Sonpeygamber.info
Yazarlar
 

Fitne Karşısında İslami Değerler

Allah'ı ve Rasûlu'nu sevmek, Allah Rasûlu tarafından bizlere iletilen Kur'ân'a ve Rasûl'un yüce örnekliğine riayet etmekle ve bu yolla Allah Rasûlu'ne itaat edip tabi olmakla mümkündür. Nitekim Kur'ân'da "Allah'ı seviyorsanız bana tabi olun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın." (Ali İmran, 31) buyrulmaktadır. 

Hollanda'da fitne ateşini yakan Geert Wilders yalnızca dünya Müslümanlarından değil aklı başında bütün insanlardan tepki aldı. Çünkü ateşlenen fitne yalnızca Müslümanları rencide etmemekte aynı zamanda birbirini anlamaya ve saygı duymaya dayalı dünya barışını da sabote etmeye yöneliktir. Kuşkusuz 21. yüzyıl başlarından itibaren bazı çevrelerde gittikçe artan oranda bir İslam ve Müslüman düşmanlığı kendini göstermektedir. Hemen her fırsatta bazı çevreler İslam'a ve İslami değerlere hakarete varan tahrik edici tavır ve tutumlarını ortaya koymakta; bununla bir yandan Müslümanları kışkırtmaya diğer yandan ise dünya genelinde İslam karşıtlığını ve korkusunu bilinçaltına yerleştirmeye çalışmaktadırlar. Bunlar arasında özellikle fanatik dini çevrelerle siyasi aktörler dikkati çekmektedir. Bunların İslam karşıtlığını ve saldırgan tavırlarını yalnızca İslam'a ve Müslümanlara duyulan ve tarihsel korku ve kaygılardan beslenen düşmanca tavırlarla izah etmek mümkün değildir; zira bu çevreler İslam karşıtlıklarını kendi iç dini ve siyasi hesapları açısından da kullanmaktadırlar. Örneğin özellikle Batı Hıristiyan dünyasında sosyo-kültürel alanda dindışılaşmaya dayalı sekülerizmin geleneksel Hıristiyanlığı önemli ölçüde tehdit ettiği, buna karşı İslam'ın küresel bir fenomen olarak dünyanın hemen her tarafında insanlar için bir ilgi ve çekim merkezi olduğu bilinmektedir. Bunu anlamak için örneğin Der Spiegel'in 2007 yılında İslam'ı konu alan sayılarına ve Papa'nın hemen her fırsatta Batı dünyasında sekülerizmin Hıristiyan değerlerini altüst ettiğine dair verdiği sayısız demeçlerine bakmak yeterlidir. Ayrıca Batı'da gittikçe artan yabancı düşmanlığının çeşitli politikacılar için bir fırsat olarak görüldüğü ve bu bağlamda kendilerine politik ikbal elde etmek amacıyla ırkçı duyguları kaşıyan söylemler geliştirdikleri bilinmektedir. Geert Wilders örneğinde olduğu gibi bu ırkçı politikalarda genellikle Müslümanlar hedef alınmaktadır.

İslam'a ve İslam'ın kutsal kitabıyla değerlerine karşı yapılan kışkırtıcı eylemlerin Müslümanlara yönelik amacının dünya Müslümanlarını provoke etmek olduğu; bu çerçevede yaşanacak olaylarla dünya genelinde oluşturulmaya çalışılan İslam karşıtlığı ve korkusuna zemin hazırlanmaya çalışıldığı açıktır. Bu planı bozmanın ve fitneyi boşa çıkarmanın yolu, Müslümanların sağduyularıyla hareket etmelerinden, sevgiyle birbirlerine kenetlenip sahip oldukları üstün değerlerin bilincinde olmalarından ve kendilerine güvenmelerinden geçmektedir. Nitekim tarih boyu İslam düşmanlarının benzeri plan ve desiseleri eksik olmamıştır. Tarih boyu bütün peygamberlere toplumlarındaki azgınlar ve haddini aşanlar hep planlar kurmuşlardır. Bu planlar peygambere ve onun taşıdığı mesaja karşı asılsız itham ve suçlamalardan hakaretlere ve tehditlere kadar geniş bir yelpazede olmuştur. Hatta bununla kalınmamış ve peygamberlerle inananlara karşı seferberlikler ilan edilmiş, inananlar kovulmuş, sürülmüş ve bazen katledilmişlerdir. İslam'ın son peygamberi Hz. Muhammed (sav)'in yaşadığı dönem ve sonrasında da durum değişmemiştir. Cahiliye dönemi Arap toplumundan günümüze değin İslam karşıtları İslam mesajı ve Müslümanlar aleyhine bitmek bilmeyen asılsız suçlamalar, karalama kampanyaları ve desiseler yürütmüşlerdir. Sıklıkla bu kampanyalar Müslümanlara yönelik şiddeti de beraberinde getirmiştir. Ancak Müslümanlar Allah'ın dinine bağlılıkları, üstün ahlaki değerleri ve kendilerine güvenleriyle bu kampanyaları genelde boşa çıkarmışlar; gerek sahip oldukları üstün değerlerle gerekse tarih boyu farklılıklarla barış içinde bir arada yaşama konusunda ortaya koydukları tarihsel tecrübe ile bütün insanlık için eşsiz örnekler üretmişlerdir.

