Sonpeygamber.info
Yazarlar
 

En Uzun Soluklu Raviye

 

Susturulan değil, “Anlatsana ya Aişe!” şeklinde seslenmeyle kendisinden yaşça bir hayli büyük, ancak ihtiyar ve hantal olduğu söylenemeyecek eşi tarafından konuşmaya teşvik edilen bir kadındı, en uzun soluklu raviye.
Çocukluğumdan itibaren dinlediğim rivayet ve menkıbelerin bende bıraktığı bir “Aişe Validemiz” izlenimi var. Ufacık tefecik bir kadın gelir gözlerimin önüne düşünürken. Yerinde duramayan, neşeli, mütecessis, güzel konuşma yeteneğine sahip, cesur, muzip, meraklı, gururlu, hakkaniyetli olmaya çalışan yapıcı kişiliğe ilişkin imgeler, Müslüman kadın tasavvurumun olumlu anlamda güçlenmesinde başrollerde oldu hep, Hz. Fatıma (r.anha) ile birlikte. 
 
Peygamberimiz’in, (selam üzerine olsun) büyük değer verdiği kıymetli ve sevgili eşi, O’nun vefatından sonra uzun yıllar yaşadı ve rivayet ettiği hadislere baktığımız zaman fark edeceğimiz üzere, bütün zorluklarına karşılık dürüst bir tanıklığı sürdürmeye çalıştı. “Müminlerin Annesi” konumundaki küçük kadın, zekâsı ve cesaretiyle hem siyaset alanında etkili oldu, hem rivayet.
 
Kaynaklarda Peygamberimiz’le evlendiği veya nikâhlandığı yaş farklı geçiyor. Bi’set’in 4. yılında Mekke’de doğduğu kaydediliyor. Hicret’in 2. yılında ise Peygamberimiz’le evlendiği. Yaygın kanaat nikâhın 6 veya 7, evliliğin ise 9 veya 10 yaşında gerçekleştiği yönünde.
 
Aişe Abdurrahman Bintü’ş-Şatı “6 ya da 7 yaşındaydı” diye belirtiyor.
 
Onun talihi ya da talihsizliği, Hatice (r.anha) gibi güçlü bir kadının Hz. Muhammed (sav)’in hayatında bıraktığı doldurulamaz boşluktu. Öyle bir boşluk ki hem çocuk yaşta, evlilik için genç kızlık çağına girmesi beklenilecek olan Aişe (r.anha), hem de yaşlı ve tecrübeli Sevde Bint-i Zem’a (r.anha), aynı dönemde eş adayı olarak gündeme geldiler. Sevde (r.anha)  yaşlı, hicret yaşamış, “iri vücutlu”,  çoluklu çocuklu,  temiz ruhlu, geçim ehli,  nüktedan ve “güzel olmadığı” kaydedilen bir dul. Beklemediği evlilik teklifi en başından ona, beklentilerini sınırlama gereğiyle bile olağanüstü bir ödül gibi göründü.  Daha başında, Hatice (r.anha)’nin bıraktığı boşluktaki sevgili konumuna yerleşemeyeceğinin bilinciyle hareket etti. Zaman içinde eve gelen diğer eşlerin Hz. Muhammed (sav)’in ilgisini sadece kendilerine layık görüp onu dışarıda bırakan tavrı karşısında, Aişe (r.anha)’nin yanında durarak iyi niyetini korumayı sürdürdü.
 
Bintü’ş-Şatı’nın incelemesi, Peygamberimiz’le Aişe (r.anha)  arasındaki yaş uçurumunun o dönemdeki evlilik örneklerinde olağan karşılandığını kanıtlamaya dönük veriler içeriyor. Asr-ı Saadet toplumunda evlilik, günümüzde gerçekleşme şartlarına nispeten daha rahat kıstaslarla gerçekleşiyor, hatta sonlandırılıyordu. Peygamberimiz’in ilk evliliğini kendisinden 15 yaş büyük, başından iki evlilik geçmiş çoluklu çocuklu bir kadınla yapmış olması, günümüz Müslümanları arasında söylemsel olarak takdirle karşılansa da pratikte sık başvurulan bir örnek olmaktan uzaktır. Evliliğe hazırlanan Aişe (r.anha)’nin normal çocukluk gelişimini sürdürdüğünü aktarıyor Bintü’ş-Şatı. Yaşı itibarıyla, dönemin adetleri gereğince babası onun adına bu evliliği onayladı. Büyümeyi sürdürürken, belli belirsiz bir şekilde, bir oyunun içinde gelişen bir bilinçle, evliliğe hazırlanmayı başarması gerekiyordu.
 
