Sahabe
Sahabiler
 

Es'ad bin Zürâre (ra)

 

Ebû Umâme olarak da tanınan Es‘ad b. Zürâre (ra), Medine’yi yurt edinmiş olan Güney Arabistan menşeli iki büyük kabileden Hazrec kolunun Neccaroğulları’na mensuptur. Neccaroğulları ailesi, dedesinin annesi sebebiyle Hz. Peygamber ile akrabadır. Çünkü onun büyük dedesi Hâşim b. Abdümenaf, ticaret amacıyla çıktığı Suriye yolculuklarından birinde Medine’de konaklaması esnasında bu sülâleden Amr b. Lebîd el-Hazrecî’nin kızı Selmâ ile evlenmiş, bu kadından, Hz. Peygamber’in dedesi Abdülmuttalip dünyaya gelmiştir. Rasûlüllah’ın babası Abdullah da aynı kabileden dayılarını ziyareti esnasında Medine’de vefat etmiştir. Bu sebeple Hz. Peygamber, Es‘ad b. Zürâre’nin (ra) soyuna Medineliler arasında husus bir yakınlık ve muhabbet duymuş ve onlardan sürekli olarak “dayılarım” diye bahsetmiştir.

Es‘ad b. Zürâre (ra) Medine’de önce kendi soyunu, ardından da şehirdeki düşmanları olan Evs kabilesini Mekke’deki temaslarından haberdar etti ve kendilerini Allah Rasûlü’nü tasdik etmeye çağırdı. Onun davetine ilk icabet edenlerden biri de kardeşi Sa‘d b. Zürâre oldu. Es‘ad b. Zürâre’nin Medine’deki tebliğ faaliyetleri o kadar yankı bulmuştu ki bu süreçte şehirde Hz. Peygamber’in adının zikredilmediği tek bir ev dahi kalmadı.

Es‘ad b. Zürâre (ra) Hz. Peygamber’in Medine’ye hicretinden yaklaşık üç yıl önce Mekke’ye geldi. Geliş amacı ise, Evs ile Hazrec arasında meydana gelen ve kendi kabilesinin mağlubiyetiyle sonuçlanan Buas savaşının intikamını almak üzere Hazrec adına Mekkelilerden yardım ve destek talebinde bulunmaktı. Ancak o, yanındakilerle birlikte Mekke aristokratlarıyla görüşme fırsatı bulamadan hac esnasında Mina’da Hz. Peygamber ile karşılaştı. Burada yapılan görüşmeler esnasında Allah Rasûlü onları Müslümanlığı kabul etmeye ve kendisini düşmanlarına karşı savunmaya çağırdı. Es‘ad (ra) liderliğindeki Hazrecliler burada Hz. Peygamber ile birlikte hareket etmeye söz verdiler ve tebliğini kabul ettiklerini bildirdiler. Onlar, Evs ile aralarında bir asırdan fazla süren ve önü alınamayan yıkıcı savaşların Hz. Peygamber vesilesiyle ortadan kalkacağını düşünmüşlerdi. Hazrec heyeti, Mekke’ye asıl geliş sebepleri olan müşrik liderlerle yapacakları görüşmeleri iptal ettikten sonra, bir yıl sonra tekrar Akabe’de Allah Rasûlü ile buluşmaya sözü vererek geri döndü. Es‘ad b. Zürâre (ra) Medine’ye dönüşünün ardından önce kendi soyunu, ardından da şehirdeki düşmanları olan Evs kabilesini Mekke’deki temaslarından haberdar etti ve kendilerini Allah Rasûlü’nü tasdik etmeye çağırdı. Onun davetine ilk icabet edenlerden biri de kardeşi Sa‘d b. Zürâre oldu. Es‘ad b. Zürâre’nin Medine’deki tebliğ faaliyetleri o kadar yankı bulmuştu ki bu süreçte şehirde Hz. Peygamber’in adının zikredilmediği tek bir ev dahi kalmadı. Es‘ad b. Zürâre’nin bir yıl boyunca gerçekleştirdiği özel gayretleri netice verdi. Hem Hazrec hem de Evs kabileleri onun çağrısına yakın ilgi gösterdiler. Bunun sonucunda Akabe’de gerçekleştirilen toplantıya 10 Hazreclinin yanında Evs’ten de iki temsilci iştirak etti. Medineliler burada yapılan görüşmelerin ardından Allah’a ortak koşmayacaklarına, hırsızlık ve zina yapmayacaklarına, çocuklarını öldürmeyeceklerine, birbirlerine iftirada bulunmayacaklarına dair Hz. Peygamber’e söz vererek kendisine biat ettiler. Bu sözleşme İslâm tarihinde Birinci Akabe Biatı olarak isimlendirilmiştir. Toplantıda hem Evsliler hem de Hazreclilerin hazır bulunmaları, Hz. Peygamber’in daha Medine’ye hicret etmeden önce şehirdeki Arapları birleştirme gayesinin başlangıç adımı olmuştur. Bu toplantı ayrıca asıl hedef olarak düşünülen Mekke’nin Medine ile birleştirilmesinin de ilk resmî adımıdır.