Günümüzde de İslam karşıtı kampanyalara karşı Müslümanların yapmaları gereken en temel şey İslam'ın temel değerlerine sıkıca bağlanmaktır. Bu değerlerinin başında Allah ve Rasûlu gelmektedir. Allah'ı ve Rasûlu'nu sevmek, Allah Rasûlu tarafından bizlere iletilen Kur'ân'a ve Rasûl'un yüce örnekliğine riayet etmekle ve bu yolla Allah Rasûlu'ne itaat edip tabi olmakla mümkündür. Nitekim Kur'ân'da "Allah'ı seviyorsanız bana tabi olun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın." (Ali İmran, 31) buyrulmaktadır. Dünya genelinde Müslümanların Allah ve Peygamber sevgisinde bir araya gelmeleri ve başta Kur'ân ve Sünnet olmak üzere İslami değerlere bağlı kalarak İslam'ın tartışılmaz üstünlüklerini insanlara anlatmaları, İslam karşıtı bütün fitne girişimlerini boşa çıkaracaktır.


 

Yorumlar

 
Bu yazıya henüz yorum yapılmadı. İlk yorumu siz yapmak için tıklayın.

Prof. Dr. Şinasi Gündüz

1960’ta Malatya’da doğdu. İlk ve orta öğretimini Gaziantep ve Mardin’de, lisans eğitimini ise Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde tamamladı. 1985’te Ondokuz Mayıs Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dinler Tarihi Anabilim Dalı’na Araştırma Görevlisi olarak atandı. 1988’de lisansüstü eğitimi için İngiltere’ye gitti. Durham Üniversitesi School of Oriental Studies’te MA Research, Manchester Üniversitesi Department of Middle Easter Studies’te PhD çalışmalarını sürdürdü. Kasım 1991’de Doktorasını tamamladı. 1992’de Ondokuz Mayıs Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ne Dinler Tarihi Yardımcı Doçenti olarak atandı. 1995’te Dinler Tarihi Doçenti oldu. 2003’te ise İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ne Dinler Tarihi Profesörü olarak atandı. Anabilim Dalı Başkanlığı, Bölüm Başkanlığı, Senato üyeliği ve çeşitli kurul üyelikleri gibi görevler yapan Prof. Dr. Şinasi Gündüz 2009 yılından itibaren İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanlığı görevini yürütmektedir. Gnostik dinler, heterodoksal akımlar, Sabiilik, Hıristiaynlık, küreselleşme ve din ilişkisi, karşılaştırmalı dinler ve dinler arası ilişkiler gibi alanlarda  yaptığı birçok çalışması yurtiçi ve yurtdışında yayımlanmış, bazı eserleri çeşitli dillere çevrilmiştir. Eserlerinden bazırları şunlardır: Ş. Gündüz, The Knowledge of Life. The Origins and Early History of the Mandaeans and Their Relation to the Sabians of the Qur’an and to the Harranians, Oxford University Press 1994 [256s.] Ş. Gündüz, Sâbiîler Son Gnostikler, Ankara: Vadi 1995 [213s.] Ş. Gündüz, E. Sarıkçıoğlu, Y. Ünal, Dinlerde Yükseliş Motifleri, Ankara: Vadi 1995 [135s.] Ş. Gündüz, Din ve İnanç Sözlüğü, Ankara: Vadi 1998 [468s.] Ş. Gündüz, Mitoloji ile İnanç Arasında. Ortadoğu Dinsel Gelenekleri Üzerine Yazılar, Samsun: Etüd 1998. Ş. Gündüz, Pavlus: Hıristiyanlığın Mimarı, Ankara: Ankara Okulu Yayınları 2001 [272s.] Ş. Gündüz, Dinsel Şiddet: Sevgi Söyleminden Şiddet Realitesine Hıristiyanlık, Samsun: Etüt 2002. Ş. Gündüz, M. Aydın, Misyonerlik: Hıristiyan Misyonerler, Yöntemleri ve Türkiye’ye Yönelik Faaliyetleri, İstanbul: Kaknüs 2002 Ş. Gündüz, Küresel Sorunlar ve Din, Ankara: Ankara Okulu Yayınları 2005 [223s]. Ş. Gündüz, Misyonerlik, Ankara: DİB Yayınları 2005 [120s] Ş. Gündüz, Anadolu’da Paganizm: Antik Dönemde Harran ve Urfa, Ankara: Ankara Okulu Yayınları  2005 [144s.] Ş. Gündüz, Cafer S. Yaran (editör), Change and essence: dialectical relations between change and continuity in the Turkish intellectual tradition, Washington: RVP Pres 2005 Ş. Gündüz, Hıristiyanlık, İstanbul: İSAM Yayınları 2006. Ş. Gündüz (editör), Yaşayan Dünya Dinleri, Ankara: Diyanet İşleri Başkanlığı 2007 [605s.]

devamını oku
 

Sonpeygamber.info'yu Takip Edin