ü kadir-kıymet gecesinde indir[meye başla]dık.

Sevdim kaderimi. Ummazdım bu kadarını. Hesap edemezdim. Konuşmaya değer bulmuşsun beni. Benmişim “Söz dinler” dediğin. Dil dökmeye değer gördüğün. “Belki adam olur” diye ümit bildiğin. “Ne halin varsa gör!” diyebilirdin. Demedin. Sözünü esirgemedin. Söyleşine kattın. Sohbetine kabul ettin. Bir ömürlük geceme güneş vaad ettin. Lâl geceme Söz hilâli indirdin.

Elbet Biz o [Söz]ü kadir-kıymet gecesine indir[meye başla]dık.

Ben olmalıyım “o gece.”  Sabahından ümidini kesmiş. Kendi karanlığına hapsolmuş. Güneşten nasibini yok saymış. Bakışı kara perdelere dolanmış. Ötelere küsmüş. “Belki sonra…” diyemez olmuş. Beklentisi kalmamış. Hep gece/de kalacağına kanmış. Gün doğumunu ufkuna çok görmüş. Eteğine sabah aydınlığı yakıştıramamış. Kendi kadri kıymetini bilmemiş. Değersiz olduğuna inandırılmış. Yalnızlığına bürünüp kalmış. Karanlığı yırtmaktan korkmuş. Düşürmüş elinden ümitleri. Alnına ışık değmez sanmış. Sehere hamile olduğunu inkâra kalkmış. Fecrin annesi olacağına inanamamış.

Bilir misin o kadir-kıymet gecesi nedir?

Bildim; “o gece” benim. Bildim; ben bir sabahın arefesiyim. Ben bir baharın öncesiyim. Kurtuluşların eşiğiyim. Alnıma ışıklar çizili benim. Nefeslerim teselli kokacak yakında. Dudağımdan huzur sızacak az sonra. Hecelerimden altın sütunlar kurulacak. Sesim gümrah nehirlere katışacak.

O gece, benim. Ey kadrimi bilenim. Senin terazinde tartılmaya değerim. Anladım; ben Senin kıymetlinim. Kadrimi bilmeye eğildin. Toprağıma kazmak için seslenişin. Kalbimi kalıbımdan öteye geçirmektir dileğin.

O kadir-kıymet gecesi, bin aydan/bir ömürden daha hayırlıdır.

Ah, nasıl unuttum. Her gece bir tanedir. Birbirine eklenmez geceler. İlk ve sondur. Tekrarı yoktur; yinesi. Bir dahası olmaz. Bin gecelik yamaçların zirvesidir... Sıralı değildir geceler. Bu gece bir ömrün hasılasıdır. Ömür dediğin sadece bu gecedir. Dünü yok, sonrası hiç gelmeyecektir. Bir ömürlük hatıraların göğsünden emzirilir bu gece. Bir ömre bedel hayallerin kucağında nazlanır. Bir ömrü bu gecenin kadrini bileyim diye geçirdim.

Bilir misin o kadir-kıymet gecesi nedir? O kadir-kıymet gecesi, bin aydan/bir ömürden daha hayırlıdır.

Şu ömür gecemde bin ömürlük ümit saklıdır. Ömür gecemden sonsuz gündüzlere kapılar aralanır. Kıymetini bilirsem, şu dar gece sonsuz genişliklere açılacaktır. Cevherini işlersem, ömür sermayem sonsuz değer kazanacaktır. Kalbine dokunursam şu fenadan ebed doğacaktır. Özüne inersem şu ince filiz ağaç olacaktır. Diplerine uzanırsam, bu deryadan ince mercan taşacaktır.

Elimin yetişemeyeceği yerlerden teselliler indiriyorsun kalbime. Gözümün göremeyeceği ufuklardan müjdeler ulaştırıyorsun. Sağır duvarların ardından sesinin şavkı duyuluyor. Ümitlerimi soğuran siyahın bağrını yırtıyorsun. Bir mavi tebessüm. Bir ışıltı seferi.

Melekler ve Ruh o gecede, Rablerinin izniyle her türlü iş için iner de iner.

