Sonpeygamber.info
Yazarlar
 

Hayatı Alt Üst Eden Ay


Ramazan okulunda öğrendi bir insanda kaç insan var. Hangi insanı çıkarmalı madenden! “İnsanlar madenler gibidir” dedi Hz. Peygamber madem.

Gündüzle gece yer değiştirdi, uykuyla uyanıklık, konuşmayla suskunluk, sarhoşlukla ayıklık, darlıkla genişlik, yalnızlıkla kalabalık... Yer sarsılıyor yerine otursun diye her şey. Hallaç pamuğu gibi uçuşuyor nesneler. Ezberleri bozarak uçuşuyor sahurlarda, iftarlarda, teravihlerde. Gezegenlerin yörüngeleri değişiyor. Rolleri değişiyor oyuncuların. Yoksulların yüzüne ay düşmüş. Zenginler zenginliği fark ediyorlar bu sıcak fenerlerde. Hem bu soğukta ne çok ihtiyaçları var; Ashab-ı Kehf gibi paslandı paraları. Kırkta birini vermezlerse, geçmeyecek Tanrı katında, dinarken nar olacak. Hem geçer akçe ebedî gençlik. Tanrı katında gençleşir ihtiyarlar. Dizlerine derman gelir, yüreklerine kan. Kanlıca'nın değil, Ramazan'ın ihtiyarlarıdırlar. Bir bir hatırlarlar eski günahlarını. Herkes uyurken gözleri açıktır onların. Camiye giderken elleri torunlarının omuzlarında. Bu dermanla uyanır gençler, bu dermanla peşine düşerler dedelerinin, annelerini ve ablalarını evde bırakıp. Kadınlar gümüşten oruçlar tutarlar, zümrütten ve inciden. Rableri için süslenirler her sahurda. Süslerler sofralarını Rableri için. Çocuklar mı? Bir oyun onlara Ramazan. Bir dönme dolap; her salıncağında çil çil altınlar… Döndükçe dönüyor. Döndükçe dökülüyor başlarına hazine. Nasıl dökülmesin! Cennetin bütün kapıları açık. Nasıl doğmasın sevinç Hira'dan! Cehennemin bütün kapıları kapalı. Şeytanlar zincirlerini şakırdatarak seyrediyor kafeslerinden bu manzarayı. Mülkün sahibi izin vermeden kimse dokunmuyor nimete. Kaşıklar kâselerin kıyılarında bir işaret bekliyor.


Döndükçe dökülüyor başlarına hazine. Nasıl dökülmesin! Cennetin bütün kapıları açık. Nasıl doğmasın sevinç Hira'dan! Cehennemin bütün kapıları kapalı.

Her kutsal kitap bir işaretti insanlığa. Yürüyenler yürüdü arkasından. Hz. İbrahim'e sayfalar bu ay indi, bu ay indi Tevrat Hz. Musa'ya. Hz. Davud'a Zebur bu ay indi, bu ay indi İncil Hz. İsa'ya. Ve Kur'ân "Oku" buyruğuyla çaldı Muhammed Mustafa (sav)'nın kapısını bu ay. Zamanlardan bir ilâhî zaman hediye etti: Ramazan. Bir ilâhî okul her şeyin zıddıyla öğretildiği. Bu yüzden ters yüz ediyor hayatı, kaybettirerek bulduruyor. Kur'ân'ın tahtına çıkarmadan önce, Kur'ân'ın tahtasına çıkarıyor insanı. Eline beyaz bir tebeşir veriyor kesip o gümüş aydan. “Ey İnsan!” yazdırıyor tahtaya. “Rabbine karşı seni aldatan ne?” Soru sendeletiyor canı. Cevaba kavuşacak bir adım atsa. Bir adım atabilse on adımla karşılanacak. Yürüyerek yaklaşırsa Rabbine, koşarak yaklaşacak Rabbi. Zamanı geldi. Bütün yollar Kitab'a çıkıyor. Ve okuyor Kitab'ı insan. Okuyor kendini. Okuyor ailesini ve akrabalarını. Okuyor dostlarını ve arkadaşlarını. Okuyor yeryüzünü ve gökyüzünü. Okuyor daha önce okuyamadığı levhayı: “Her can ölümü tadacaktır.”

