Akademik
Siyer Atölyesi
 

Siyer Atölyesi 2012 Sona Erdi

Sonpeygamber.info Web Portalı’nın "Türkiye'de Çocuklara Yönelik Siyer Çalışmaları" temasıyla gerçekleştirdiği Siyer Atölyesi 2012, 21-22 Nisan tarihlerinde Meridyen Derneği'ndeki oturumların ardından tamamlandı.

Açılış konuşmasını, Meridyen Derneği Başkanı Saliha Büyükdeniz’in yaptığı Siyer Atölyesi’nde ilk oturumun konusu, "Türkiye'de Dinî Çocuk Yayıncılığı"ydı. İlk konuşmayı yapan oturum başkanı Fatma Ekinci; çocuklara yönelik siyer çalışmalarının dilsel, bilişsel ve pedagojik açıdan çok büyük önem arz ettiğine, yazılan her metnin çocuklara göre olamayacağına ve çocukların ilgi ve ihtiyaçlarına cevap vermeyen çalışmaların faydadan çok zarar getireceğine değindi.

Fatma Ekinci’nin ardından söz alan Prof. Dr. Yaşar Kandemir; "Çocuklar İçin Dinin Anlatımı" başlıklı tebliğinde, çocuklara yönelik siyer çalışmalarına başlama hikâyesini anlattı. Bu alana yönelik çalışmalarda isimlendirmenin önemine de değinen Kandemir, çocuklar için siyer hazırlarken seçilen kitap isimlerinde çocukların kolayca benimseyebileceği “Peygamberim” gibi ifadelerin geçmesi gerektiğini belirtti.

Oturumda ikinci olarak söz alan Dr. Melike Günyüz "Türkiye'de Çocuk Edebiyatı Üzerine Bazı Değerlendirmeler" başlıklı tebliğinde uluslararası standartlarda bir çocuk edebiyatı kuramamamızı, devlet kontrolündeki çalışmaların “ideal gençlik” yaratma çabasıyla ilişkilendirdi. Üniversitelerdeki Çocuk Edebiyatı derslerine de değinen Günyüz şunları kaydetti: “Çocuk Edebiyatı dersleri veren hocaların bu alandaki yeterlilikleri tartışmalıdır; çocuk edebiyatında sadece eğiticilik değil, estetik de aynı ölçüde önemlidir. Anne-baba ve öğretmenler, çocuklarına ne okuttukları konusunda hem görevleri gereği hem ontolojik olarak sorumludurlar.”

Siyer Atölyesi 2012'de ilk oturumun üçüncü konuşmacısı Meryem Akbal, "Medyada Çocuklara Dinin Anlatımı" başlıklı tebliğinde değerler eğitimi üzerinde durarak Hz. Peygamber’in şahsiyet ve davranışlarının, bugün de değerler eğitimi için önemli bir unsur olduğunu; O’nun çocuklara Allah sevgisi aşıladığını, onları düşmanlıktan sakındırıp merhamete yönlendirdiğini bildirdi. Akbal ayrıca medyanın, çocuklara ahlaki değerlerin kazandırılmasında büyük bir rolü olduğunu da sözlerine ekledi.

Siyer Atölyesi 2012’ye "Medyada Çocuklara Yönelik Programlara Dair Genel Bir Değerlendirme" isimli tebliğiyle katılan Selahattin Güven, medyada çocuklara yönelik zararlı yayınlar karşısında RTÜK tarafından yürütülen çalışmalar konusunda bilgiler verdi ve çeşitli televizyon kanallarında ahlaki değerlerin aktarımı sırasında seçilen yöntemin, kötülüğü öğretmek gibi olumsuz sonuçlar da doğurduğunu bildirdi.

Siyer Atölyesi 2012'nin ikinci oturumu çocuklara ayrılmıştı. Esra Ceceli başkanlığında gerçekleştirilen oturumda 9-12 yaş aralığındaki çocuklar, Ceceli’nin kendilerine sorduğu sorular ışığında, zihinlerindeki Peygamber’i anlattılar. Çocuk katılımcıların verdiği cevaplar zaman zaman bir büyüğün sözleri kadar derinlikliydi.

Siyer Atölyesi 2012’de günün son oturumu, Emine Eroğlu başkanlığında gerçekleşen "Türkiye'de Çocuklara Yönelik Dini Yayıncılık ve Siyer Çalışmaları" başlıklıydı.