Rasûlullah, Akabe’de gerçekleştirilen görüşmelerin ardından Mus‘ab b. Umeyr’i (ra) Medine’ye özel temsilcisi olarak imam ve öğretmen sıfatıyla gönderdi. Onun da gayretleriyle şehirde hızlı bir İslamlaşma faaliyeti başladı. Bu faaliyetlerde Mus’ab’ın (ra) en büyük yardımcısı şüphesiz Es‘ad b. Zürâre (ra) olmuştu. O, özellikle şehirdeki kabile reisleri üzerindeki nüfuzunu kullanarak gerek Hazrec gerekse Evs kabilesinden pek çok kişinin İslam’a girmesine vesile oldu. Nitekim Üseyd b. Hudayr (ra) ile Sa‘d b. Muâz (ra) gibi Evs kabilesi önderleri onun aracılığı ile İslam’ı kabul ettiler. Gerek Es‘ad b. Zürâre (ra) gerekse Mus‘ab b. Umeyr’in (ra) Medine’deki İslamlaştırma çabaları sonucunda Nübüvvetin 13. yılı (622) hac mevsiminde ikisi kadın, yetmiş beş Medineli Hz.Peygamber’e biat etmek üzere Akabe’de hazır bulunmuşlardır. Burada yapılan ikinci görüşmede Medineliler, Allah Rasûlü’nü şehirlerine davet ettiler. Hz. Peygamber de onlardan, yurtlarına hicret ettikleri takdirde Mekkeli Müslümanları kendi canlarını, ailelerini ve mallarını korudukları gibi koruyacaklarına, her şartta kendisine itaat edeceklerine, muhâcirlere malî yardımda bulunacaklarına, iyiliği emredip kötülüğü önlemeye çalışacaklarına ve bu konuda kimseden çekinmeyeceklerine dair söz vermelerini istedi. Es‘ad b. Zürâre (ra) önderliğindeki Medineliler ilk görüşmede olduğu gibi Allah Rasûlü’nün bütün talep ve şartlarını kabul ettiklerini bildirdiler. İkinci Akabe Biatı’nın tamamlanmasının ardından Hz. Peygamber, Evs ve Hazreclilerden kendilerini temsil edecek ve şahsına karşı sorumlu olacak temsilciler (nakîb) seçmelerini istedi. Hazrec kabilesinden 9 ve Evs kabilesinden 3kişi olmak üzere Hz. Peygamber adına Medine’deki Arapları temsil ve idare edecek 12 kişilik bir heyet seçildi. Es‘ad b. Zürâre (ra) de Hazrec adına tespit edilen nakîblerden biri oldu. Es‘ad b. Zürâre (ra), Medine’ye döndükten sonra da Hz. Peygamber’in hicretine kadar geçen dönemde Mus‘ab b. Umeyr ile birlikte tebliğ faaliyetlerini gayretle devam ettirdi. O kadar ki onların ortak çabaları sayesinde dördü dışında Medine’de İslamiyet’in girmediği hiçbir hane kalmadı. Es‘ad b. Zürâre (ra) Medineli ilk Müslüman olmasının yanında burada ilk mescidi faaliyete geçiren kişi olarak da bilinir. Çünkü o, Hz. Peygamber’in Mekke’den Medine’ye hicretinden önce, hurma kurutma yeri olarak kullanılan bir arsanın etrafını çevirerek mescit olarak açmış, burada Medineli Müslümanlara Mus‘ab b. Umeyr (ra) ile birlikte vakit namazlarını kıldırmıştır. Medine'ye hicretten sonra Hz. Peygamber (sav) de bir müddet onun mescidinde namaz kılmış, Mescid-i Nebi’yi de yine aynı yerde inşa etmiştir.