Kaç dil biliyor kimseler bilmez. Ramazan okulunda öğrendi. Beyazın siyaha muhtaç olduğunu, tokluğun açlığa, vadinin uçuruma... Ramazan okulunda öğrendi bir insanda kaç insan var! Hangi insanı çıkarmalı madenden. “İnsanlar madenler gibidir” dedi Hz. Peygamber madem. “Altın aramıyorum, altın olmaya yeteneği olan bakır nerede!” dedi bu sözle aydınlanıp Mevlâna. Kutlu öğretinin öğretmenleri soruyor: Sabrınız mı tükendi. Daha bayrama çok mu var! İşte ezan okunuyor. Sofralarınızda bayram provaları…


Hz. İbrahim'e sayfalar bu ay indi, bu ay indi Tevrat Hz. Musa'ya. Hz. Davud'a Zebur bu ay indi, bu ay indi İncil Hz. İsa'ya. Ve Kur'ân "Oku" buyruğuyla çaldı Muhammed Mustafa (sav)'nın kapısını bu ay.

Ramazan Hz. Âdem'in kelimelerini verdi bize; her şeyi gerçek ismiyle tanıyabilmemiz için. Hz. Nuh'un gemisini, gömülürken kayığımız sulara. Hz. İbrahim'in iskelesini, onarmak için ruhumuzu, taşlarıyla Kâbe'nin. Hz. İsmail'in koçunu, geçirsin diye sırattan. Hz. Yusuf'un gömleğini, giydirmek için ihtiraslarımıza. Hz. Eyyûb'un sabrını, iyileştirmek için yaralarımızı. Hz. Yunus'un duasını, ışık vursun diye zindanlarımıza. Hz. Davud'un sapanını kalp yarasalarımızı düşürmek için bir bir. Hz. Süleyman'ın mührünü, köprü kurmak için her cana. Hz. Musa'nın asasını, ikiye yarıp hayatımızı, yol açmak için insanlığa. Hz. İsa'nın ellerini ki alışkanlığın dağladığı gözlerimiz açılsın. Ve Hz. Muhammed'i verdi bize Ramazan. O büyük öğretmeni; ahlakı Kur'ân olan, insanlığın bütün öğretmenlerini cem eden okulunda. Kelimeleri, iskeleyi, koçu, gömleği, sabrı, duayı, sapanı, mührü, âsâyı, elleri aynı anda aşkla öğreten. 

 

Yorumlar

 
metin
metin18.11.2011

Yukarıda yapılan tartışmaya ilk bakışta hiç dahil olasım yoktu ve fakat Ali Ural''a alttan yapıştırılmaya çalışılan farklı bir şey var ve yazılanlarla bu o yöne çekilmiş. Ben bizzat Ali Ural ''ı kendim tanırım daha bundan 2 ay öncesine kadar Ali hocamla birlikteydik, bunu gösteriş için falan söylemiyorum yanlızca Ali Ural''ı ne raddede tanıdığımın beyanı olsun diye bildiriyorum. Ali Ural''ın yazmış olduklarından yaşayış biçimine kadar eyledikleri o zerre titizcedirki her bir saniyesini sünnete uygun yaşamaya gayret eder. Ben bunu bizzat tanıdığım için biliyorum. Burada yazının vermek istediği mesajı alın, ve ondan sonra bizzat Ali Ural''ın mail adresine şu yukarda Ali Ural''a çamur atan arkadaşlarım neden bu yazıyı bu şekilde yazdığını bir sorun, size muhakkak cevap verecektir çünkü ben bu güne kadar ona sorulan ve atılan maillerden hiç cevap vermediği olduğuna şahit olmadım. Gereken cevabı kendisinden alın, burada böyle Ali hocaya laf çarptırma gayretlerine girmeyin.

18.11.2011

 

zeynep
zeynep18.11.2011

Neden hala bunları tartışıyorsunuz siz?
Bu kocaman yazıda aklınıza takılan sadece Tanrı kelimesi mi? Sizi meraka sürükleyen başka bir kelime yok mu, ki size ufuklar açsın. Daha ne kadar takılıp duracaksınız bunlara... Madem bu kadar sorun teşkil ediyor kardeşlerim dişe diş misali çıkar daha iyisini yazarsınız. Ağzı olan konuşuyor kimliğinden sıyrılın artık!

