Sahabe
Sahabiler
 

Ebû Saîd el-Hudrî (ra)

Ebû Saîd el-Hudrî talebelerini, “Merhaba Rasûlullah’ın bize vasiyet ettiği kimseler!” diyerek karşılar, Hz. Peygamber’in İslamiyet’i öğrenmek üzere dünyanın dört bir yanından insanların geleceğini haber verdiğini ve ashaba onlara iyi davranmalarını tavsiye ettiğini söylerdi.

Medine’nin Hazrec kabilesinden olup daha çok künyesiyle tanınır. Hudrî nisbesini dedelerinden Hudre’ye nispetle almıştır. Annesi Üneyse b. Ebû Hârise, Adî b. Neccâr oğullarından olup Râsul-i Ekrem’e biat eden hanımlardandır. Meşhur sahabi Katade b. Nu’mân onun anne bir kardeşidir. Ebû Saîd (ra), Uhud Gazvesi’ne katılmak için Hz. Peygamber’in huzuruna çıktığı zaman on üç yaşındaydı. Babası Mâlik, gelişmiş olduğunu söyleyerek onun savaşa katılmasını istemesine rağmen Hz. Peygamber buna izin vermedi. Mâlik bu gazvede şehid düşünce annesi Ebû Saîd (ra)’i yardım talep etmek üzere Hz. Peygamber’e gönderdi. Rasûl-i Ekrem ona, istemekten sakınanı Allah’ın iffetli kılacağını, halktan bir şey beklemeden elinde olanla yetineni zengin edeceğini, sabretmek isteyene de sabır vereceğini söyledi. O günden sonra Ebû Saîd (ra) kimseden bir şey talep etmedi. Hz. Peygamber’le birlikte ilk defa Hendek Gazvesi’ne, daha sonra on iki gazveye katıldı. Bey’atürrıdvan’da bulundu; Rasûl-i Ekrem’e biat eden sahabiler arasında ilk sırada yer aldı.

Ebû Saîd (ra), vefatından bir süre önce oğlu Abdurrahman’ı Cennetü’l Baki’ye götürerek öldüğü zaman gömülmeyi istediği uzak bir köşeyi gösterdi; üzerine türbe yapılmamasını, arkasından yas tutulmamasını vasiyet etti. 74 (93–94) yılında Medine’de vefat etti ve istediği yere gömüldü. 64  (682–83) ve 65 (684–85) yılında öldüğüne dair rivayetler isabetli değildir. Diğer bazı sahabiler gibi Ebû Saîd el-Hudrî (ra)’nin de İstanbul’da Kariye Camii yakınında bir makam-ı kabri bulunmaktadır. İstanbul’un kuşatılması sırasında şehit düştüğü ve buradaki türbede medfun olduğuna dair çeşitli eserlerde kaydedilen bilginin ise gerçekle ilgisi yoktur.

Genç sahabilerin en fakihi olarak bilinen Ebû Saîd el-Hudrî (ra) “imam” ve “Medine müftüsü” lakaplarıyla anılmış, pek çok içtihadı ve fetvası kaynaklarda yer almıştır. Rivayet ettiği 1170 hadisle, binden fazla hadis rivayet eden yedi sahabi (muksirûn) arasına girmiştir. Hz. Peygamber’in hadislerin yazılmasını yasaklamasıyla ilgili en yaygın ve sahih rivayet Ebû Saîd (ra)’den nakledilmiştir. Kendisinden hadis öğrenenlerden bazıları ezberledikleri hadisleri yazmak isteyince buna izin vermemiş, hadislerin Kur’ân haline getirilmemesini söyleyerek onları ezberlemelerini tavsiye etmiştir.

Ebû Saîd, Rasûl-i Ekrem’den başka Hz. Ebû Bekir ve Ömer gibi önde gelen sahabilerden hadis rivayet etmiş, kendisinden Abdullah b. Ömer, Cabir b. Abdullah, Enes b. Malik gibi sahabiler, oğulları Âmir ve Abdurrahman, karısı Zeyneb bint Kâ’b b. Ucre ile Ebû Seleme b. Abdurrahman, İbn Ömer’nin azatlısı Nâfi’, Saîd b. Müseyyeb, Atâ b. Yesâr, Saîd b. Cübeyr ve Hasan-ı Basrî gibi tanınmış tabiiler rivayette bulunmuşlardır.

