Sonpeygamber.info
Yazarlar
 

Maah Ey!

Hadis 11:

"Oruç kalkandır."

 

Susuzlukların ırmak olduğu günümüze kutla geldin, hoş geldin ey! Zamanlar güzeli ey, kut yağdırmaya bahçemize hoş geldin! Mü'minleri handân; mücrimleri giryan edendin sen! Ve şeytanı sûzân; inkarcıyı perişân edendin!.. Hoş geldin!..

Çağlar vardı, zamanlar akmıştı, yaratıkların en şereflisi üzerine fazilet aydınlığıyla doğarak gelirdin; hem acıları sevince boğarak gelirdin... Hoş geldin!..

Gufranımızdın, bağışlanmamızdın... Hoş geldin!.. Kitab'ımız, sadakamızdın... Hoş geldin!.. Selamımız ve salavatımızdın... Hoş geldin!..

Gel ey, yeniden gel eskisi gibi... Yol çatını bekleyen çobanlar çeşmesi gibi ak yolumuza; şehrin sebillerinden süzülen inkisarlarımızı yıka bir bir. Aydınlığında terk edelim şaşırmışlığımızı, ve ışığında arayalım kaybettiğimiz cevherleri incimercan. Işıt içimizi ve bir pula satılan dilberlerimiz geri dönsün artık. Rakkase kasidelerde vatan tutalım biraz ve vatan kasideleri rakkaselerce dönsün meydanları akşam, sabah. Sersefil mahmurluklarda yitirilen alnı açık mahkumlar kurtulsun prangalarından, hücreleri aydınlatsın maaheyler (mahyalar) bir bir ve infazını bekleyen beyaz karanfiller kaldırsın yüzlerini masum sahurlara. Canevinden vurulan medhiyeler karışsın imsaklara ve ipeksi kaldırımlarda ölen sokaklara iftar çadırları kurulsun.

Gel ey, gel de, erteye gün ışığı bırakmayan gecelerin hâtimesi, günlerin girizgahı ol. Yâdı dudaklarımızı kanatan hasretleri bitir içimizde ve falcılar kırsın fincanlarını artık, çalgıcılar tellerini koparsın sazlarının. Siyah perdelerini kapatarak hasretin, nihavendi meftun eden ruhlarımızda sabâlar okunsun. Zulmeti aşıp gelen bengisu pınarlarından içelim zigguratlarda mumyalanıp kalan doludizgin muradlarımızı ve bermurad kalalım bir nefesçik olsun. Büyülü akvaryumlarda mestane balıklar dönsün kutlu gelişin aşkına, ve kadir kıymet bilenlere aşk olsun.


Cihânârâ cihân içindedir arâyı bilmezler
O mâhîler ki derya içredir deryâyı bilmezler

Hatırası kora dönmüş uzak bayramların gülümseyişleriyle tutup ellerimizden iftar sevinçlerine karıştır aminlerimizi; çoğalttıkça çoğalt tazarruları gül dudaklarda. İki sevinç arasında, bunda ve ötede müjdelenen iki sevinç arasında bir alev gibi yak ruhumuzu ve bir anda yansın amel defterlerimizin kara sayfaları. Azrail tabaklarımıza bırakmadan ölümü hakiki oruçların iftarına ulaştır bizi. Terk ettiğimiz nimetlerini iftar sofrasında melekler koysun önümüze ve gönül kandilinin pasını temizlesin feriştehler. Riya desenlerinden arındırdığın nur hil'atlerini giydir seherlerde bize de, isterse ramazan hilalince arıklaşsın bedenlerimiz, gel ey!..

Fecirden başlayarak ta güneş batıncaya kadar sevda seherinden aşk pazarlarına düşelim çiçeksiz balların arısı gibi; ve güzeller zülfünün perçem tellerinde açalım gönül nergislerinin sarısı gibi. Tenha sokaklarda oruçsuz ve neşesiz koyma zamanı ve dağların yamaçlarında eserken gurub, uyuyan yelkenlilerimizi uyandır. Yakınında duralım zeytin dallarının ve bir zeytin ile varalım kırkıncı kapıya. Aynı dakikada düğümlenen zamanı paylaştır aramızda; aynı düğümde bağlanalım İrem denklemlerine. Süzülmüş benizlerle çarşıdan dönen şehzadeler söylesin son şarkısını özlemle kadirlerin ve nefesi gül kokan çocuklar okusun son medhiyesini hasretle bayramların. Gülabdanlardan dökülsün ellere cedlerin bereketi ve Var Eden'e ulaşsın ıtırlar iklim iklim, kuşak kuşak.

Onbir ayın sultanı, onikincim; muradım, mutluluğum, hoş geldin!.. Çifte sevince tek nimet; iki güzele bir âşık; gel, iyileştir içimizdeki yarayı...

Mah ey! Aydınlat kara düşüncelerimizi, barış getir, esenlik serp dünyamıza. Çığlıklar feryâda karışmasın çağında, mazluma imdâd, mü'mine dâd erişmesin hem!.. Gülümse bize.
 

*Muvatta I, 310; Müsned I, 195; Sünen (Darimî) I, 347; Sünen (Ebu Davud) II, 412

 

Yorumlar

 
Bu yazıya henüz yorum yapılmadı. İlk yorumu siz yapmak için tıklayın.

Prof. Dr. İskender Pala

1958, Uşak doğumlu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ni bitirdi (1979). Divan Edebiyatı dalında doktor (1983), doçent (1993) ve profesör (1998) oldu. Divan Edebiyatı’nın halk kitlelerince yeniden sevilip anlaşılabilmesi için klasik şiirden ilham alan makaleler, denemeler, hikâyeler ve gazete yazıları yazdı. Düzenlediği Divan Edebiyatı seminerleri ve konferansları geniş kitleler tarafından takip edildi. “Divan şiirini sevdiren adam” olarak da tanınan İskender Pala, Türkiye Yazarlar Birliği Dil Ödülü’nü (1989), AKDTYK Türk Dil Kurumu Ödülü’nü (1990), Türkiye Yazarlar Birliği İnceleme Ödülü’nü (1996) aldı. Hemşehrileri tarafından “Uşak Halk Kahramanı” seçildi. Babil’de Ölüm İstanbul’da Aşk, Katre-i Matem ve Şah&Sultan adlı romanlarının baskıları yüz binlere ulaştı, pek çok ödül aldı. Evli ve üç çocuk babası olan Pala, halen Uşak Üniversitesi öğretim üyesidir.

devamını oku
 

Sonpeygamber.info'yu Takip Edin