Hz. Muhammed
Kimdir
 

Hz. Peygamber'in İbadetleri


Hz. Aişe, O'nun mutat gecelerinden birini tavsif ederken "... O, gecenin evvelinde uyur, son safhalarında ibadete kalkardı. Seher vakti girince vitir namazını kılar, sonra yatağına gelirdi..." demektedir.

Dindarlığın esasını iman vücuda getirirse de kalpteki imanın varlığını fiilen ibadetler ortaya koyar. Esasen insan, Allah'a ibadet etmek için yaratılmıştır. Bilindiği gibi İslam ahkamının bir kaynağı da Hz. Peygamber'in bizzat yaptığı ibadetlerdir. O farz, vacib, sünnet derecesindeki ibadetleri işlediği gibi, ümmetinin yapması gerekmeyen nafile ibadetleri de çokça yapmıştır.

Hz. Peygamber günlük hayatını üç kısma ayırmış, bir kısmım ibadetlere, diğer kısmını kendisinin ve cemaatin işlerine, üçüncü kısmını da ailevi işlerine tahsis etmiştir.

 

NAMAZLARI

İslam'ın beş şartından birisi, belki en önemlisi olan namaz, belirli fiil ve hususi rukünlerle Allah Teâlâ'ya kulluk etmektir. Namazın zahiri, birtakım hareket ve zikirden ibaret ise de gerçekte, ilmî her şeyi kapsayan Cenâb-ı Hakk'a tazarru ve niyazdan ibarettir. Beş vakit namaz hicretten bir buçuk sene önce miraçta farz kılınmıştır. Akil ve baliğ olan her Müslümanın yapması gereken farz-ı ayn bir ibadettir. Hz. Peygamber ümmetine öğrettiği namazı herkesten çok eda etmiş, onu gözünün nuru, gönlünün süruru olarak tavsif etmiştir.

Kaynaklarda, Hz. Peygamber'in pek çok nafile namaz kıldığı, hatta bu sebeple ayaklarının bile şiştiği, bunu sadece Allah'a şükreden bir kul olmak maksadıyla yaptığı nakledilmektedir.

Peygamberimiz, farz namazlarını, ashabının gözü önünde kılmış, miktar ve hususiyetleri herkes tarafından tesbit edilmiş ve öğrenilmiştir. Ancak O'na mahsus olan bazı nafile namazlar herkes tarafından aynı açıklıkla bilinmiyordu. O'nun nafile namazları gece kıldıkları, gündüz kıldıkları ve diğer bazı nafile namazlar olmak üzere üç gurupta incelenebilir:

a) Gece Kıldıkları Nafile Namazlar

Hz. Peygamber'in gece ibadetlerine başta hanımları olmak üzere, bazı yakınları ve bir kısım ashab-ı kiram da şahit olmuştur. Hz. Aişe, O'nun mutat gecelerinden birini tavsif ederken "... O, gecenin evvelinde uyur, son safhalarında ibadete kalkardı. Seher vakti girince vitir namazını kılar, sonra yatağına gelirdi..." demektedir.

İbn Abbas da Hz. Peygamber'in evinde misafir olarak kaldığı gecede gördüklerini şöylece dile getirir: "Gecenin yarısı yahut biraz öncesi veya sonrası idi. Rasûlullah yataktan kalktı. Ellerini yüzüne sürerek uykusunu dağıttı. Sonra Âl-i İmran sûresinin son âyetlerini okudu. Asılı duran su matarasından güzel güzel abdest aldı ve namaza başladı. Ben de kalktım. Abdest alarak sağ yanında namaza durdum. O, sağ elini başımın üzerine koyup okşadı. Sonra kulağımı hafifçe burdu. Sonra da, ikişer rekat olmak üzere, on iki rekat namaz kıldı. Sonunda da tek rekat namaz kılıp yattı. Müezzin sabah namazını kıldırması için kendisine durumu bildirince kalktı ve iki kısa rekat namaz kılıp mescide çıktı. Sonra da sabah namazının farzını eda etti."

Hz. Aişe Rasûlullah'ın ömrünün son senesinde oturarak namaz kılmaya başladığını, kıraatından 30 veya 40 âyet kaldığında ayağa kalkıp okuduğunu ve öylece kıldığını anlatmaktadır.

Secdelerinin ve kıyamlarının uzunluğu göz önünde tutulursa, Hz. Peygamber'in her gece bir saatten fazla ibadet yaptığı söylenebilir.