Üçüncü oturumda ilk sözü alan Elif Konar "Çocuklara Yönelik Dinî Yayıncılıkta Dil, Üslup ve Estetik Sorunları" isimli tebliğinde, Türkiye'de dinî çocuk yayıncılığının dünü ve bugünü hakkında bütünlüklü bir bakış açısıyla bilgi verdi. Dinî yayıncılıkta çocuklara, fıtrattaki özün, yaşadığımız dünyanın diliyle anlatıldığını belirten Konar; estetik ve görsellik konularında da şunları kaydetti: “Dinî yayınların, çocukların ilgisini çekmesi için görsel tasarım ilkelerine riayet edilmesi ve bu alanda çalışan ressamların siyeri iyi bilmesi, çocukları iyi tanıması gerekir.”

"Çocuklara Yönelik Siyer Yazımında Psikolojik ve Pedagojik Faktörler" başlıklı tebliğinde, siyer çalışmalarında hangi yaş grubuna nasıl hitap edilebileceğini aktaran Fatma Şengül, bu tip eserlerde çocuk sahabelerin, mesela Hz. Enes (ra)'in dilinden bir anlatımın, başarı sağlayacağını belirtti. Şengül ayrıca çocuklara yönelik siyer çalışmalarında ayrıntılı savaş sahnelerinin yerine Hz. Peygamber'in ahlakının daha geniş yer tutması gerektiğini savundu.

Siyer Atölyesi 2012’ye BİSAV Çocuk Edebiyatı Atölyesi adına katılan Ümit Yaşar Özkan, “Cumhuriyet Dönemi Çocuk Siyerleri: Biçim ve İçerik Açısından İnceleme” isimli sunumunda dönem içinde yazılan yüz siyer arasından seçilen otuzunun BİSAV Çocuk Edebiyatı Atölyesi tarafından yapılan incelemesinin sonuçlarını aktardı.

"Siyer'in Çocuk Dilinde İnşası" konulu tebliğiyle Sevde Sevan Usak, çocuklara yönelik siyer kitaplarında kurgunun, etkinliklere fırsat tanıması gerektiğini; çocukların etkinliklerle ilerleyen kitaplara daha çok ilgi duyduğunu kaydetti. Usak ayrıca çocukların zihnine yerleşmesi istenen bilgilerin belirlenip, kurgunun o prensipler üzerinden inşa edilmesinin faydalı olacağını belirtti.

Siyer Atölyesi 2012’nin üçüncü oturumunda son konuşmacı Alpaslan Durmuş'tu. "En Sevdiklerinin Acısını Göğsünde Taşıyan Bir İnsan - Hz. Peygamber, Çocuk Kitaplarında Nasıl Anlatılıyor?" başlıklı tebliğiyle Durmuş, çocuklara hitap eden siyer çalışmalarında duygu unsurunun çok yetersiz olduğunu savundu. Durmuş, yayımlanmış çocuk siyerlerini ele aldığı tebliğinde bu unsura hiç yer vermeyen eserlerin yanında başarılı şekilde yer veren eserlerden de örnekler sundu.

 

Atölye çalışmasının ikinci gününde sabah oturumunun (dördüncü oturum) konusu "Çocuklara Yönelik Siyer Çalışmalarının Problem Alanları"ydı. Başkanlığını Dr. Melike Günyüz’ün yaptığı oturum, Özkan Öze’nin "Çocukta Allah ve Peygamber Tasavvurunun Oluşumu Bağlamında Mevcut Siyerlerdeki Peygamber Anlatımı" tebliğiyle başladı. Öze, konuşmasında siyerin çocuklara sarsılmaz bir iman sağlamak işlevini yerine getirmesi gerektiğini vurgularken çocuklara hitap eden siyer çalışmalarının en büyük probleminin kuru, renksiz ve özensiz üslup olduğuna dikkat çekti.

"Mucize ve Fantastik: Çocuk Zihninde Nasıl Ayrım Yapılabilir?" isimli sunumuyla Gönül Yonar, fantastik kitapların çocuk zihni üzerindeki zararlı etkilerini ve bu bağlamda mucize kavramının yanlış anlaşılmasını irdeledi. “Siyeri çocuklara anlatırken öğrettiklerimizi somut hale getirmeliyiz” diyen Yonar, çocukların akidesini sarsacak fantastik türdeki kitapların da yayınevlerinin masalarında beklediği tehlikesini vurguladı.

Tubanur Saraçoğlu "Çocuk Siyerlerinde Kaynak Kullanımı ve Bilgi Hataları"na dair tebliğinde, çocuklar tarafından yanlış anlaşılarak itikadi noktada sıkıntılar çıkarabilecek mevzuların çocuk siyerlerine yerleştirirken özenli davranılması lüzumuna dikkat çekti ve bu çalışmalarda faydalanılacak rivayetlerin seçimi konusunun uzmanlık gerektirdiğini belirtti.