18.11.2011

 

oktay yıldız
oktay yıldız18.11.2011

Arkadaşlar işi çok farklı boyutlara çektiniz.haşa kimsenin kafir olduğu falan yok.Ancak Allah demek varken niye tanrı diyelim,sizce ikisi birbirini karşılıyormu?Zeynep hanım sorarım size hayatınızda kaç kere tanrı dediniz?Burada amacımız kimseyi suçlamak değil,hikmetini öğrenmek.Şu hoşgörü ortamının oluşturulduğu günlerde biliyorsunuz insanlar din değiştirmekle,misyonerlikle suçlanıyor.Siz tutar bir de yazınızda kullandığınız kelimelere dikkat etmezseniz,işte artık Allah bile demiyorlar durumuna düşersiniz.Ben buna dikkat çekmek istemiştim,hata ettiysek affola.

18.11.2011

 

rüya tanrıverdi
rüya tanrıverdi18.11.2011

La yoktur, ilahe Tanrı, İllallah Vardır Allah.... La ilahe illallah= Allah tan başak İlah yoktur.... Arkadaşım Tanrı günümüz ehli kitap ve eskiden bazı kavimler mesela Eski Türkler kullanmıştır lakin ALLAH lafzı İSLAMİ LİTERATÜRE DAHA YAKINDIR.... O BİRDİR oysa Tanrı birden çoktur.ALLAH A KULLUK EDİLİR TÜM DÜNYA MÜSLÜMANLARI BİLİR oysa Tanrıya tapılır ve farklı farklı dini ritüelleri vardır. ELLERİNİZİN İÇ TARAFINA YANİ AYASINA PARMAKLARINIZIN ARASINI BİRBİRİNE GEÇİREREK BAKARSANIZ ORADA BİLE A L L A H esmaül hüsnası nakşedilmiştir.... Halk arasında Allah o Tanrının belasını V... de denir. Ezcümle ALLAH....

18.11.2011

 

hadi gürer
hadi gürer18.11.2011

ne olmuş yani tanrı kelimesi kullanıldıysa? kafir mi oldu ali ural?

18.11.2011

 

oktay yıldız
oktay yıldız18.11.2011

yazıda niçin ısrarla tanrı kelimesi kullanılmış?

18.11.2011

 

A. Ali Ural

1959'da Samsun Ladik'te doğdu. İlk ve ortaöğrenimini Ankara'da tamamladı. İlk şiiri Mavera Dergisi'nde çıktı (1982). Yükseköğreniminin ardından bir süre editörlük yaptıktan sonra Şûle Yayınları'nı kurdu. 1989'da Merdiven Sanat isimli aylık bir sanat dergisi çıkardı. 24 sayı çıkan bu derginin yanı sıra Kitaphaber isimli iki aylık bir kitap-kültür dergisi yayınladı. Yayın yönetmenliğini de yaptığı bu dergilerde şiir, öykü ve makalelerini yayınladı. Ural'ın yayınlayıp yönettiği dergiler arasında bir şiir ve poetika dergisi olan Merdivenşiir de bulunuyor (2005–2007). 2006-2012 yılları arasında Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) İstanbul şube başkanlığını yapmış olan A. Ali Ural, bir dönem de Şehir Tiyatroları Repertuar Kurulu üyeliğinde bulundu. İstanbul Uluslararası Şiir Festivali Yürütme Kurulu üyesi olan Ural, “Ejderha ve Kelebek” adlı eseriyle, Türkiye Yazarlar Birliği'nin 2010 Deneme Ödülü'nü aldı. Üniversitelerde “Yaratıcı Yazarlık”, “Yazılı ve Sözlü Anlatım” ve “Türk Dili” dersleri veren A. Ali Ural, 2012 yılının Şubat ayında birinci sayısı çıkan ve edebiyat ağırlıklı bir sanat dergisi olan Karabatak'ın yayın yönetmenliğini yapıyor. Ural, “Gizli Buzlanma” adlı şiir kitabıyla 2013’te Türkiye Yazarlar Birliği’nin “Yılın Şiir Kitabı” ödülünü aldı.   ESERLERi: ŞiiR: Körün Parmak Uçları (1998) Kuduz Aşısı (2006) Gizli Buzlanma (2013)   HiKâYE: Yangın Merdiveni (2000) Fener Bekçisinin Rüyaları (2011)   DENEME: Posta Kutusundaki Mızıka (1999) Makyaj Yapan Ölüler (2004) Resimde Görünmeyen (2006) Güneşimin Önünden Çekil (2007) Satranç Oynayan Derviş (2008) Tek Kelimelik Sözlük (2009) Ejderha ve Kelebek (2010) Bostancı Bahane (2010)   TERCüME-ARAşTıRMA: Divan / İmam Şâfiî'nin Şiirleri (2002)

devamını oku
 

Sonpeygamber.info'yu Takip Edin