Sonpeygamber.info
Ramazan Günlüğü
 

Çokbilmiş Dindarlar

Bilirsiniz bir tarafta dinimizi sadece bir gönül işine indirgemeye ve sanki zahire dair kuralların pek de bir önemi yokmuş gibi göstermeye çalışanlar var. Diğer tarafta ise sıralamada gönül boyutunu çok sonralara bırakmış, öncelikle zahire bakan, ibadetlerde, giyim kuşamda ve sosyal hayatta şekil kurallarında kılı kırk yaran dinimizin zahir/batın bütün meselelerde içerdiği esnekliği kaybetmiş, kuralların insanlar için olduğunu unutup insanlar kurallar için varmış gibi davranan zabıta zihniyetli Müslümanlar var. Bu ikisinin ortasında da zahirle batın, amelle gönül arasında bir tercih yapmayan; Rabbimizin indirdiği sistemi bir bütün olarak tanıyan, kabul eden, yaşamaya çalışan ve diğer insanlara karşı da bu çok boyutlu vizyonu koruyup daha kuşatıcı bir bakışa sahip olan küçük bir azınlık var.

Ne zaman dinin kurallarından bahsedilse hemen sözü kalbe ve kalp temizliğine getirenler mesela beş vakit namazın, orucun, tesettürün, kısacası farzların üzerinde duranlar, sanki kalp temizliği önemli değil diyorlar ve bu konuda iki taraf varmış da onlar asıl önemli olanı savunuyorlarmış gibi davranarak zahiri amellerin değerine ve detaylarına vurgu yapanların çabasını boşa çıkarmaya çalışıyorlar. Yine ne zaman kalbi amellerin, ahlakın, merhametin, affın vs. öneminden bahsetseniz birileri de zahiri amellere dair bir detayı takvanın bütün sırrı onu yapıp yapmamakla alakalıymış gibi davranıyor ve insanları -özellikle- dış görüntülerine göre yargılıyorlar.

Bu iki yaklaşım da korkutucudur. Biri dinin tağyiri, diğeri de toplumun huzuru açısından tahrip edicidir. İslam hakkında hiçbir bilgi ve tecrübesi olmayanlar için yanıltıcı ve yerine göre uzaklaştırıcıdır. Kişinin kendisi açısından ise Allah'ın dinini bölüp parçalamak gibi vebali çok büyük bir hatadır. Dinin içeriğini kendince önemli-önemli değil ayırımı yaparak sıralamaya kalkmak en azından hadsizliktir.

Bu çokbilmişlik örnekleri sayılamayacak kadar çoksa da ben sizinle en son duyduğumu paylaşayım: Bir Ramazan gecesinde ömründe ilk kez teravihe giden ve bunu yanındakine de -o anın coşkusuna onu da ortak etmek amacıyla- söyleyen kişinin tebrik ve dua ile karşılık alacak yerde azar ve küçümsemeye maruz kalması nasıl bir zihnin ürünüdür? Yaşadığı anın küçültücü etkisini gözleri dolarak anlatan kardeşimize elimde olmadan şöyle deyivermişim: "Madem onlar senin ömründe ilk kez teravih kılacak olmana şaşırıp azarlamışlar, sen de onlara 'Bu toplumda yaşayıp da ömründe ilk kez teravih kılacak birini ilk kez görmenizi de ben yadırgıyorum. Çünkü bu durum sizin İslam’a uzak insanlar için hiçbir çaba sarf etmediğinizi gösteriyor' diyeydin."

 

Yorumlar

 
Emine Soydemir
Emine Soydemir17.06.2016

Fatma Hanım; yazınızın konusu günümüz için çok mühim. Her Müslüman'ım diyenin bu konuda bilinçlenmesi ve bilinçlendirmesi özellikle de şu dönemde şarttır. Hassasiyetiniz için teşekkür ediyorum. Aynı hassasiyeti tüm Müslümanlar'ın tam bir idrakle taşımasını arzu ediyoruz inşallah.

17.06.2016