Peygamber'in İzinde Gündelik Hayat

 

Surlarımızdaki Gedikler

Hazreti Peygamber'in açık, net, şeksiz-şüphesiz yolunda yürürken savrulduğumuz anlar olur. Sahabenin de olmuş. (Bugünün çeldiricilerinin o günden daha çok ve daha güçlü olduğunu da sanmayalım.)

Yol belli, hedef kesinse bu savrulma anlarında yapılacak şey bellidir: Yola geri dönmek. (=Tevbe) Asıl sorun yolu bulanıklaştırıp hedefi belirsizleştiren, sapmanın başladığını bile anlamayacak denli sınırları silikleştiren kafa karışıklıklarıdır.

devamını oku 27.08.2013, Salı

Bilal Gibi Olabilmek

Peygamberimiz vahyin ilk günlerinde yaşadığı hayret, korku ve ne yapacağını bilememe halini yavaş yavaş atlattıktan sonra önce bireysel, sonra da kitlesel çağrılarla çevresini Allah'tan gelen mesaja inanmaya davet etti.

Mekkeliler bu durumu başlangıçta marjinal bir hareket olarak gördüler. Alay ettiler, küçümsediler ama çok da umursamadılar. 

devamını oku 26.08.2013, Pazartesi

Namaz Her Yerde

Kaynaklarımızın anlattığına göre Efendimiz Mekkelilerin düşmanlığının en azgın olduğu dönemlerde dahi namazını Kâbe’de açıkça kılmış, hatta bu nedenle fiziki saldırılara bile uğramıştı.

Muhtemel o günkü müşrikler namazın ferdi ve toplumu dönüştüren gücünü fark edebilecek kadar akıllıydılar. Bu nedenle de Hazreti Peygamber’in kendi halinde Rabbine yönelişini kendi düzenlerini sarsmaya yönelik bir “şov” olarak görmüşlerdi.

devamını oku 12.08.2013, Pazartesi

Allah'ın Emaneti Nazmiyeler

Onun hikayesini ilk duyduğumda nedense yaşça benden çok büyük olduğunu düşündüm. Yaşadıklarının artık çok eskilerde kalmış olmasını dilediğimden belki. Oysa benden sadece birkaç yaş büyükmüş. Neredeyse akranımız olan bir kadına reva görülen bu muamele bana Sevgili Peygamberim’in yüzlerce sene önce devesinin üstünden binlerce insanın huzurunda tüm insanlığa “kadınlar size Allah'ın emanetidir” deyişini hatırlattı.

devamını oku 05.08.2013, Pazartesi

Namaz Kılan Vaktinin Sahibidir

Peygamber Efendimiz pek çok hadislerinde namazın dinin olmazsa olmazı, alamet-i farikası olduğunu belirtmiş ve namazın kasten ve kibirle terkini de küfür alameti olarak kabul etmiştir.

devamını oku 01.08.2013, Perşembe

Nişantaşı'nda Bir Apartman Dairesi

Allah'ın Rasûl’ünden bize kadar güvenilir yollardan gelmiş sahih bir hadis karşısında o zatın peygamberliğine iman ettiğini söyleyen birinin tavrı ne olabilir? Sahabenin yerine koyun kendinizi; onun peygamber olduğuna inanmak demek daima vahiyle muhatap olduğuna, her hal ve sözünün ilahi kontrol altında cereyan ettiğine inanmak demek değil miydi? Bu durumda onun "bu ayettir" dediklerini kabul edip; "bu da bu ayetin nasıl anlaşılması gerektiğine dair bir açıklamadır" dediğini nasıl reddedebilirlerdi?

devamını oku 30.07.2013, Salı

Ahmakça Bir Alışveriş

Dini hayatımızın temelinde Peygamber tatbikatı vardır. O bize, ibadetlerin şekillerinden komşularla ilişkilere; yeme adabından savaş hukukuna varıncaya kadar her hususta rehberlik etmiştir.

O’nun sünneti sayesinde hayatımızın dokusu sıklaşmış, şeytanın ve nefsin geçitleri tıkanmış, bizi Rabbin rızasına götürecek yol apaydınlık bir şekilde önümüze serilmiştir.

devamını oku 22.07.2013, Pazartesi

Kulluğumuzu Göstermenin Peygamberane Yolundan Ayrılmamak

“İnsanın ruh sağlığını koruyabilmesi ve kişisel bütünlüğünü pekiştirebilmesi için iç dünyasında yaşadığı duyguları dışarıya yansıtabilecek meşru kanalları mutlaka bulması lazım” der insan ruhu üzerine çalışanlar. İçe atılan ve aktif bir çıkış yolu bulamayan duygular tıpkı tutulan bir nefes gibi bir süre sonra patlayıverirmiş.

devamını oku 19.07.2013, Cuma

İnanma Yeteneği Nasıl Kaybolur

İnanma kapasitemiz doğuştandır. İnsan herhangi bir kapasitesini (görme, işitme, sezme, düşünme) olduğu gibi inanma gücünü de zamanla geliştirebilir ya da yok edebilir.

Dikkatle bakarsak etrafımızdaki insanlarda (ve tabii ki kendi iç dünyamızda) imanın gücünün nasıl arttığını veya nasıl azaldığını gözlemleyebiliriz. İlkinde imrenerek; ikincisinde yüreğimiz burkularak. (Yüz yüze geldiğimiz her insanın evrildiği hallerde küçük-büyük payımız olduğunu unutmadan.)

devamını oku 08.07.2013, Pazartesi

Bedenin Hâkimiyeti

İnsanın acıdan kaçması ve hazza ulaşmak istemesi en temel içgüdülerinden biriymiş. Hemen dudak bükmeyin. Bunu sadece, bir kısmımızın hep kuşkuyla karşıladığı psikoloji bilimi değil, Gazâlî başta olmak üzere bazı İslam ahlakçıları da kabul ediyor ve tezlerini bu gerçek üzerine kuruyorlar.

Böyle yapmakla "insan acıdan kaçar, hazza ulaşmak ister; madem yaratılışımız böyledir bırakalım nefislerimiz neyden hoşlanırsa onu yapsın" demiş olmuyorlar; aksine diyorlar ki "madem yaratılışımız böyledir ve onu değiştiremeyiz, öyleyse nelerden haz alacağımız konusuna dikkat edelim; hazlarımızı nefse bırakmayıp, aklın ve kalbin yol göstermesiyle biz onları organize edeli

devamını oku 05.07.2013, Cuma

 

Sonpeygamber.info'yu Takip Edin