Kültür Sanat
Tarih
 

Kerbela Şehitleri İstanbul'da Yüzyıllardır Burada Anılıyor

Sümbül Efendi'deki merasimin ilk göze çarpan yönü cami içerisinde dingin bir ortamda devam ediyor olması. Kerbela matemi denildiğinde akla gelen dövünme-eziyet çekme görüntülerinden çok uzakta, cami içerisinde halka halka bir araya gelen inananlar merasim başlamadan evvel Kerbela şehitleri için dualara açıyorlar ellerini.

Hicret'ten 61 yıl sonra 10 Muharrem günü (10 Ekim 680) bugünkü Irak sınırları içerisinde bulunan Kerbela mevkiinde Hz. Peygamber'in torunu ve Hz. Ali ile Hz. Fatıma'nın çocukları Hz. Hüseyin, Yezid ve ordusu tarafından katledildi.  Sadece Hz. Hüseyin değil beraberindeki çok sayıdaki kimse de bu katliamın kurbanı olmuş, sağ kalanlarsa toplu halde Şam'a götürülmüş, bir süre esaret altında kalmışlardı.

ImageMuharrem, hicrî yılın ilk ayı olmasının yanı sıra onuncu günü Aşura dolayısıyla da İslam dünyası ve Müslümanlar için farklı anlamlara sahip olan bir ay. Tarihsel planda Aşura gününe farklı dinlerce öteden beri çeşitli anlamlar yüklenmekteydi. Ancak sonraki dönemlerde Müslümanlar için acı bir hatıranın yaşandığı bir gün olarak anılacaktı.

İslam dünyasındaki kimi ayrılıkların perçinlenmesinde de önemli bir faktör olan bu olay, sonraki yıllarda hem sünni hem de şii-alevi dünyasında her Aşura günü matemlerle birlikte anılagelmeye başladı. Günümüzde de hala tüm canlılığıyla devam eden bu uygulamaların merkezi doğal bir biçimde olayın yaşandığı yer olan Kerbela...

Kerbela olayı ve Hz. Hüseyin'in anıldığı ve bu konuda gelenekleri olan şehirlerden biri ise İstanbul. Özellikle tasavvuf tarikatleri tarih boyunca Aşura günü ve Kerbela olayına Sünni dünya içerisinde en çok ihtimam gösteren kurumlar olmuşlardı. Bu çerçevede bugün de hala devam ettirilen geleneklerden biri Kocamustafapaşa Sümbül Sinan Dergâhı-Camii'nde her yıl gerçekleştirilen törenler.

ImageSünni dünyasındaki Kerbela'yı anma merasimlerinin güzel bir örneği olan bu uygulama 10 Muharrem günü öğle ve ikindi namazları arasında gerçekleştiriliyor. Bu yıl da geçtiğimiz Cumartesi günü (26 Aralık 2009) Sümbül Efendi Camii'nde Kerbela şehitlerinin hatıralarına hürmeten inananlar bir araya geldi.

Buradaki merasimin ilk göze çarpan yönü cami içerisinde dingin bir ortamda devam ediyor olmasıydı. Kerbela matemi denildiğinde akla gelen dövünme-eziyet çekme görüntülerinden çok uzakta, cami içerisinde halka halka bir araya gelen inananlar merasim başlamadan evvel Kerbela şehitleri için dualara açıyorlar ellerini.

Bu mütevazı merasime sünni ve şii geleneklerin ortak uygulaması olan "mersiye"lere geçilerek ve ardından Mevlid'in her bir bahiri başka bir mevlithan tarafından okunarak devam ediliyor. Bahirler arasında ise tevşihler, ilahiler ve mersiyeler okunmaya devam ediliyor. Mevlid'in ardından tekrar eller göğe doğru açılıyor, 10 Muharrem vesilesiyle okunan hatm-i şeriflerin duaları yapılıyor ve hasıl olan sevap Kerbela şehitlerinin ruhlarına hediye ediliyor. Sümbül Efendi Camii'ndeki uygulama Osmanlı döneminde de Aşura günü merasimlerinin merkezi idi. Tüm tarikatler burada bir araya gelir, devrin en kıdemli kabul edilen şeyhi dervişleri zikir ve duaya davet ederdi.

Özellikle tasavvuf tarikatleri tarih boyunca Aşura günü ve Kerbela olayına Sünni dünya içerisinde en çok ihtimam gösteren kurumlar olmuşlardı. Bu çerçevede bugün de hala devam ettirilen geleneklerden biri Kocamustafapaşa Sümbül Sinan Dergâhı-Camii'nde her yıl gerçekleştirilen törenler.

Alevi ve Sünni Vatandaşların Ortak Adresi

ImageBu yönüyle tarihsel-sembolik bir anlama sahip olan Sümbül Efendi Camii çevresi 10 Muharrem günü alevi vatandaşların da akınına uğruyor. Aleviler için Muharrem ayında Sümbül Efendi Camii'ni önemli kılan şey, halk arasında "Çifte Sultanlar" adıyla bilinen iki mezarın burada oluşu. Çifte Sultanlar'ın, Hz. Hüseyin'in kızları Fatıma ve Zeynep Sakine olduğuna inanılıyor. Ancak sahih tarihî kaynaklarda yer alan bilgilere göre bu rivayetin doğru olduğu söylenemez. Buradaki inanışa kaynaklık eden rivayete göre Hz. Hüseyin'in kızları Fatıma ve Zeynep Sakine esir pazarlarında satılarak Bizans'a getiriliyor ve burada kendilerine din değiştirmeleri için yapılan baskılara tahammül edemeyip vefat ediyorlar. Fakat yukarıda da değindiğimiz gibi Hz. Hüseyin ve ailesinin olayın ardından Şam'a götürüldükleri ve bir süre  (1 yıl kadar) burada hapis tutuldukları bilinmektedir.

İstanbul'daki merasimlerden biri de Caferi cemaati tarafından her yıl Halkalı'da bir araya gelinerek tertip edilen matem. Yoğun bir katılımın gözlendiği bu törende de mersiyeler okunup Kerbela hadisesinin temsilleriyle hatıraların diri tutulmaya çalışıldığı görülüyor.

Aşura günü İstanbulluların uğrak mekânlarından bir diğeri ise Karacaahmet Mezarlığı'nın yanı başında Seyit Ahmet Deresi İranlılar Camii. Cami içerisindeki manevi ve hassas ortamın cami dışarısına yansıdığını söylemekse pek mümkün olmuyor burada ne yazık ki. Etraftaki seyyar satıcı kalabalığı ve panayır havası Kerbela denildiğinde akla gelen hassas duruma biraz ters düşse de, cami içerisinde bambaşka bir manevi atmosfer karşılıyor inananları.

Image
 

Yorumlar

 
Bu yazıya henüz yorum yapılmadı. İlk yorumu siz yapmak için tıklayın.