Arama Sonuçları

 
Arama Kriteri: müşrik 27 adet içerik bulundu

Tevbe ile Dirilen Süvari: İkrime bin Ebi Cehl (ra)

“Bilinmediğin topraklara mı gideceksin!” sözünü dinlemedi İkrime, kendi topraklarında da adı yoktu artık.

devamını oku 01.09.2016, Perşembe

Sözün Göğü İniyor Şehre

Halinden memnun şehir. İşler yolunda. Sorgulayan yok şehirlileri. Olacak olan bu; öyle sanıyor herkes.

devamını oku 03.09.2015, Perşembe

Rasûlullah (sav)'ın Cennetteki Komşusu: Nesibe b. Kab (r.anha)

Sahabe / Sahabiler / Gülşen Gazel

Peygamber'in cennet komşusu...

devamını oku 24.06.2014, Salı

Sevmek Yeter mi?

Mekkelilerin Efendimizle olan mücadelelerinde Ebu Talib'in konumu hep caydırıcı bir unsur olmuş. Onun bir Mekke reisi olarak yeğeninin önünde dimdik durması nedeniyle Efendimizin hayatına el uzatamamışlar.

Ebu Talip Peygamberimiz’i sekiz yaşından sonra yetiştiren, büyüten, himaye eden amcası. Yeğenini çok seven Ebu Talip, kaynakların bildirdiğine göre son nefesine kadar Hz. Muhammed (sav) 'in peygamberliğine iman etmemiş, ölüm anında da "Kureyşli kadınların arkamdan 'Ebu Talip ölümden korktu da inandı' diyeceklerini bilmeseydim inanırdım" diyerek ilan etmiş inan(ma)masının nedenini.

devamını oku 28.08.2013, Çarşamba

Bilal Gibi Olabilmek

Peygamberimiz vahyin ilk günlerinde yaşadığı hayret, korku ve ne yapacağını bilememe halini yavaş yavaş atlattıktan sonra önce bireysel, sonra da kitlesel çağrılarla çevresini Allah'tan gelen mesaja inanmaya davet etti.

Mekkeliler bu durumu başlangıçta marjinal bir hareket olarak gördüler. Alay ettiler, küçümsediler ama çok da umursamadılar. 

devamını oku 26.08.2013, Pazartesi

Namaz Her Yerde

Kaynaklarımızın anlattığına göre Efendimiz Mekkelilerin düşmanlığının en azgın olduğu dönemlerde dahi namazını Kâbe’de açıkça kılmış, hatta bu nedenle fiziki saldırılara bile uğramıştı.

Muhtemel o günkü müşrikler namazın ferdi ve toplumu dönüştüren gücünü fark edebilecek kadar akıllıydılar. Bu nedenle de Hazreti Peygamber’in kendi halinde Rabbine yönelişini kendi düzenlerini sarsmaya yönelik bir “şov” olarak görmüşlerdi.

devamını oku 12.08.2013, Pazartesi

Nakısın Kibri Kâmilin Tevazuu

Mekke müşriklerinin elebaşlarını eleştirirken Kur'ân'ın onları nitelemede kullandığı tabirlerden biri de "müstekbir"dir. Bu ifade, halkını zorbalıkla yöneten, kendini tanrı gibi gören, geldiği makamdan dolayı büyüklenen ve insanları hor gören kişileri anlatır. "İstikbar" denen bu eylem ilk müstekbir olan İblis'le başlamıştır. (Bakara 34)

devamını oku 01.07.2013, Pazartesi

Namaz: İlk Günden Son Güne

Peygamberimiz risaletle görevlendirildiğinde bunun hem kendisine hem de bütün dünyaya yönelik nasıl büyük bir değişimi getirdiğinin farkındaydı. Vahyin ilk günlerinde yüklendiği sorumluluğun ağırlığı altında yatağına sığınmıştı ki şu ayetler geldi:

 
“Ey örtünüp bürünen (Peygamber)! Kalk, birazı hariç olmak üzere geceyi; yarısını ibadetle geçir. Yahut bundan biraz eksilt. Yahut buna biraz ekle. Kur’an’ı ağır ağır, tane tane oku. Şüphesiz biz sana (sorumluluğu) ağır bir söz vahyedeceğiz.” (Müzzemmil1–5)

devamını oku 26.04.2013, Cuma

Bilmek-İnanmak

Bilmekle inanmak aynı şey mi? Yani her bilen inanır mı bildiğinin doğruluğuna? Her inanan bilir mi neye inandığını?

Hayır, bilmekle inanmak aynı şey değil. Peygamber efendimizin hayatı boyunca asla yalan söylemediğini, hiçbir zaman menfaatini düşünerek bir şey yapmadığını, dünyanın malında, mülkünde, makamında, mevkiinde gözü olmadığını Mekkeliler bilmiyorlar mıydı? Biliyorlardı çünkü ona kendileri ‘Emin’ (dürüst, güvenilir) ismini koydular. “Ben size şu dağın arkasında bir düşman var, birazdan size saldıracak desem inanır mısınız bana” diye sorduğu zaman, “evet inanırız, senin yalan söylediğini hiç görmedik” dediler. Ama buna rağmen getirdiği mesaja inanmayı reddettiler.

devamını oku 03.04.2013, Çarşamba

Rabbin Taksimine Razı Olmak

Dünyaya geldiğimizde hazır bulduğumuz vasıflarımız vardır: Cinsiyetimiz, milliyetimiz, bedenimize ait özellikler, soyumuz, zekâmız (ve kanaatime göre ruhumuzun kapasitesi) gibi... Bunlar tamamen vehbidir (Allah vergisidir). Fikrimiz sorulmadan, bir bedel ödemeden hazır olarak verilmiştir. Bu kısa dünya hayatında bizden istenen bu verili malzemeyi en etkin şekilde kullanmaktan ibarettir. (Bu kullanım sırasında bizim tercihlerimizle verilen çeşit çeşit özelliklerin etkinlik oranları hiçbir kul tarafından tam olarak hesaplanamayacağından kaderin sırrını tam olarak çözemeyiz.)

 

devamını oku 22.03.2013, Cuma