Buna karşılık Aişe (r.anha)’nin evlilik yaşının 9 olmadığını savunan bir görüş de son yıllarda daha sık dile getiriliyor. Hatice Görmez’in “Aişe’nin Tefsir Rivayetleri” başlıklı yüksek lisans tezinde yer bulan rivayet ve yorumlar, bu açıklama eğilimine bir örnek. Görmez, Aişe (r.anha)’nin bi’setten önce yaşadığı bir beşik kertmesi bağının üzerinde duruyor. İslam sonrası damat tarafının şirkte ısrarı üzerine kız tarafı beşik kertmesini bozduğunda kayınvalide adayının, “Ben de onu gelin olarak almam, zira oğlumu inancından döndürür” dediği naklediliyor. Aişe (r.anha)’nin naklettiği bazı rivayetlerde nazil olduğundan söz ettiği erken dönem Mekki ayetler, başka bir “ileri yaş”  kanıtı olarak öne sürülüyor.
 

Yerinde duramayan, neşeli, mütecessis, güzel konuşma yeteneğine sahip, cesur, muzip, meraklı, gururlu, hakkaniyetli olmaya çalışan yapıcı kişiliğe ilişkin imgeler, Müslüman kadın tasavvurumun olumlu anlamda güçlenmesinde başrollerde oldu hep, Hz. Fatıma (r.anha) ile birlikte. 
 
Yaşı kaç olursa olsun, nikâh gerçekleştiği halde Aişe (r.anha), hâlâ ana-ata ocağının çatısı altında yaşamaya devam ediyordu. Beni Mahzûm’dan bir topluluğun yanında, sahip olduğu güzel konuşma gibi yetenekleri geliştirdiği bir eğitim görüyordu. Peygamberimiz ise, Sevde (r.anha)  evine geldiği halde henüz “eşsizdi” sanki; bu nedenle de sık sık Aişe (r.anha)’yi görmek için Ebu Bekir (ra)’in evine uğruyordu. Aişe (r.anha)’nin oyunlarına ortak olması, bir Peygamber olduğu halde çocuklaşmaya duyduğu ihtiyacı olduğu kadar,  çocukla çocuk olma yeteneğinin de göstergesi. Aişe (r.anha)’yi kendi evine getirmek için, onun evliliğe hazır olduğu zamanı bekleyecekti.
 
Küçük yaşta bir peygambere nişanlı olmak Aişe (r.anha)’nin bilincinin erkenden gelişimini etkilemişe benziyor. İlk Müslümanların yaşadığı eziyetlere tanık olarak, Hicret’in ilk adımlarının gergin bekleyişi ve oyunlarına karışan strateji konuşmalarıyla büyümeye devam etti. O dönemde kız çocukları için evliliğe hazırlanmak elbet gündelik hayatın bir parçasıydı. Aişe (r.anha)’nin günlük meşgalesi ise un öğütmekmiş. Hicret’ten üç yıl önce Mekke’de nikâhı kıyılan Aişe (r.anha), hicretin ardından Medine’ye,  kapısı Medine’de inşa edilen mescide açılan Peygamberimiz’e ait dokuz hücreden birine gelin gitti. “Nahif vücutlu, büyükçe gözlü, dalgalı saçlı, pembe beyaz parlak yüzlü sevimli bir gelin” olarak tarif ediliyor. Kimi müsteşrikler, ilk adım attığı andan itibaren Muhammed (sav)’ın evinde varlığının etkisinin güçlü bir şekilde hissedildiğini dile getiriyorlar.
 
Cezayirli yazar Asiye Cabbar, Asr-ı Saadet’teki kadınların duygu ve düşüncelerini, eleştiri ve tepkilerini dile getirme konusunda yüzyılımızın Müslüman kadınlarınkine göre çok daha hassas ve titiz olduklarını anlatıyor, Medine’den Uzaklarda isimli eserinde. Bu kitabın önemi, Hazreti Fatıma (r.anha)  ve Aişe (r.anha)’nin yanı sıra pek çok Müslüman kadının rivayetler alanındaki etkinliğini ortaya koymasıdır.
 