Ele avuca gelmez gök meleği heceler koyuyorsun avuçlarıma. Melek kanatları dolduruyorsun ufkuma. Göklü telaşların telek uğultularını duyuruyorsun. Arzın tozunu kaldırıyorsun. Uğursuz uyuşuklukları kırıp döküyorsun. Anlamsız sessizlikleri yakıp geçiyorsun. Şu yabancı ıssızlığı, somurtkan ketumluğu istemiyorsun. Ruh üflüyorsun sözüme. Varlığıma anlam yüklüyorsun. Duruşuma hayat bahşediyorsun. Meyveler indiriyorsun nefeslerimin dal uçlarına. Tomurcuklandırıyorsun ifadelerimi. Sancılarımdan yeni hayatlar doğuruyorsun. Nefesime hitabının neşesini sarıyorsun. Dil değmemiş anlam pınarları dokunduruyorsun dudaklarıma.

Elimin yetişemeyeceği yerlerden teselliler indiriyorsun kalbime. Gözümün göremeyeceği ufuklardan müjdeler ulaştırıyorsun. Sağır duvarların ardından sesinin şavkı duyuluyor. Ümitlerimi soğuran siyahın bağrını yırtıyorsun. Bir mavi tebessüm. Bir ışıltı seferi.  Bir yakınlık busesi. Sıcacık tanışıklık işmarı. Göz kırpıyorsun. Taşları düşüyor hisarların. Işığa açılıyor gözlerim.

Selam[ın] gelir, ta tan ağarıncaya kadar

Gecemi sabah etmeye yeminlisin. Fecir doğurmaya kararlısın bu gece sancısından. Kışımı bahar edinceye dek yanımdasın. Çamurlu yüzümü yıkamaya geliyorsun. Düştüğüm yerden kaldırmak için el uzatıyorsun. Utanıp da göz atamadığım derinlerimden inciler çıkarıyorsun. Kiri pası döküp yanaklarımdan, gamzelerimin ışıltısıyla, gözlerimin sevinciyle tanıştırmak istiyorsun beni. Ayna tutuyorsun mahcup yüzüme. Beni bana anlatıyorsun. Açıyorsun içimin dehlizlerini. Korkulu karanlıklarıma ışık tutuyorsun.

Selamdır [Sözün] şu geceyi sabah etmeye [yeter]

Kara duvağı açılıyor varlığın. Dünya ötelerin ufkuna taşınıyor. Cılız nefeslerim nur potasına akıyor. Yalnızlık gömleğim yırtılıyor. İniyor Söz. Yukarıdan aşağıya. Benim için hazırlanmış “üst raflar”dan haber alıyorum. Benim için bekletilmiş söz yağmuru yağmaya başlıyor. Can toprağım serin dokunuşlar duyuyor. Uyuyan tohumlarımın kabuğunu merhamet vuruşları yarıyor. Işığa, sabaha, neşeye, huzura, çoğalmaya, tebessüme doğru açılıyorum.

Gökten yere. Ulaşamayacağım uzaklardan. Tenezzül ediyorsun. Aklımın hizasına eğiliyorsun. Kırık dökük sözlerimi topluyorsun. Kesik nefeslerimi onarıyorsun. Yaralarıma gül ekiyorsun.

Elbet Biz [seni] kadir-kıymet gecesinde indir[meye başla]dık.

Beni buluyorsun. Biliyorsun beni. Beni bildiğini bildiriyorsun. Kadrimi bildiğini haber veriyorsun. Kıymetli olduğumu hatırlatıyorsun. Gözden düşmeme razı değilsin. İçimde saklı cevheri uyandırıyorsun. Ümit aramaktan yorulmuş kanatlarımı Söz’ünün arzına indiriyorsun. Şu dünya gecesinin siyahına bir hilal kavsi gibi indiriyorsun beni. Yüzüme fecrin ışığını yazıyorsun.

Bildin mi kadir-kıymet gecesi nedir? Bildin mi?

Bu yazı Sonpeygamber.info için kaleme alınmıştır.
 

Yorumlar

 
Burcu Kayadayı
Burcu Kayadayı22.07.2014

Hocam, bu yazınızı okuduğumda kalbime inşirah yağmurları yağdı.

22.07.2014

 

Senai Demirci

1964, Samsun doğumlu.  1990’da Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesini bitirdi. Öğrencilik yıllarında başladığı yazı hayatını sayıları 30’a yaklaşan kitapların yazarı olarak sürdürüyor. Kendi adına kurduğu Dr. Senai Demirci Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi ve Okul Öncesi Eğitim Kurumu’nda eğitim çalışmaları yapıyor. Çeşitli radyo ve televizyon programlarının yapımcılığını ve sunuculuğunu yapan Senai Demirci, Sonpeygamber.info’nun çalışmalarına düzenli olarak katkıda bulunuyor.

devamını oku
 

Sonpeygamber.info'yu Takip Edin