Ebû Saîd el-Hudrî talebelerini, “Merhaba Rasûlullah’ın bize vasiyet ettiği kimseler!” diyerek karşılar, Hz. Peygamber’in İslamiyet’i öğrenmek üzere dünyanın dört bir yanından insanların geleceğini haber verdiğini ve ashaba onlara iyi davranmalarını tavsiye ettiğini söylerdi. (Tirmizî, “ilim”,4)

Ebû Saîd’in kendisinden öğüt isteyen birine şunları söylediği rivayet edilir: “Allah’tan kork, çünkü her işin başı Allah korkusudur. Cihada sarıl, çünkü cihad İslam’ın ruhbaniyeti, dünya zevk ve lezzetlerine kapılmama hissidir. Allah’ı zikretmeye ve Kur’ân okumaya devam et ki gökte melekler, yerde insanlar arasında yaşatacak olan budur. Doğruyu söyle, bunun dışında da sükûtu tercih et. Bunları yaparsan şeytanı yenersin.”

Ebû Saîd’in Bakî b. Mahled’in el-Müsned’inde mükerrerleriyle birlikte 1170, Ahmed b. Hanbel’in el-Müsned’inde 955, Sahîhayn’da 111 rivayeti bulunmaktadır. Bunlardan kırk üçü Sahîh-i Buhâri ile Sahîh-i Müslim’de, on altısı sadece Buhâri’nin, elli ikisi de sadece Müslim’in el-Câmi’u-s-Sahîh’inde yer almaktadır. Onun rivayetleri, Hz. Peygamber ve ashab dönemine açıklık getiren söz ve yorumlar ihtiva etmesi bakımından dikkat çekicidir. Ebû Musâ el-Eş’arî, Halife Ömer’in kapısını üç defa çalıp cevap alamayınca geri dönmüş, niçin öyle yaptığını soran halifeye Hz. Peygamber’in böyle dediğini söylemişti. Kendisinin Rasûl-i Ekrem’den böyle bir şey duymadığını belirten Hz. Ömer ondan iddiasının ispatını isteyince Ebû Musa şahit olarak Ebû Saîd el-Hudrî’yi göstermişti. Muâviye b. Hakem’in bayram hutbesini bayram namazından önceye almasına karşı çıkan Ebû Saîd bunun sünnete uymadığını hatırlatmıştı. Aynı şekilde Dımaşk’ta Muâviye’nin huzuruna çıkarak beğenmediği tavırlarını tenkit etmiş, Hz. Peygamber’in doğruyu bilenin onu söylemekten geri durması hususundaki buyruğu üzerine bu uyarıyı yaptığını belirtmişti.

Ebû Saîd’in kendisinden öğüt isteyen birine şunları söylediği rivayet edilir: “Allah’tan kork, çünkü her işin başı Allah korkusudur. Cihada sarıl, çünkü cihad İslam’ın ruhbaniyeti, dünya zevk ve lezzetlerine kapılmama hissidir. Allah’ı zikretmeye ve Kur’ân okumaya devam et ki gökte melekler, yerde insanlar arasında yaşatacak olan budur. Doğruyu söyle, bunun dışında da sükûtu tercih et. Bunları yaparsan şeytanı yenersin.”

Muhammed Sabrân Efendi el-Endenûsî, Mekke Ümmülkurâ Üniversitesi’nde Merviyyâtü’s-sahabiyyi’l-celîl Ebî Sa’îd el-Hudrî fî Müsnedi’l-İmam Ahmed b. Hanbel adlı bir doktora çalışması yapmıştır.

 

 

Yorumlar

 
Bu yazıya henüz yorum yapılmadı. İlk yorumu siz yapmak için tıklayın.