Aişe (r.anha)’nin 9 yıllık bir süre içinde rivayet ettiği hadis sayısı 2210 olarak kaydediliyor. Böylelikle en çok hadis rivayet eden yedi sahabi arasında 4. sırada yer alıyor. “Hz. Peygamber’in diğer hanımlarının ve hatta bütün kadınların bilgisi bir araya toplansa, Hz. Aişe’nin ilmi yine de hepsinden fazla olurdu” diyor İmam Zühri. Peygamberimiz’in kişiliğini ve hayatını yansıtan bir ayna gibi de değerlendirilebilir Aişe (r.anha)  kişiliği.  Eğer onun neşeli, hayat dolu, dakik ve dikkatli gözlemleri ve kayıt tutan belleği olmasaydı, sünnete uygun bir hayat tarzı etrafında pek çok önemli ayrıntı bugün bize ulaşamayabilirdi. Elbet tıp, şiir ve fıkıh alanındaki bilgisiyle de saygı görüyor.
 
“Şakalaşan Peygamber”, Aişe (r.anha)’nin bize aktardığı rivayetlerle daha bir yakınlaştığımız şahsiyet. Buhârî’de yer alan şu rivayet ilginç: Bir bayram günü Hz. Aişe (r.anha)  ile ensardan iki genç kız birlikte def çalıp şarkı söyleyerek eğlenmeye başlıyorlar. Peygamberimiz ise onlar rahatsız olmasın diye sedire uzanıp yüzünü örtüyor. Bunu gören Hz. Ebu Bekir (ra), “Peygamber’in yanında böyle şeyler yapılır mı?” sorusuyla azarlıyor sevgili kızını. Ancak Peygamberimiz, onları rahat bırakmasını istiyor Ebu Bekir (ra)’den. Aişe (r.anha)  ile koşu yarışı yapan, bu koşuda Aişe (r.anha)’ye yenilince yıllar sonra rövanşını talep eden, vefatından önceki gün bile Aişe (r.anha)  ile “ölüm-kalım” etrafında şakalaşan bir peygamber...  
 

Peygamberimiz’in, (selam üzerine olsun) büyük değer verdiği kıymetli ve sevgili eşi, O’nun vefatından sonra uzun yıllar yaşadı ve rivayet ettiği hadislere baktığımız zaman fark edeceğimiz üzere, bütün zorluklarına karşılık dürüst bir tanıklığı sürdürmeye çalıştı.
 
Susturulan değil, “Anlatsana ya Aişe!” şeklinde seslenmeyle kendisinden yaşça bir hayli büyük, ancak ihtiyar ve hantal olduğu söylenemeyecek eşi tarafından konuşmaya teşvik edilen bir kadındı, en uzun soluklu raviye.
 
Çok sevilendi Aişe (r.anha), dolayısıyla dikkatleri üzerine toplayan da... “İfk Vakası” bu açıdan irdelenmeye değer. Aişe (r.anha)’nin başından sonuna kadar vakarını koruduğu bu vakayı başka bir yazımda konu almak istiyorum.
 
 
 

 
Başlıca Kaynaklar:
 
1. Aişe Abdurrahman Bintü’ş-Şatı’, Resulullah’ın Annesi ve Hanımları, Uysal Kitabevi, 1987, Konya.
 
2. Hz. Peygamber ve Aile Hayatı, “Tartışmalı Toplantılar Dizisi”,  İslami İlimler Araştırma Vakfı, 1989.
 
3. Assia Djebar, Medine’den Uzaklara, Nadir Kitap, 1992.
 
 
 
 
 
 
 

 

 

 

Yorumlar

 
Prof. Dr. Bünyamin ERUL
Prof. Dr. Bünyamin ERUL23.06.2013

SA,
Cihan Hanımı bu güzel yazısından dolayı tebrik ediyorum.
Gerçekten Hz. Aişe annemisin hayatı da, hizmetleri de üzerinde çok yazmayı gerektiriyor. Bu konuda geniş okumalar yapmak isteyenlere çevirdiğim şu kitap ile iki makalem yararlı olabilir:

İmam Zerkeşi'den terceme ettiğim: "Hz. Aişe'nin Sahabeye Yönelttiği Eleştiriler" En son OTTO'dan çıktı. Hz. Aişe'nin Hadis Tenkitçiliğine özellikle hanımlar aleyhine gelen dair birçok enfes rivayetleri içermektedir.

"Hadiste Eleştirel Yaklaşımın Öncüsü Olarak Hz. Aişe", İslâmiyât, III. (2000) sayı: 2, s. 109-129.

