Sonpeygamber.info
İslam
 

Yakub Aleyhisselam

“Güçlü ve basiretli kullarımız İbrahim’i, İshak’ı ve Yakub’u da an. Biz onları, özellikle ahiret yurdunu düşünen ihlaslı kullar kıldık. Hiç şüphesiz, onlar Bizim katımızda seçkin ve hayırlı kullardandır.” (Sad 38/45-47)

Yakub (as), babası İshak (as) ile birlikte dedesi İbrahim (as)’e müjdelenen hayırlı bir evlattı. Allah’ın elçileri İbrahim (as)’e gelmişlerdi:

O esnada hanımı ayakta idi. Bu müjdeyi duyunca güldü. Bizde ona İshak’ı ve onun ardından da (torunu) Yakub’u müjdeledik.” (Hud 11/71)

Bir başka ayette ise şöyle ifade edilir. “Biz ona (İbrahim’e) İshak’ı ve onun oğlu Yakub’u da hediye ettik; hepsini de doğru yola ilettik.” (En’am 6/84)

Allah Teâlâ tarafından hediye edildiği ve doğru yola iletildiği müjdelenen Yakub (as)’un ismi Kur’ân-ı Kerîm’de 10 surede 16 defa geçmektedir. Yusuf Suresi’nde 3 yerde ismi zikredilirken 25 yerde de ona atıfta bulunulmaktadır. Yakub (as)’un bir başka ismi de ‘İsrail’dir. Bu isimle Kur’ân-ı Kerîm’de 2 yerde zikredilmektedir. (Meryem 19/58; Al-i İmran 3/84) ‘Benî İsrail’ şeklinde 41 yerde geçmektedir. Yakub kelimesinin Arapça asıllı olmadığı ifade edilir. [1]

Yakub (as), Peygamberimiz’in ifadesiyle “Kerim oğlu kerim oğlu kerim bir peygamberdir.” [2]

Yakub (as)’un Özellikleri

Yakub (as) hem bir peygamber torunu hem de bir peygamber oğludur. Aynı şekilde bir peygamber babası ve peygamberlerin de atasıdır. Onun soyuna peygamberlik verilmiştir. Yakub (as), peygamber kavramıyla o kadar kuşatılmıştır ki dede, baba, amca, oğul ve kendisi ile birlikte soyundan gelenler hep bu vasıfla anılmıştır. Yakub (as)’un ailesi Kur’ân’da övülen ve örnek gösterilen bir ailedir. Bu aile fertlerinin hepsi dürüst ve erdemli, muhsin, salih ve muhlis kullardandır.

Yakub (as) güçlü bir iradeye sahiptir. Basiretli bir bakışı vardır. İhlaslı, seçkin, hayırlı ve keskin zekalı bir kuldur. Güçlü ve basiretli kullarımız İbrahim’i, İshak’ı ve Yakub’u da an. Biz onları, özellikle ahiret yurdunu düşünen ihlaslı kullar kıldık. Hiç şüphesiz, onlar Bizim katımızda seçkin ve hayırlı kullardandır. (Sad 38/45-47)

Yakub (as) temiz görünümlü, zayıf yapılı, ağırbaşlı, vakarlı, uzun boylu, güzel yüzlü idi. O çok güzel konuşurdu. [3]

Yakub (as)’un İmtihanı ve Sabrı

Yakub (as)’un on iki oğlu vardı. Bunlara Beni İsrail denir. On iki oğlundan biri olan Yusuf, küçük bir çocukken bir rüya görmüş ve rüyasını babasına anlatmıştı. Yakub (as) oğlundan gördüğü bu rüyayı kardeşlerine anlatmamasını istemişti. Çünkü kardeşleri Yusuf (as)’u kıskanmakta ve onun hakkında hiç de iyi şeyler düşünmemekteydiler. Bu kötü düşünceler zaman içerisinde şeytanın da kışkırtmasıyla Yusuf (as)’a karşı düşmanca bir tavra dönmüş ve nihayetinde onu ortadan kaldırmaya karar vermişlerdi. Yakub (as), yapılacak kötülükleri sezinlemesine rağmen bu durum karşısında aciz kalmış ve Allah’a sığınarak Rabbim, bana dayanma gücü ver demişti. (Yusuf 12/18)