Yolculuktan döndükten sonra 2 rekat bir namaz kılmak da müstehab sayılmıştır. Rasûlullah'ın böyle bir namazı kıldığı rivayet edilmektedir. Bu nafile namazlar arasında tesbih namazı isimli bir namaz da vardır. Bu arada istihare namazının varlığından söz edilmektedir. Akşamın 2 rekat sünnetinden sonra onu 6'ya tamamlamak hususunda da hadisler vardır. 

b) Gündüz Kıldığı Nafileler

Hz. Peygamber gündüz boyunca da birçok nafile namaz kılmaya devam etmiştir. Öğlenin farzından önce dört sonra iki, akşamın farzından sonra iki, yatsının farzından sonra iki rekat namaz kılmıştır. Özellikle, sabahın farzından önce kılınan iki rekat sünnetin yerinin daha büyük olduğu nakledilmektedir. Bu namazlar müekked sünnet denilen hemen hemen hiç ihmal etmeksizin çoğunlukla kıldığı namazlardır. Gayri müekked diye vasıflandırılan namazlar ise bazı kere yaptığı üzere, ikindinin ve yatsının farzından önce kılındığı dört rekat namazlardır.

Mescide girildiğinde kılınan tahiyyatü'l-mescid isimli iki rekatlık namaz da nafile ibadetler cümlesindendir. Bu namazların yanında Hz. Peygamber'in, kuşluk namazı diye bir namaz kıldığından da söz edildiği de görülmektedir.

c) Kıldığı Diğer Nafile Namazlar

Yukarda izah edilenlerin dışında Rasûlullah, teravih namazı ve çeşitli vesilelerle başka nafile namazlar da kılmıştır. Mesela yağmur duası ve namazı zikredilebilir. Güneş tutulduğu zaman da 2 rekatlık bir namazı cemaatle kılmıştır. Ayrıca ay tutulması sırasında da nafile namaz kılınmıştır.

Yolculuktan döndükten sonra 2 rekat bir namaz kılmak da müstehab sayılmıştır. Rasûlullah'ın böyle bir namazı kıldığı rivayet edilmektedir. Bu nafile namazlar arasında tesbih namazı isimli bir namaz da vardır. Bu arada istihare namazının varlığından söz edilmektedir. Akşamın 2 rekat sünnetinden sonra onu 6'ya tamamlamak hususunda da hadisler vardır. Fakat salâtu evvâbîn (tevbe edenlerin namazı) denen bu namazı ifade eden hadisler zayıftır. Ancak bu gibi fazilet sayılan yerlerde zayıf hadislerle amel edilebilir.

 

KUR'ÂN OKUMALARI

Kur'ân sadece okunmak için inmemiştir. O, bir hayat kitabıdır. Onu Rasûlullah hayata tatbik etmiştir. Zira Rasûlullah'ın ahlakı Kur'ân'dı. Kur'ân'ın emrettiğini yapmış, yasakladığından da kaçınmıştır.

Güzel bir sese sahip olan Hz. Peygamber, daima o güzel sesi ile Kur'ân-ı Kerim'i okumuş ve onun emirlerini ilk önce kendisi tatbik etmiştir. Hz. Peygamber Kur'ân-ı Kerim'i bir çok usûl dahilinde okumuş ve öyle okunmasını tavsiye etmiştir. Bunlardan birisi de onu tertil ile okumaktır. Tertil, dura dura, anlaya anlaya okumaktır. Nitekim Ümmü Seleme, Hz. Peygamber'in okumasının bu şekilde olduğunu şöylece izah eder: "O'nun kıraati açık, tane tane ve harf harf idi." Bu okuyuş müstehabdır. Hatta Kur'ân'ın manasını anlamayan yabancı kimse bile böyle okumalıdır. Zira bu okuyuş şekli Kur'ân'a daha çok hürmeti icab ettirdiği gibi, hızlı okuyuştan kalbe daha tesirlidir.

Güzel ses ile Kur'ân'ı okumak makbuldür. Nitekim Abdullah b. Muğaffal: "Hz. Peygamber'in devesinin üzerinde el-Feth sûresini yumuşak bir kıraatle tercî yaparak okuduğunu duydum." der. Tercî, makamla okuyanların kıraatlarında olduğu gibi, sesi boğazda döndürmektir. Bir çeşit güzel okuyuştur.  Hz. Peygamber “Kur'ân'ı sesinizle süsleyiniz”  buyurmuştur.