Es‘ad b. Zürâre (ra) Hicret’ten sonra ilk ölen, cenaze namazı Hz. Peygamber tarafından ilk kıldırılan ve Ensârdan Bakî Mezarlığı’na ilk defnedilen sahabe alarak bilinir.

Es‘ad b. Zürâre (ra), Hz. Peygamber’in Medine’ye hicretinden kısa bir süre sonra difteri veya kızıl benzeri bir hastalığa yakalandı. Daha sonra da bu hastalıktan kurtulamayarak Hicret’in ilk yılı şevval ayında (Nisan 623) vefat etti. Allah Rasûlü onun cenazesini yıkayıp kefenledi ve namazını kıldırdı. Es‘ad b. Zürâre (ra) Hicret’ten sonra ilk ölen, cenaze namazı Hz. Peygamber tarafından ilk kıldırılan ve Ensârdan Bakî Mezarlığı’na ilk defnedilen sahabe alarak bilinir. Onun ölümü üzerine bazı Yahudilerin “Es’ad’ın ölümü ne kötü bir ölümdür. Eğer Muhammed bir peygamber olsaydı mutlaka onun ölümüne engel olabilirdi” demeleri üzerine Allah Rasûlü, ölümün Allah’ın bir hükmü ve hayatın mutlak gerçeği olduğunu, buna kendisi de dahil hiç kimsenin bir müdahalede bulunamayacağını bildirmiştir. Es‘ad b. Zürâre’nin (ra) ölümü üzerine mensup olduğu Neccaroğulları ileri gelenleri Hz. Peygamber’e müracaat ederek kendileri için yeni bir nakîb tayin etmesini istediler. Zira o İkinci Akabe Biatı’nın ardından Hazrec kabilesinden seçilen temsilcilerden birisiydi. Allah Rasûlü ise onlara “Sizler benim dayılarımsınız, sizin nakîbiniz benim” diyerek cevap vererek Es‘ad b. Zürâre’nin (ra) yerine bu kabileyi kendisinin temsil edeceğini ilan etti. Bu karar Neccaroğullarını çok sevindirmiş ve onların diğer kabilelere karşı övünmelerine sebep olmuştur.

Vefatından sonra geriye erkek çocuk bırakmayan Es‘ad b. Zürâre (ra) ölmeden önce Kebşe, Habîbe ve Fürey‘a isimlerindeki kızlarını Hz. Peygamber’e emanet etmişti. Bu sebeple onun çocukları Rasûlullah’ın bakım ve gözetiminde büyütülmüşlerdir. Allah Rasûlü, evlenme çağı geldikten sonra da yanında yetiştirdiği bu kızları evlendirmek suretiyle Medineli yakın dostu ve akrabası Es‘ad b. Zürâre (ra)’nin vasiyetini yerine getirmiştir.

Diyanet Aylık Dergi, Mart 2007
 

Yorumlar

 
Bu yazıya henüz yorum yapılmadı. İlk yorumu siz yapmak için tıklayın.