Yakub (as) Yusuf (as)’un hasretiyle sürekli olarak Rabbine niyazda bulunmuş ve daima O’na yalvararak gözyaşı dökmüştü. O, bütün bu olanlar karşısında tevekkül etmiş, yıllarca Yusuf’unu beklemişti. Yıllar sonra Ken’an bölgesinde kıtlık baş gösterdiğinde oğulları Mısır’a erzak aramaya gitmişlerdi. Erzakla geri dönen kardeşler tekrar erzak alabilmek için küçük kardeşleri Bünyamin’i de götürmek zorunda olduklarını babalarına haber verdiler. Tekrar Mısır’a dönen kardeşler, orada Bünyamin’i ve büyük kardeşlerini bir sebeple bırakarak babalarının yanına dönünce Yakub (as)’un imtihanı ağırlaşmış ancak her şeye rağmen Rabbine tevekkülünü arttırmış ve asla Rabbinden ümit kesmemişti. O, Allah’ın kaderine teslim olmuş ama nasıl sonuçlanacağını bilemediği için ‘güzel bir sabırla’ sabretmiştir. “Ben derdimi, üzüntümü sadece Allah’a şikâyet ediyorum” demiş ve şu hakikati de oğullarına söylemiştir: “Ve ben Allah’tan gelen vahiy ile sizin bilmediklerinizi biliyorum.”(Yusuf 12/86)

Peygamberler de Ağlar

Yakub (as) üzülmüş ve çok ağlamıştır. Zira peygamberler de insandır. Onlar da acı çeker, hüzünlenir, ağlar, gözyaşları döker ama onlar asla Allah’ın razı olmadığı sözleri söylemez. Onlar, evlat acılarına karşı kendilerine dayanma gücü verecek olanın Allah olduğunu söylemişler ve böyle acı kayıpların arkasından hem kendileri hem de diğerlerine “Sakın Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü kafirlerden başkası Allah’ın rahmetinden ümit kesmez” (Yusuf 12/87;Hicr 15/55-56)diyerek nasihatte bulunmuşlardır.

Peygamber Efendimiz de oğlu İbrahim’in vefatı esnasında ağlayınca, bunu yadırgayanlara, gözyaşlarının rahmet ve şefkat eseri olduğunu söyleyerek şöyle buyurmuştur: “Göz yaşarır, kalp hüzünlenir. Biz ancak Rabbimizin razı olacağı sözleri söyleriz.” [4]

Uzun yıllar sürse de sabrının neticesini gören Yakub (as), Yusuf (as)’una ve diğer çocuklarına kavuşmuş ve ailesiyle birlikte Kenan’ı terk ederek Mısır’a göç etmiş ve buraya yerleşmiştir.

Yakub (as) çocuklarından dolayı ciddi bir imtihandan geçmiştir. Başka peygamberler kavimleriyle mücadele ederken, O oğullarıyla sınanmıştır. On iki çocuk babası Yakub (as), sadece oğlu Yusuf’un kaybına değil daha çok hakikatin kendisiyle insanlığa sunulacak kerim bir elçinin kaybına ağlamıştır.

Çocukları konusunda ise onların birbirine olan düşmanlıklarından dolayı onlardan yüz çevirmemiştir. Sabırla bu duruşunu devam ettirmiştir. Allah’a sığınmış, sürekli ondan bu konularda kendisine yardım etmesini istemiş ve onların affedilmesi için sürekli dua etmiştir.

Yusuf (as)’un gördüğü rüyayı doğru yorumlamış ve kardeşler arası kıskançlığın farkında olarak onu kardeşlerine anlatmasını istememiştir. Bu rüya ile Yusuf (as)’un makam olarak kendisinden daha üstün olduğunu gayet açık bir şekilde fark etmiştir. Bundan da anlıyoruz ki Yakub (as) evladının nimete erişmesinden rahatsız olmuyor, onun daha üst mevkilere çıkması bilakis hoşuna gidiyor, zoruna gitmiyor.

“Ve atalarım İbrahim, İshak ve Yakub’un dinine uydum. Bizim Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmamız olamaz. Bu, Allah’ın bize ve insanlara bir lütfudur; fakat insanların çoğu şükretmez.” (Yusuf 12/38)

Onlar Yahudi ve Hıristiyan Değillerdir

Yahudi ve Hıristiyanların; peygamberlerle aynı inancı paylaşmadıklarını, onların vasiyeti olan yolu takip etmediklerini, Allah’ın kitaplarını tahrif ettiklerini, Peygamberimizle ilgili olan kısımlarını gizleyip söylemediklerini biliyoruz. Bu insanlar, atalarının İbrahim, İshak ve Yakub olduğunu iddia etseler bile Allah’ın bunu kabul etmeyeceğini de biliyoruz. Peygamberimiz şöyle buyurdu: “Peygamberler baba bir, ana ayrı kardeştir. Dinleri de aynı dindir.” [5]

