Dosyalar
Ramazan ve Bayram
 

Fıtır Sadakası

Fıtra veya Türkçedeki haliyle fitre, "yaratılış, tabiat, mizaç, huy" manalarına gelmektedir. Fıtr; Ramazan ayını idrak edip Ramazan bayramına kavuşmanın şükrüyle kişinin kendisi ve velayeti altındakiler için verdiği vacip bir sadakadır.

İnsanoğluna dünya ve ahiret saadetini kazanma yollarını sunan İslam dininin beş temel esasından biri de Ramazan orucudur. Dinimizin korumayı amaçladığı beş temel prensip; dinin, nefsin, aklın, malın ve ırzın korunmasıdır (maslahat-ı hamse). İşte bu prensipler ışığında bakıldığında dinin tüm emir ve yasaklarının bu ilkelere hizmet ettiği görülür.

Birey ve toplum açısından pek çok yararın kazanılmasını (celb-i menafi) ve yine pek çok zararın da ortadan kaldırılmasını (def-i mefasid) sağlayan ibadetlerin iç içe geçtiği bir aydır Ramazan. Hususiyetleri pek çok olan bu ayda şeytanın tuzakları azalmakta, nefs ise mahrumiyetlerle yüzleşmektedir. "Ramazan ayı girdiği zaman, cennetin kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır. Ramazanda şeytanlar zincire vurulur." (Buhârî, Savm 5)

Fıtra veya Türkçedeki haliyle fitre, "yaratılış, tabiat, mizaç, huy" manalarına gelmektedir. Fıtr; Ramazan ayını idrak edip Ramazan bayramına kavuşmanın şükrüyle kişinin kendisi ve velayeti altındakiler için verdiği vacip bir sadakadır.

Kimlerin fitre ile mükellef olduğu yönünde mezhepler arasında farklı içtihatlar olmakla birlikte genelde fitre mükellefiyeti, zekâttan ayrı olarak mütalaa edilmiştir. 85 gr. altın ve metaın üzerinden bir yıl eçmesi şart değildir. Temel ihtiyaçlarını karşılayabilen, ertesi güne yiyeceği olan her mü'min, kendisi ve ailesi için fitre verebilir. Böylelikle, zekât alabilecek bir kimse de fitresini verip veren taraf olma hissini tadabilir.

Fitrenin ne kadar olacağı yönünde de buğday, arpa, üzüm gibi yiyeceklerden farklı ölçüler öne sürülmektedir. Bununla birlikte yemin kefaretini izah eden ayette geçen "Ailenize yedirdiğiniz yemeğin orta hallisinden on fakire yedirmek" (Maide, 5/89) ifadesi, fitre tayini noktasında fikir vermektedir. 

Fitre, Ramazan bayramından birkaç gün önce de verileceği gibi bayramın birinci günü, niyet edilerek de verilebilir. Fitre; nefsimizle, dünya hırslarımızla yüzleşme fırsatını bulabileceğimiz bu hususi zamanlarda, eksiklerimizi giderebileceğimiz ikinci bir fırsattır, diğer bir yönüyle de güzellikleri yaşattığı için Rabbimize bir şükürdür. Belki de fitreyi orucu tutsun, tutmasın her mükellefin verebilmesi kuralı bu rahmet deryasından herkesin nasip almasını teşvik içindir.

Fitre, Ramazan bayramından birkaç gün önce de verileceği gibi bayramın birinci günü, niyet edilerek de verilebilir. Fitre; nefsimizle, dünya hırslarımızla yüzleşme fırsatını bulabileceğimiz bu hususi zamanlarda, eksiklerimizi giderebileceğimiz ikinci bir fırsattır, diğer bir yönüyle de güzellikleri yaşattığı için Rabbimize bir şükürdür.

Fitrenin nakit değil de yiyecek olarak verilmesi tercihinde de önemli maslahatlar vardır. Yoksullarla yüz yüze muhatap olmak, onlar için alışveriş yapmak ve yine en zaruri ihtiyaçları olan yiyecekleri en kısa yoldan ve en kolay şekilde onlara ulaştırmak bu maslahatlar arasında sayılabilir. Böylelikle bayram sevincini yediden yetmişe herkesin yaşaması mümkün olacaktır. Tabii ki burada fitreyi verenin, muhatabı için en uygun seçeneği tayin edebilmesi mümkündür. İhtiyaç sahiplerini ve onların ihtiyaçlarını takdir ve tespit, çeşitli kurum ve kuruluşlara da bırakılabilir.

Zekâtın da yoksulların durumunun daha yakından hissedilebildiği Ramazan ayında verilmesi tercih edilmektedir. Böylelikle bayram sevinci ve şükrü her tabakadan sosyal sınıfta hissedilecektir. Böylelikle Ramazan, toplumsal güven ve istikrarın sağlanması yönünde bir başlangıç olacaktır.    

Rahmetten payını alamama korkusuyla hareket eden mümin, yaptığı hayırla karşı tarafı minnet altına almaktan sakınacaktır. "Ey iman edenler! Allah'a ve ahiret gününe inanmadığı halde malını gösteriş için harcayan kimse gibi başa kakmak ve incitmek suretiyle, yaptığınız hayırları boşa çıkarmayın. Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan düz kayaya benzer ki sağanak bir yağmur isabet etmiş de onu çıplak, pürüzsüz kaya haline getirivermiştir. Bunlar, kazandıklarından hiçbir şeye sahip olamazlar. Allah inkâr edenleri doğru yola iletmez." (Bakara, 2/264)

Ramazan'la mü'minler, her alanda muhasebeye çağrılmakta ve bu süreçte sadece Ramazan'a mahsus bir eğitimden geçmektedirler. Bu iklimin teneffüsü tabii ki diğer zamanlarda da istikametimizi belirleyecektir. Bu noktada Ramazan eğitiminin önemli bir yönünü de malî ibadetler oluşturmaktadır. Kendimize ve içinde yaşadığımız topluma karşı görevlerimizi daha iyi görebileceğimiz bir aydır Ramazan.

Ramazanı teneffüs etmenin, bayramı yaşamanın önemli bir basamağı da; ailemize, akrabalarımıza, yoksullara ve her türlü muhtaca bayram sevincini yaşatmaktan geçmektedir. Şairin, Harun Reşid'e dediği gibi "Bayram, yeni elbiseler giymek değil, cehennemden emin olmaya çalışmaktır."

 

Yorumlar

 
Bu yazıya henüz yorum yapılmadı. İlk yorumu siz yapmak için tıklayın.