Kültür Sanat
Mimari
 

Kubbetü's Sahra

Kübbetü's Sahra, İslam mimarisinin bilinen ilk kubbeli eserlerindendir. Camii bugünkü şeklini Abdülmelik b. Mervan zamanında almıştır. Hz. Ömer'in Kudüs'ü fethettiğinde yaptırdığı mescidin yerine inşa edildiği için kimi kaynaklarca Ömer Camii olarak da anılmaktadır.

Cami, adını üzerinde bulunduğu ve sahre adı verilen kutsal kayadan almakta. Muallak taşı olarak da bilinen sahre, bazı rivayetlere göre Hz. Musa'nın kıblesi olarak kabul edilir. Hz. Peygamber'e kıble değişikliği ile ilgili âyetler gelene kadar namazda Kudüs'e yönelmesinin sebebinin de bu taş olduğu söylenmekte.

Camiye adını veren sahre taşı hakkında çeşitli rivayetler vardır. Bunlardan biri de Hz. Peygamber'in Miraç yolculuğuna çıkarken boşlukta durmaktan korkmaması için ona sahre taşının örnek alamet olarak gösterildiğidir.

Hadis alimleri sahre ile ilgili rivayetlerin çoğunlukla mevzu veya münker olduğunu kabul ederler. Sahrenin Allah'ın arşının en alt noktasını teşkil ettiği, yere değmeden muallakta (havada) durduğu, Hz. Peygamber'in Miraç yolcuğuna sahreden yükselerek başladığı, üzerinde O'nun ayak izinin bulunduğu gibi rivayetler zayıf veya mevzu sayılan hadislere dayanıyor genellikle.

Sahrenin faziletine dair sahih kabul edilen bazı rivayetler de vardır. İbn Mace'de yer alan rivayete göre o cennettendir.(1) . Yine Buharî'nin  aktardığı sahih bir hadise göre Kubbetü's Sahra'nın, sınırları içerisinde bulunduğu Mescid-i Aksâ hareminin ziyaret ve ibadet için kendisine yolculuk yapılan üç mescidden (diğer ikisi Kâbe ve Mescid-i Nebevî) biri olduğudur. (2)

Kübbetü's Sahra, İslam mimarisinin bilinen ilk kubbeli eserlerindendir. Camii bugünkü şeklini Abdülmelik b. Mervan zamanında almıştır. Hz. Ömer'in Kudüs'ü fethettiğinde yaptırdığı mescidin yerine inşa edildiği için kimi kaynaklarca Ömer Camii olarak da anılmaktadır.

Kubbetü's Sahra, tarihi boyunca bölgeye hakim olan hemen her hükümdardan büyük ilgi ve saygı görmüş, özenle korunmuştur. Özellikle Eyyubî sultanlarının kendi elleriyle sahre taşının tozunu aldıkları ve camiyi gül suyuyla yıkadıkları biliniyor.

Osmanlı bölgedeki hakimiyeti sürecinde aynı özeni göstermeye devam ede gelmişti. İmar faaliyeti III. Murat, I.  Abdülhamid, II. Mahmud, Sultan Abdülmecid, Sultan Abdülaziz ve II. Abdülhamid tarafından devam ettirilmiştir.  Özellikle II. Abdülhamid büyük masraflarla zemine değerli İran halıları döşetmiş, ortaya görkemli bir kristal avize astırmış ve eskiyen çinileri yeniletmiştir.

Kubbetü's Sahra, Kudüs'ün Haçlılar tarafından işgali sırasında Templum Domini adıyla kiliseye çevrildi ve birçok değişiklik geçirdi. Haçlılar sahreye karşı aşırı bir saygı gösterdiler. Bazen ondan bir parça alıp memleketlerine götürüyor, kiliselerinde rölik olarak saklıyorlardı. Bazen de din adamları ondan parça koparıp ağırlığınca altın karşılığında satıyorlardı. Haçlı kralları bunun önüne geçmek için sahrenin üzerini mermer kaplattılar. Daha sonra Kudüs'ü yeniden fetheden Selahaddin-i Eyyubî bu mermerleri ve sahrenin etrafındaki demir ızgaralar dışında Haçlılardan kalan her şeyi kaldırdı.

1948 Eylül ve Ekim aylarında atılan bombalardan kuzeybatı pencereleri zarar gören Kubbetü's-Sahra, bugün de zaman zaman Filistinlilerle İsrail askerlerinin çatışmaları sırasında tehlikeli durumlara düşmektedir.


1) İbn Mace

2) Buharî, Fazlü's-salat fi mescidi Mekke ve'I-Medine

 

Yorumlar

 
Bu yazıya henüz yorum yapılmadı. İlk yorumu siz yapmak için tıklayın.