Sonpeygamber.info
Yazarlar
 

Işık Saçan Bereket Ümmü Eymen

Peygamberimizi göremedik dünya gözüyle. Peki görebilseydik yanında yakınında olmanın kat kat artırılmış imtihanına katlanabilecek miydik. Kadınlar da erkekler de azim günlerden geçtiler. Ümmü Eymen onlardan biri. Doğum tarihi ve ilk hayatı hakkında yeterli bilgi yok fakat Peygamber Efendimiz’in doğumundan da önce babası Abdullah’ın kölesi olduğu biliniyor. Dolayısıyla Yüce Peygamber’in doğumuna şahit olmuş, küçük yaşta kendisine hizmet etmiş bahtlı bir kadın.

Peygamber Efendimiz kendisini anne bildi, ne unuttu ne de ihmal etti. Vefa Peygamberlerin en belirgin alameti farikalarıdan çünkü. Hz. Hatice ile evlendikten sonra, kendisine hediye edilen Zeyd bin Harise’yi azat ederek özgürlüğüne kavuşturmuştu. Bir gün Efendimiz, “Cennet ehlinden bir kimseyle evlenmek isteyen Ümmü Eymen ile evlensin” buyurunca, Zeyd bin Harise öne atılmıştı.

İslamiyet’ten önce Ubeyd bin Zeyd ile evlenip Eymen adını verdikleri oğulu doğurduğu için Eymen’in annesi anlamına gelen “Ümmü Eymen” lakabıyla anılmaya başlanmış fakat asıl adı Bereke, yani Bereket. Bereketli bir hayattan ne anlamamız gerekiyor acaba, ahirette işe yaramayacak sabun köpüğü misali kimi dünyevi kazanımların olmadığı muhakkak.

Peygamberimizin annesi Amine bebeğini kucağına alır almaz eşini kaybetmiş ve dul kalmıştı. Hem eşinin kabrini, hem de akrabalarını ziyaret etmek maksadıyla iki deve alıp Bereket ile birlikte Medine’ye gitti. Yaklaşık bir ay altı yaşındaki yetim Peygamberimiz’le birlikte burada kaldılar. Hiçbir zaman açlıktan ve susuzluktan şikayet etmedi; ne küçüklüğünde ne de büyüklüğünde diye tarif ettiği insanla, yetimliği için ayet inen çocukla. Medine’den dönüşlerinde Hz. Amine’nin dönüş yolunda hastalanıp Ebva Köyü’nde  vefat edince babadan sonra anneden de mahrum kalan altı yaşındaki Peygamberimiz’i iki deveyle birlikte beş gün yolculuk yaparak Mekke’ye getirip dedesi Abdulmuttalip ve amcası Ebu Talip’e teslim etti.

Peygamberimiz’in “ikinci annem” diye bahsettiği Bereket bir yandan Peygamberimiz’e bakarken ve onu korurken bir yandan da türlü zorluklardan geçiyordu. Henüz Peygamberlik nazil olmadan önce eşini kaybetti. Dul kaldıktan sonra oğlunu tek başına büyüttü. İslamiyet’in zuhurundan sonra oğlu ile birlikte Müslüman oldu. Daha sonraları Hayber Gazasına katılan oğlu Eymen burada şehit oldu.

Peygamber Efendimiz kendisini anne bildi, ne unuttu ne de ihmal etti. Vefa Peygamberlerin en belirgin alameti farikalarıdan çünkü. Hz. Hatice ile evlendikten sonra, kendisine hediye edilen Zeyd bin Harise’yi azat ederek özgürlüğüne kavuşturmuştu. Bir gün Efendimiz, “Cennet ehlinden bir kimseyle evlenmek isteyen Ümmü Eymen ile evlensin” buyurunca, Zeyd bin Harise öne atılmıştı. Bu evlilikten doğan Üsame, İslam tarihine Sahabenin büyüklerinden ve kumandanlarından biri olarak geçen kahraman. Ana baba ve oğul Peygamberimiz’in nice iltifat ve dualarına mazhar olmuştu. Medine’ye hicret edilince Ümmü Eymen de buraya hicret etti. İslamiyet’in doğuşunun başlangıcında Müslümanlara yapılan işkencelerden de nasibini aldı. Müslümanlara hicret etme izni çıktıktan sonra Habeşistan’a giden kafile içinde de vardı.

Peygamber Efendimiz (sav), Mute Savaşında Zeyd bin Harise’nin şehit olmasından sonra dul kalan Ümmü Eymen’e sık sık ziyarette bulundu. Dostlarına “Ehl-i Beytimden geriye sadece o kaldı” demesi ne büyük bahtiyarlık Bereket için, demek ki onu ailesinden biri olarak görüyordu.

