Dosyalar
Kurban ve Hac
 

Göklerden Köklere Çağrı

Hac, kulun Rabbiyle arasındaki kulluk zincirinin test edildiği muhteşem bir ibadettir. Zincirin sağlamlığı en zayıf halkanın direnci kadardır, malum. Hac yolculuğu zayıf halkalarınızı ifşa eder tek tek. Kendinizde var olup da farkına varamadığınız iyi kötü türlü yönleriniz uykudan uyanır, başlarını uzatır, size göz kırpar.

Yöneliş

“İbadetler Allah’ın ruhu korumak üzere insana bahşettiği sığınaklardır” der Sezai Karakoç. Namaz benliğin direncini, oruç şehvetin gücünü, zekat mülkiyetin kibrini kırar. Hac bütün bunları bünyesinde harmanlayarak yeniden inşa eder Müslümanı. Bireysel benliğinin elinden tutar ideal benliğe taşır, hatta onu da aşırtır. Uzlete meraklı olanları, tek başına ötelere ulaşmaya çalışanları, öğrettikleriyle sukutu hayale uğratır. Değerleri altüst eder, ezber bozar, gerçeklik duygusunu sorgulatır her adımda. Bunu da bilgiyle şuurun iç içe geçmesiyle sağlar. Şuursuz bilgi kalbi katılaştırır, bilgisiz şuur ayağı kaydırır zira.

Hac, kulun Rabbiyle arasındaki kulluk zincirinin test edildiği muhteşem bir ibadettir. Zincirin sağlamlığı en zayıf halkanın direnci kadardır, malum. Hac yolculuğu zayıf halkalarınızı ifşa eder tek tek. Kendinizde var olup da farkına varamadığınız iyi kötü türlü yönleriniz uykudan uyanır, başlarını uzatır, size göz kırpar. Bu yüzden daha yola çıkmadan uyarıcı işaretler gelir: Rafes, füsuk ve cidalden (şehvet, kötülük ve tartışma) uzak durun (Bakara,197), üç ana çeldiriciden. Bu yolda azığınız takva olsun. Akıllıca hesap yapın; korkulup çekinilecek merkezi doğru tespit edin.

Hac, İbrahim ailesinin insanlığa hatırası; zaman, mekan ve insanın kucaklaştığı bayram. Göklerden gelen çağrıya köklere dönerek verilen cevap. Sabırla tevekkül, hoşgörüyle tefekkür, tebessümle gözyaşı, pişmanlıkla bağışla(n)ma, hasretle muhabbet.

Duyuş

İlk müezzini İbrahim (as) olan bir davettir gelen (Hac, 27). Davet sahibi Allah, davet edilen kul. Herkese ulaşan bu çağrıyı sadece alıcılarını o yöne ayarlayanlar mı duyar ya da çağrı kulaktan gönle düşmeyince ilgi mi görmez, bilinmez. Dualar hep bu çağrıya yazılıdır bazı ömürlerde. Şuura yöneliş, dilden dökülen “buyur Allah’ım” tekmiliyle başlar, insanı kendindeki irade gücüne şaşırtan ihramla devam eder. Azmedildiğinde ne kadar dikkatli olabildiğini keşfetmek ilginçtir. Yolculuk başlamıştır, ilerlemek için yola düşmek gerek. Yıldızların ayak izlerini aramalı gece gündüz vahyin sağanak sağanak indiği bu mekanda.

Görüş

Yücelere ermek, ilerlemek ister insan. (Vücudumuzun, bakışımızın öne doğru oluşu sanki bu meylimizdendir.) Yücelerin de daima yükseklerde olduğunu sanır. İnsanı en yüceye taşıyan merdiven bazen bir vadide saklı olabilir oysa. Bağrı yanık dağların, ekin bitmez bir arazinin orta yerinde. Sonsuzluğa çıkış basamağı önce derinlere çağırır sizi. İnmeden çıkamazsınız. Bütün eğreti makyaj ve etiketlerden ihramla sıyrılabilen insan görece yüksekleri de ardında bırakır. Bundan sonra göreceklerinin hiçbiri için beden gözü kâfi gelmeyecek, bilgi ve hikmetle yoğrulmuş aklın, gönlün kılavuzluğuna muhtaç kalacaktır. Sadelik ve yalınlıkta gizli ihtişama şahit olacak, gerçek izzet ve şerefin nerelerde aranması gerektiğini anlayacaktır usul usul. Mescid-i Haram’da çekim merkezine doğru ilerlerken, duaya duran dilinin söyleyemediklerinden biri de şairin “anne, ben geldim, oğlun, hayırsızın” (Ahmet Erhan) deyişi gibi olacaktır: “Rabbim, ben geldim, kulun, hayırsızın.”

