Sonpeygamber.info
Yazarlar
 

Kulluk Özlemi

 

عَنْ أَنَسٍ أنّ النَّبي صَلَّىَ اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كَانَ إذَا دَخَلَ رَجَبُ قَالَ : اللَّهُمَّ بَارِكْ لَنَا فِي رَجَبَ وَ شَعْبَانَ وَ بَلِّغْنَا رَمَضَانَ

Enes b. Malik radıyallahu anh'ın haber verdiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Recep ayına girdiği zaman şöyle dua edermiş:
"Allah'ım, Recep ve Şa'ban'ı bize mübarek (ve bereketli) kıl ve bizi (sağlıkla) Ramazana ulaştır!"
(Heysemi. Mecmeu z-zevâid. III. 140)

"Kulluk-yoğun bir mevsim" demek olan Üç Aylar’a girdiğimiz günlerde, bütün Müslümanları yeni bir Ramazan'a kavuşma heyecanı ve ümidi sarmaya başlar. Hemen belirtmek ve müjdelemek gerektir ki böylesi bir heyecan, ümit, hazırlık ve özlem, hadisimizde görüldüğü gibi, İslami bir terbiye sonucudur. Bu sebeple de tebrik ve takdire değer.

Daha diri bir dinî hayata sahip olabilmek için, dinî bilgiler ve pratiklerle, yani sağlam bilgi ve ihlaslı amellerle güçlenmiş olmak temel şarttır. Bir anlamda yıllık bakım ya da tahsil ve tatbikat zamanı olan Üç Aylar’ı ve özellikle Ramazan’ı gereği gibi değerlendirmek, o havayı bütün bir yıla taşımak ve taşırmak, hiç şüphesiz daha diri olduğu kadar daha tatlı bir dinî hayat yaşamayı sağlayacaktır.

Bize göre dünya ve ahiretin saadet anahtarı imandır. Fert ve toplum hayatımıza onu daha büyük ölçüde etkili kılacak uygun zamanlara kavuşma isteği aslında daha diri bir dinî yaşayışı arzulamaktır, iyiliklerin ve güzelliklerin peşinde olmaktır. Müslümana da bu yakışmaktadır. Zira "Müslümanların en hayırlısı, ömrü uzun, ameli güzel olandır." [1]

Hadisimizin Müsned'de yer alan rivayeti "Allah'ım, bize Receb ve Şaban'ı mübarek kıl ve bize Ramazanı da mübarek kıl” [2] anlamındadır. Ahmed el-Bennâ es-Sââtî'nin dediği gibi burada Ramazan'ın, Receb ve Şaban'a atfedilmeksizin müstakilen duaya konu edilmesi, onun üstün faziletine işarettir. [3]

Ramazan'ın üstün fazilet ve değeri gerek ayet ve gerekse hadis-i şeriflerle açıklanmıştır. Mesela;

- İnsanlığın hidayet rehberi Kur'ân-ı Kerîm Ramazan’da, mübarek bir gecede, Kadir Gecesi'nde inzâl buyrulmuştur.

- Bin aydan daha hayırlı olan yani 83 sene 4 aylık bir ömrü hatasız yaşama imkânı veren Kadir Gecesi, Ramazan’dadır.

- Karşılığının Allah Teâlâ tarafından tayin edileceği oruç ibadeti Ramazan’da tutulur.

- İyiliğin de kötülüğün de her zamankinden kat kat fazla önem kazandığı ay Ramazan’dır.

- Rahmet, mağfiret ve cehennemden kurtuluş imkânı getiren ay Ramazan’dır

Recep ve Şaban aylarının asıl değeri, Ramazan’a olan yakınlıklarıdır. O halde Ramazan'ın feyz ve bereketinden tam anlamıyla istifade edebilmek için Üç Aylar’ın girişiyle birlikte yeni, daha şuurlu ve ihlaslı bir kulluğu yaşamaya gayret etmek, bunu başarmaya çalışmak gerekmektedir.

Üstün vasıflarından en çok bilinenlerini sıraladığımız böyle bir aya duyulan özlem, iyiliklerin, güzelliklerin tekrarını istemek, kötülüklerden ve zararlılardan tekrar tekrar uzak kalmayı dilemek demektir. Başka bir deyişle ömrü amel-i salih üzere Müslümanca geçirme, hayatı iyiliklerle bezeme arzusudur.

Böyle bir arzu ve özlemin, özellikle Recep ayına girildiğinde duyulması, Recep ve Şaban'ın asıl değerlerinin, kulu Ramazan'a hazırlaması dolayısıyla olduğunu yani onların bereketinin ancak Ramazan’la tamamlanacağını göstermektedir. Bu iki ayın asıl değeri, Ramazan’a olan yakınlıklarıdır. O halde Ramazan'ın feyz ve bereketinden tam anlamıyla istifade edebilmek için Üç Aylar’ın girişiyle birlikte yeni, daha şuurlu ve ihlaslı bir kulluğu yaşamaya gayret etmek, bunu başarmaya çalışmak gerekmektedir.