Sonradan Medine’ye hicret edince Peygamber Efendimiz’in hizmetinde bulunmaya devam etti. Birçok savaşa katıldğı biliniyor, Asım Köksal’ın İslam Tarihi eserinde savaşa katılan nadide kadınlar arasında ismini zikrettiği kadınlardan biri. Uhud Savaşı sırasında İslam ordusunun bozulmaya başlayıp içlerinden bazılarının Medine’ye dönmelerine çok üzülmüş onlardan birine; “Burada öreke (iplik eğirme aleti, iğ) var! Bari onu al da iplik bük! Kılıcını da getir, bana ver. Kadınlarla birlikte Uhud’a gidip ben çarpışayım” demişti. Uhud Savaşının olduğu yere bazı kadınlarla birlikte giden Ümmü Eymen, önce Peygamber Efendimiz’in durumunu sordu. İyi olduğu söylenince işe koyuldu. Müslüman yaralıların tedavisine yardım ediyor, sahabelere su dağıtıyor, ağır yaralıların Medine’ye taşınmasına yardımcı oluyordu. Hayber Gazasında da bulunup aynı hizmeti gördü. Bu savaşta daha önceki eşinden olan oğlu Eymen’in şehitliği gözünün önünde gerçekleşmişti. Kocası Zeyd de, Mute’de, İslam ordusu kumandanı olarak katıldığı savaşta şehit düşmüştü. Böylece İslam uğruna hem oğlu, hem de eşi şehit oldu.

Peygamber Efendimiz (sav), Mute Savaşında Zeyd bin Harise’nin şehit olmasından sonra dul kalan Ümmü Eymen’e sık sık ziyarette bulundu. Dostlarına “Ehl-i Beytimden geriye sadece o kaldı” demesi ne büyük bahtiyarlık Bereket için, demek ki onu ailesinden biri olarak görüyordu.

Yaşamındaki bütün süreçlere tanıklık eden Bereket, Peygamberimizle ağlayıp onunla gülmüştü yıllarca. Doğumuna nasıl şahitlik ettiyse birgün O’nun vefatına da şahitlik etmek vardı kaderinde. Göz yaşları sel oldu sonunda ziyaretine gelen Hz. Ömer ve Hz. Ebubekir uyardılar onu, Allah katındaki makamı bu kadar yüceyken dünyadan daha hayırlıyken nedendi bu kadar gözyaşı. Cevapladı; her canlının ölümü tadacağını biliyordu, vahyin kesilmesi yüzünden hercümerç olmuştu. Biz onların bu duygularını anlamaktan ne kadar da uzağız. Yaşanan olayların şiddeti soruların müşküllerin güçlüğü karşısında hemen ilahi bilgiye, uyarıya, aydınlanmaya bire bir mazhar olmak ne demek. Hz. Ebu Bekir (ra) ve Hz. Ömer (ra) ziyaretine giderek; “Rasûlullah onu nasıl ziyaret ettiyse biz de öyle ziyaret edelim” demekle kalmayıp hayat boyu destek oldular.

Peygamber Efendimiz’in, “annemden sonra annemdir” buyurduğu bereket bir müminin yaşayabileceği her meşakkati de yaşamıştı, en büyük lütuf olan Peygamberimiz’le yakınlığı da tecrübe edebilmişti. Bereket, bereketli bir ömür yaşadı ismiyle müsemma. Her zaman hürmet ve vefa gördü müminlerden. Yaşamını sürdürebilmesi için maaş bağlandı. Hz.Osman’ın halifeliğinden kısa bir süre sonra 640’lı yıllarda vefat etti. İşkencelere, savaşlara, evlat ve eş acılarına, hicret acılarına katlanan, yetim Peygamber'e annelik yapan Bereket, bereketiyle bizlere nur saçmaya devam ediyor.

 

Yorumlar

 
Bu yazıya henüz yorum yapılmadı. İlk yorumu siz yapmak için tıklayın.

Yıldız Ramazanoğlu

1958 Ankara doğumlu. Ankara Kız Lisesi’ni ve Hacettepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’ni bitirdi. Birçok süreli yayında denemeler ve hikâyeler yayınladı.  -KiTAPLARı- Bir Dünyanın Kadınları ( Ekin yay, 1998, İstanbul) Osmanlıdan Cumhuriyete Kadının Tarihi Dönüşümü (editör) (Pınar yay, 2000, İstanbul ) Derin Siyah – Hikâye (Söylem Yay, 2002, Selis yay, 2006, İstanbul) TYB Hikâye Ödülü İkna Odası  - Roman   (Timaş Yay, 2008) İçimden Geçen Şehirler –Deneme (Selis yay, 2005, İstanbul) Kırmızı – Hikâye (Selis yay, 2006, İstanbul) Zilha Günü – Hikâye (Timaş Yay, 2008) Bağdat Fragmanı -Deneme (Timaş yay, 2008) TYB Deneme Ödülü Angelika -Hikâye (Timaş Yay. 2010) Eskader Hikâye Ödülü

devamını oku
 

Sonpeygamber.info'yu Takip Edin