Yokluk aleminden varlığa seçilmişliğimizi unutmak insan/nisyan ile malul oluşumuzun doğasında var. Kabe’ye varmak bu “seçilmiş olmak”lığı gün yüzüne çıkarıverir. Seçilmiş olduğunu fark edebilmek ağır bir şükran borcu bırakır müminin omzuna. Heyecan, şükran, utanç, sevinç… Tarif edilebilen, edilemeyen bütün duygular her bir kılcal damarı sarsar, titretir; çoğu kez gözden billur olur akar. İhtiramda kusur ediveririm endişesiyle atılır ilk adımlar. Ömürlük ibadetin bir ömre değecek ilk adımları.

Tavafın saat yönünün tersine yapılışı, ilerlemenin geçmişle bağlantısını anlatır gibidir. Arınmak, hafiflemek için başlangıçtaki tertemiz oluşa varma arzusu kıpırdar yüreklerde. Tevhid merkezine sabitlenen kalbi odağından, dili tesbih ve zikirden ayırmayarak. Böylelikle her istilam yeni başlangıçlar için ahitleşme olur Rabbiyle kul arasında.

Dönüş

Kabe’ye vardınız mı artık her şey sıradanlık esvabından soyunmuş, anlamlar hırkasına bürünmüştür. Attığınız her adım sizi sizden alır, döndürür dolaştırır yine size getirir; anlarsınız ki derdin kaynağı da dermanı da sizdedir. Rabden gelip Rabbe dönecek oluşumuz gibi kendine, özüne döndüğünde tamamlanır insan. Kendisi gibi ama kendi dışındaki binlerle kainat korosuna katılır, bütünleşir, modern hayatın bütün sanrılarından sıyrılarak.

Tavafta birbirine dolaşan adımlar her dönüşle nefsin yüreklere bindirdiği ağır katmanları burgu burgu aralar; kendi içinde devirler devirerek derine, daha derine sevk eder insanı. Tavafın saat yönünün tersine yapılışı, ilerlemenin geçmişle bağlantısını anlatır gibidir. Arınmak, hafiflemek için başlangıçtaki tertemiz oluşa varma arzusu kıpırdar yüreklerde. Tevhid merkezine sabitlenen kalbi odağından, dili tesbih ve zikirden ayırmayarak. Böylelikle her istilam yeni başlangıçlar için ahitleşme olur Rabbiyle kul arasında.

Dokunuş                      

Her bir menzilinde ruhun yeniden dirildiği bir yolculuktur Hac ibadeti. Kimi zaman dikey kimi zaman yatay düzlemlerde konuşur sizinle menziller. Kâh köklerinize uzanır, İbrahim milleti kimliğinizi ören anlam kıyılarına demir atarsınız, kâh yanı başınızda hem tamamen sizden hem size yabancı olana dokunur dünyanın lezzetlerini tadarsınız, kâh geleceğin kaderine tuzu da benden olsun misali, bir tuğla da siz koyarsınız.

Hac, hiçbir şeyin artık eskisi gibi olamayacağı bir başlangıçlar silsilesidir. Kalbe, bedene, zihne dokunarak insanı içindeki kanlı, kirli yönüyle yüzleştiren, içindeki iyilik ve kötülük potansiyeliyle karşı karşıya getiren bir ibadet. Ferdin bütüne (topluma) dokunarak yapboz parçası gibi tamamlayıcı yönüyle karşılaşması. Eksiği ve fazlasıyla, olan ve olması gerekenle, ideal ve gerçekle... Aynı gayeyle aynı merkezde bu kadar farklı olanın muhteşem uyumunu yakalayarak ümmet benim içimde ben ümmetin parçasıyım diyebilmek. Ortak paydaları aramaya ortak duygulardan başlamak. Ümmetin profilini, büyük kültür mozaiğini resmin tamamında görmek. Sorumlulukları kucaklamak. İnsan benliğini yerelden evrensele taşıyan, her ritüelinde iki taraf arasındaki geçişkenliğe şahit olduğunuz köprüdür hac.