"Hz. Aişe Kaç Yaşında Evlendi? Dokuz mu? On Dokuz mu?" İslami Araştırmalar Dergisi, cilt: 19, sayı: 4, yıl: 2006, s. 637-649. (Bu makale de evlilik yaşıyla ilgili iki görüş enine boyuna ntartışılmaktadır.

NOT: Ahmed b. Hanbel'in Müsned'inde Hz. Aişe 2nin rivayet ettiği hadis sayısı tam olarak 2433'tür. Yaygın olan 2210 sayısı Baki' b. Maled'in Müsned'inedendir.

23.06.2013

 

ayşe ülkü kaplan
ayşe ülkü kaplan23.04.2013

Yaşı ile ilgili açıklamalarda sıkıntı olduğunu düşünüyorum. Reşit Haylamaz'ın Hz. Aişe kitabında bu konuya farklı bakılmış.

23.04.2013

 

Aynur Baysal
Aynur Baysal10.04.2013

'susturulan değil konuşmaya teşvik edilen kadın' tabiri takdire şayan.Allah razı olsun.

10.04.2013

 

Cihan Aktaş

1960 Refahiye-Erzincan doğumlu. Beşikdüzü Öğretmen Lisesi’ni (1978) ve İstanbul DGSA Mimarlık Yüksek Okulu’nu (1982) bitirdi. Mimar, basın danışmanı, gazeteci ve okutman olarak çalıştı. Roman ve öykü kitapları yanı sıra kadın, kamusallık, sanat ve siyaset etrafında araştırma ve denemelerden oluşan kitaplar yayımladı. 1995’te Türkiye Yazarlar Birliği, 1997’de Gençlik Dergisi tarafından ‘Yılın Hikâyecisi’, 2002’de TYB tarafından yılın romancısı olarak ödüllendirildi. 2009’da “Kusursuz Piknik” isimli hikâye kitabı ESKADER tarafından yılın hikâye kitabı ödülünü kazandı. 2015’de Bursa 15. Edebiyat Günleri Ahmet Hamdi Tanpınar Ödülü’ne layık bulundu. Hâlihazırda www.dunyabulteni.net, www.sonpeygamber.info siteleri ve Gerçek Hayat dergisinde yazıyor.  Eyüp Sinema Akademisi’nde sinema kültürü dersleri veriyor. Kitapları: İnceleme-Araştırma: Hz. Fatıma (1984), Hz. Zeynep (1985), Sömürü Odağında Kadın (1985), Veda Hutbesi (1985, 1992), Sistem İçinde Kadın  (1988), Tanzimat’tan Günümüze Kılık Kıyafet ve İktidar I (1989, 1990, 2006), Tesettür ve Toplum/Başörtülü Öğrencilerin Toplumsal Kökeni (1991, 1993, 1995, 1997), Modernizmin Evsizliği ve Ailenin Gerekliliği (1992), Mahremiyetin Tükenişi (1995), Şark’ın Şiiri-İran Sineması (1998, 2005), Bacı’dan Bayan’a/İslamcı Kadınların Kamusal Alan Tecrübesi (2001, 2003, 2005), Dünün Devrimcileri Bugünün Reformistleri- İran’da Siyasal, Sosyal ve Kültürel Değişim (2004, 2005),  Türban’ın Yeniden İcadı (2006), Bir Hayat Tarzı Eleştirisi İslamcılık (2007), Yakın Yabancı (2008) , Kardeşliğin Dili (2010), İktidar Parantezi: Kadın Dil Kimlik (2011), İslamcılık/Eksik Olan Artık Başka Bir Şey (12014), Şehir Tutulması (2015). Hikâye: Üç İhtilal Çocuğu (1991), Son Büyülü Günler (1995), Acı Çekmiş Yüzünde (1996), Azizenin Son Günü-Azerbaycan Hikâyeleri (1997, 2006), Suya Düşen Dantel (1999), Ağzı Var Dili Yok Şehrazat (2001, 2005), Halama Benzediğim İçin (2003), Duvarsız Odalar (2005), Kusursuz Piknik (2009), Ayak İzlerinde Uğultu (2013), Kızım Olsaydın Bilirdin (2015). Roman: Bana Uzun Mektuplar Yaz (2002, 2003, 2005, 2010), Seni Dinleyen Biri (2007), Sınıra Yakın (2013). 

devamını oku
 

Sonpeygamber.info'yu Takip Edin