Tubanur Saraçoğlu'nun tebliğini müzakere eden Prof. Dr. Adem Apak; yalnızca kitap fuarlarında satılmak kaygısıyla yazılan siyer kitaplarını ve bazı siyer çalışmalarında Kur’ân-ı Kerîm’den ayetler bulunmamasını eleştirdi. Apak ayrıca siyerlerde Cahiliye Devri'nin de ayrıntılı şekilde anlatılması gerektiğini, “o dönemi bilmek, Kur'ân'ı anlamak demektir” cümlesiyle temellendirdi.

Çizer Osman Turhan "Tasvir Yasağı Çerçevesinde Siyer Çalışmalarındaki Çizimler" başlıklı tebliğinde yayıncıların, yazarlar konusunda gösterdiği hassasiyetleri çizerler konusunda da göstermesi gerektiğini vurguladı. Turhan, İslam’da tasvir konusuna kendi yaklaşımını da “ben çizim yaparken sureti değil manayı resmediyorum” cümlesiyle açıkladı.

Fatih Okumuş; Osman Turhan’ın tebliğini müzakere ettiği konuşmasında, İslam'daki tasvir yasağının, sanatçıların soyut alana kaymasını sağladığına, bunun çağrışımlar konusunda zenginlik getirdiğine dikkat çekti.

Başkanlığını Prof. Dr. Mehmet Zeki Aydın’ın yaptığı "Siyer, Çocuklara Nasıl Anlatılıyor" konulu beşinci oturumun ilk konuşmacısı Ayşe Pehlivan, "Çocuk Dergilerinin Siyer Bölümleri Hakkında Değerlendirme" isimli sunumunda; çocuklara bilginin sadece hayallere dayanarak sunulmasının, ileriki yaşlarda gerçeği öğrenen çocuğun düşünce dünyasını alt-üst edeceğini savunarak siyerin, küçük yaşlardaki muhataplarının fıtrî yapısına uygun şekilde anlatılması gerektiğini kaydetti. Pehlivan ayrıca Kur'ân-ı Kerîm'in anlattığı Peygamber’in tam da çocuklara göre olduğunu vurguladı.

Dr. Faruk Görgülü; Ayşe Pehlivan'ın tebliğini müzakere ettiği konuşmasında, Hz. Peygamber'i anlatırken bilgiyi bir kenara bırakıp duygusallığa kapılmanın, O'nu dengeli bir şekilde anlatmak gerektiği hususuna uygun düşmediğini belirtti.

Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi kitaplarının yazım komisyonunda görevli olan Yrd. Doç. Dr. Ahmet Ekşi ise "Din Kültürü Kitaplarının Siyer Bölümleri Hakkında" isimli tebliğinde; ders kitaplarında yer alan siyer bölümleri mutlaka sağlam kaynaklara dayandığını bildirmesinin ardından “Hz. Peygamber'in ismini duyduğu zaman ağlayan değil aynı zamanda O'nu anlamaya çalışan öğrenciler yetiştirmek istiyoruz” sözleriyle bu ders kitaplarını hazırlarken varılmak istenen hedefi vurguladı.

Ahmet Ekşi'nin tebliğini müzakere ettiği konuşmasında Prof. Dr. Mehmet Zeki Aydın; Hz. Peygamber'in ismi geçtiğinde ağlamanın zararı olmadığına, O'nu anlamanın, beraberinde ağlamayı da getireceğine değindi.

365 Günde Sevgili Peygamberim adlı kitabın yazarı Nurdan Damla “Bir Çocuk Siyerinin Yazım Serüveni: 365 Günde Sevgili Peygamberim” adlı tebliğinde çalışmasının ortaya çıkış hikâyesini anlatırken, çocukların uzun cümlelerden hoşlanmadığına, onların sevgi cümlelerini daha çok benimsediğine dikkat çekti. Nurdan Damla’nın sunumunu müzakere eden Hümeyra Bostan ise 365 Günde Sevgili Peygamberim üzerine çeşitli değerlendirmelerde bulundu.

Siyer Atölyesi 2012'de son oturumun son konuşmacısı, çizer Şafak Tavkul’du. "Dijital Ortamlarda ve Görsel Yayınlarda Çocuklara Dinin Anlatımı" isimli tebliğinde Tavkul; çocuklara bilgi verirken "çocukla çocuk olmak", onların seviyesine göre davranmak gerektiği üzerinde durdu.

Siyer Atölyesi 2012 oturumlarının tamamlanmasının ardından geçilen kapanış oturumunda yer alan Prof. Dr. M. Zeki Aydın, Dr. Melike Günyüz, Fatma Ekinci ve Hatice Uğur; atölye çalışması boyunca öne çıkan tespitleri değerlendirdiler.

 

Yorumlar

 
Bu yazıya henüz yorum yapılmadı. İlk yorumu siz yapmak için tıklayın.