Arayış                                  

Arayış sa’y olur Safa Merve arasında. Ab-ı hayata kavuşmak için atılacak adımlar bitmemişse durmamak gerek. Yaşadıklarınızın kucağınıza bıraktığı endişe sizi dövünmeye değil arayışa sevk etmeli. Hz. Hacer’in ördüğü sekinet, gayret, tevekkül ve teslimiyet hırkasını giyerek.

Yürüyüş, insanı kendi içine yoğunlaştıran bir dönemeç. Arafat’ın yüklediği enerjiyle Mina’ya odaklanan insan hedefe kilitlenmiş kurşun gibi kararlı ve etkili ilerler. Bu yürüyüş, her tür tıkanmışlıkların açıldığı vakumlu bir hareketle sizi çeker en azılı düşmanınıza doğru. Gide gide gördüğünüz şey, o dışarıda sandığınızın aslında tam da içinizde olduğudur.

Duruş

Deruna vakıf olabilmek için, hızla tüketilen hayatın ritmine karşı dik duruşun adı Arafat. Durmak ama geçici bir süre. Yerinde, zamanında ve yeteri kadar. Ne erken ne geç, ne az ne çok. “Hac Arafat’tır” hadisince bakılırsa haccın omurgası vakfe. Kulluğun, şuurun demlenmesi. Marifeti intaç edecek iltifat için mola. Rabbin karşısında kulluğun acziyetini ikrar eden ademin adam olduğu zirve. İrfana açılan pencere.

Yürüyüş

Yürüyüş, insanı kendi içine yoğunlaştıran bir dönemeç. Arafat’ın yüklediği enerjiyle Mina’ya odaklanan insan hedefe kilitlenmiş kurşun gibi kararlı ve etkili ilerler. Bu yürüyüş, her tür tıkanmışlıkların açıldığı vakumlu bir hareketle sizi çeker en azılı düşmanınıza doğru. Gide gide gördüğünüz şey, o dışarıda sandığınızın aslında tam da içinizde olduğudur. Mina’da taşlar insanı Allah’tan uzaklaştıran cehalet, bencillik, kibir ne varsa alaşağı edebilmek için atılır. Hedefin aslında karşıda değil tam da içinde olduğunu bilerek; bilenerek, bilinçlenerek.

Geçiş

Kendinden ve sevdiğinden. Bedenen ve zihnen. İnsanı bağlayan tüm bağların tereddüt etmeden kurban edilişi. Aşkın sınanışı.

Hac, dünyadaki yolcuğu bir düşüşle başlayan insanın yükseliş hikayesi.

"Rabbimiz! Ben çocukla­rımdan bazısını, senin kutsal evinin (Kâbe'nin) yanında ekin bitmez bir vadiye yerleştirdim. Rabbimiz! Namazı dosdoğru kılmaları için (böyle yaptım). Sen de insanlar­dan bir kısmının gönüllerini onlara meylettir, onları ürün­lerden rızıklandır, umulur ki şükrederler." (İbrahim, 37)

 

Not: Bu yazı için görüşlerini benimle paylaşma nezaketini gösteren Prof. Dr. Hayrettin Kara ve ekibine teşekkür ederim.

 

Diyanet Dergi
 

Yorumlar

 
Tülin namlı özsoy
Tülin namlı özsoy23.09.2015

Hacc ibadetinin özü ve ruhu ancak bu kadar güzel anlatılabilir.Okurken tüm o sahneleri kendim yaşıyor gibi hissettim ve yazınızın heyecanıyla ah bu ruhla şimdi bir kez daha gidebilsem dedim.Allah hepimize hayatımızın heranını bu bilinçle yaşamayı nasibetsin.Bu bayram arefesinde Kabe'den ayrı kalmış bedenlerimizin hasretini yazınızın verdiği ruhsal coşku dindirdi. Allah razı olsun....

23.09.2015