Diğer bir okuyuş usûlü de, Kur'ân-ı Kerim'i hüzünle okumak ve öylece dinlemektir. Hz. Peygamber onu hüzünle okumuş ve öylece de dinlemiştir. Abdullah b. Mesud der ki: "Hz. Peygamber, bana "Kur'ân oku, dinleyeyim" dedi. Ben de "Nasıl olur? Kur'ân sana iniyor; ben sana nasıl okuyayım?" dedim. O, "Evet" dedi. Ben de "en-Nisâ sûresini" okudum. Ta ki "fekeyfe izâ ci'nâ minkülli ümmetin..." âyetine kadar okudum. O, "yeter" dedi. Bir de ne göreyim, o sırada O'nun gözlerinden yaşlar akıyordu."

Hz. Peygamber Kur'ân-ı Kerim'i bazen gizli, bazen de sesli olarak okumuştur. Hz. Aişe, Hz. Peygamber'in Kur'ân-ı Kerim'i hem gizli, hem de sesli okuduklarından bahseder.

Hz. Peygamber Kur'ân-ı Kerim'den her gün bir miktar okumuş, hepsini kısa bir müddet içerisinde hatmetme yoluna girmemiştir.

Kur'ân-ı Kerim okumaktan maksat, sadece terennüm değildir. Nitekim Hz. Peygamber bir hadislerinde: "Seni fenalıktan men ettiği müddetçe Kur'ân'ı oku, eğer kötülükten alıkoymuyorsa Kur'ân okumuş sayılmazsın." buyurmaktadır. Ayrıca, "Kur'ân'ın haram ettiği şeyleri helal tanıyan, Kur'ân'a iman etmemiştir." hadisleri de, asıl olanın Kur'ân'ı tatbik etmek olduğunu göstermektedir.

Nitekim Hz. Peygamber bir hadislerinde: "Seni fenalıktan men ettiği müddetçe Kur'ân'ı oku, eğer kötülükten alıkoymuyorsa Kur'ân okumuş sayılmazsın." buyurmaktadır. Ayrıca, "Kur'ân'ın haram ettiği şeyleri helal tanıyan, Kur'ân'a iman etmemiştir." hadisleri de, asıl olanın Kur'ân'ı tatbik etmek olduğunu göstermektedir.

ORUÇLARI

Bilindiği gibi Ramazan-ı Şerifte oruç tutmak, İslam'ın şartlarından biridir. Ramazan orucu, hicretten bir buçuk sene sonra, Şaban ayının 10. günü farz kılınmıştır. Hz. Peygamber bu tarihten itibaren aralıksız dokuz defa Ramazan orucunu tutmuştur.

Kaynaklarda Hz. Peygamber'in farz oruçla yetinmeyip, daha başka nafile oruçlar da tuttuğu da nakledilmektedir. O, en çok Şaban ayında oruç tutardı. Ekseriyetle pazartesi ve perşembe günleri oruç tutmuştur. Ayrıca her ayın 13, 14, 15. günleri de oruç tutmuşlardır. Ayrıca Aşura günü ve Şevval ayında da oruç tutmayı tavsiye etmişlerdir.

 

ZEKAT VE HACCI

Zekat, mali bir ibadet olup, hicretin ikinci senesinde farz kılınmıştır. Zekat, bir malın muayyen bir miktarını (mesela kırkta birini) bir zaman (mesela bir sene) sonra, hakkı olacak olan bir kısım Müslümanlara Allah rızası için tamamen temlik etmektir.

Bilindiği gibi Hz. Peygamber mal biriktirmemiştir. Bu sebeple kendine zekat farz olacak kadar malı olmamıştır.

Hac, hem bedenî hem de mali bir ibadettir. Hac, Arafat'ta ona mahsus vakitte durmaktan ve usûlü dairesinde Kâbe'yi ziyaretten ibarettir. Umre ise senenin her mevsiminde yapılabilir ve Kâbe'yi tavafla, Safa ile Merve arasında say etmekten ibarettir.

Hz. Peygamber, hicretten sonra hepsi de Zilkade ayında olmak üzere, dört defa umre, hicretin onuncu yılında olmak üzere bir kere de hac yapmışlardır. 

 

DUALARI

Hz. Peygamber'in bizzat okuduğu birçok dua vardır. O, yatarken, kalkarken, bir yere girerken, bir yerden çıkarken, çeşitli zamanlarda, çeşitli haller sebebiyle birçok dua okumuştur. Esasen dua yaparken bunlardan istifade etmek lazımdır. Ayrıca duaları uyanık bir kalple, üç defa tekrar etmek suretiyle yapmak lazımdır. Duaya bir zikirle veya salat-ü selamla başlamak ve öylece bitirmek kabulüne sebeptir.

 

Yorumlar

 
Bu yazıya henüz yorum yapılmadı. İlk yorumu siz yapmak için tıklayın.