Kendini bilmez beyinsizlerden başka kim İbrahim’in dinini reddedebilir? Elbette Biz onu dünyada seçip peygamber yaptık. Ahirette de mutlaka iyiler arasında olacaktır.” (Bakara 2/130)

Atanız İbrahim’in dinine sarılın.” (Hac 22/78)

Efendimiz’e Allah Teâlâ’nın hoşnut olduğu din hangisidir diye soruldu. O da şöyle buyurdu: “İbrahim’in müsamahakâr dinidir.” [6]

Yine Peygamberimiz “Ben ne Yahudilikle gönderildim, ne de Hıristiyanlıkla. Ben İbrahim’in müsamahakâr dini ile gönderildim” [7]buyurmuştur.

Şüphesiz Allah katında tek din İslam’dır.” (Al-i İmran 3/19)

De ki: Biz Allah’a; bize indirilene; İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve torunlarına indirilene; Musa’ya, İsa’ya ve peygamberlere Rablerinden verilenlere iman ettik. Onlardan hiçbiri arasında fark gözetmeyiz. Biz Allah’a teslim olmuşlarız. Kim İslam’dan başka bir din ararsa, aradığı din ondan kabul edilmeyecektir ve o ahirette de mahvolup gideceklerden olacaktır.” (Al-i İmran 3/84-87)

Bütün bu ayetlerden de anlıyoruz ki İbrahim (as), İshak (as) ve Yakub (as) asla Yahudi ve Hıristiyan değildir.

Ne gariptir ki Allah’ın bütün nebilerinin uzak olduğu Yahudi ve Hıristiyanlara yakınlaşma eylemleri, Allah’ın öfkesinden ve azabından uzak değildir. Allah bütün sevdiklerini Yahudi ve Hıristiyanlardan beri kılmış ve onları zalimler olarak açıklamıştır. Biz biliyoruz ki bütün peygamberler Müslüman’dır: Yusuf (as) da “Allah’a Müslüman olarak canımı al ve beni salih kullarının arasına kat” diye dua etmişti. (Yusuf 12/101)

Yakub (as)’un Vasiyeti

Yakub (as) dedesi İbrahim (as) gibi oğullarına ve kendinden sonra geleceklere vasiyette bulunmuştur. Kur’ân-ı Kerîm’de bu konu şöyle anlatılır. “Rabbi İbrahim’e ‘Emrime boyun eğ’ buyurmuştu; O da: Alemlerin Rabbine boyun eğdim, demişti. İbrahim bunu oğullarına da vasiyet etti. Yakub da ‘Oğullarım! Bakın, Allah size bu dini seçti. Yalnız Müslüman olarak can verin!’ dedi.” (Bakara 2/131-132)

Yoksa siz de Yakub son nefesini verirken orada mıydınız? O sırada Yakub, oğullarına: Benden sonra kime kulluk edeceksiniz, diye sormuş, onlar da: ‘Sadece senin ilahına, ataların İbrahim, İsmail ve İshak’ın ilahı olan tek Allah’a kulluk edeceğiz. Biz yalnız ona boyun eğen Müslümanlarız’ demişlerdi.’” (Bakara 2/133)

Yakub (as)’un evlatlarından Yusuf (as) şöyle diyordu: “Ve atalarım İbrahim, İshak ve Yakub’un dinine uydum. Bizim Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmamız olamaz. Bu, Allah’ın bize ve insanlara bir lütfudur; fakat insanların çoğu şükretmez.” (Yusuf 12/38)

Yakub (as),davası İslam olan bir peygamber olarak Mısır’da hayat sürmüş, bir müddet oğlu Yusuf (as) ile beraber yaşamış ve Mısır’da vefat etmiştir.

Allah bizleri Yakub (as)’un vasiyeti ile yaşayıp Rabbine tevhid ehli olarak kavuşanlardan eylesin.

 

 


 

1. Cevalikî s.355.

2. Buhari, Enbiya 19.

3. Hakim, Müstedrek, c.2, s.557.

4. Buhari, Cenaiz 43; Müslim, Fezail 62.

5. Buhari, Enbiya 48.

6. Ahmed bin Hanbel, Müsned, I,236.

7. Ahmed bin Hanbel, Müsned, V,266.

Siyer-i Nebi Dergisi Sayı: 27
 

Yorumlar

 
Bu yazıya henüz yorum yapılmadı. İlk yorumu siz yapmak için tıklayın.