Daha diri bir dinî hayata sahip olabilmek için, dinî bilgiler ve pratiklerle, yani sağlam bilgi ve ihlaslı amellerle güçlenmiş olmak temel şarttır. Bir anlamda yıllık bakım ya da tahsil ve tatbikat zamanı olan Üç Aylar’ı ve özellikle Ramazan’ı gereği gibi değerlendirmek, o havayı bütün bir yıla taşımak ve taşırmak, hiç şüphesiz daha diri olduğu kadar daha tatlı bir dinî hayat yaşamayı sağlayacaktır. Yaşlandıkça ömrün sonlarına doğru daha fazla tevbe, zikir, tesbih, ibadet, hayr ve hasenat yapılması tavsiyeleri de aslında giderek gücünü arttıran bir dinî diriliğin gereğini vurgulamaktır.

Hadisimizi gerek dua olarak okumakta gerekse onun zihinlerimize ve hayatımıza kazandırmak istediği dinî diriliği elde etmeye çalışmakta büyük bir hayr vardır. Özlemlerimiz keşke hep böylesi mevsimler ve Ramazan gibi günler için olsa...

Dipnotlar

1. Tirmizi, Zühd, 21. 22: Darîmî, Rikak 30: Ahmed b. Hanbel. Müsned, V. 10.43 47.48.50.267.

2. Ahmed b. Hanbel, Müsned, l 259

3. Bk Sâ’âtî, Fethu'r-rabbânî. lX, 231

 

 

Yorumlar

 
Bu yazıya henüz yorum yapılmadı. İlk yorumu siz yapmak için tıklayın.

Prof. Dr. İsmail Lütfi Çakan

1977'ye kadar Diyanet İşleri Başkanlığı merkez ve taşra teşkilatında çalıştı. Ankara-Yenimahalle Vaizi iken İstanbul'da açılan Haseki Eğitim Merkezi'ne kursiyer olarak katıldı. Kursun bitimine altı ay kala 5 Aralık 1977'de İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü'ne hadis asistanı olarak göreve başladı. 1982 yılında Erzurum İslamî Bilimler Fakültesi'ne sunduğu "Muhtelifu'l-Hâdis İlmi: Doğuşu, Muhtevası ve Çözüm Yolları" adlı teziyle doktor oldu. Bir ara kültürel işlere bakan Müdür yardımcılığı görevini yürüttü. 1987'de doçentliğe, 1993'te de profesörlüğe yükseldi. 1994-97 öğretim yıllarında  Marmara Üniversitesi İlahiyat Meslek Yüksek Okulu Müdürlüğü görevinde bulundu. Çakan, halen Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Hadis Ana Bilim Dalı öğretim üyesi olarak görevine devam etmektedir.Üçü erkek biri kız dört çocuğu vardır. Çakan, İmam-Hatip Okulu'ndaki öğrencilik yıllarından beri mahalli ve ulusal gazete ve dergilerde yazılar yazdı ve yöneticilik yaptı. Özellikle Kayseri Hakimiyet gazetesi, Yeni İstiklal, Sebil ve Yeni Sabah gazeteleri, Diyanet gazete ve  dergisi,  İslâm, Toprak, Tohum, İslâm Medeniyeti, Hakses, Nesil, Din Eğitimi, Altınoluk, Bilim ve Hikmet, Yeni Ümit ve  M.Ü. İlahiyat Fakültesi Dergisi gibi dergilerde çok sayıda yazıları yayımlandı. İslâm veTohum dergilerinin açtığı makale yarışmalarında birincilik kazandı. Bu arada çeşitli dergilerde Lütkan, Münir Lütfi ve İsmail Seyidoğlu mahlaslarıyla da yazılar yazdı.  Ayrıca Çakan, Yüksek İslâm Enstitüsü'nde öğrenci iken Türkiye Yüksek İslâm Enstitüleri Federasyonu'nda sekreterlik ve mezuniyetinden sonra da Türkiye Din Görevlileri Federasyonu'nda yönetim kurulu üyeliği görevlerinde bulundu. Çakan, İSAV adına "İslam'da Kılık-Kıyafet ve Örtünme", "Hz. Peygamber ve Aile Hayatı", "Sünnetin Dindeki Yeri", "Yeni ve Çağdaş Bir Tebliğ Metodolojisi" gibi tartışmalı ilmî toplantılarda organizatörlük ve bu toplantıların kitaplaşmasında editörlük yaptı. Gençliğin Kaleminden Üç Cephesiyle Âkif ve Hadislerle Ahlâkî Davranışlar adlı anonim eserlerde belli bölümleri yazdı. Sünen-i Ebû Davud Tercüme ve Şerhi'ne mukaddime yazdı ve eserin  ilk sekiz cildinin redaksiyonunu yaptı. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi'nin kuruluş çalışmalarına katıldı ve ansiklopedinin ilk on cildine yetmiş kadar madde yazdı. İslâm Medeniyeti ve Ensar vakıflarının kurucuları arasında yer aldı. Çakan, ayrıca yurt içinde düzenlenen birçok sempozyuma tebliğci ve müzakereci olarak iştirak etti. Son üç yıldır İstanbul-Göztepe Gözcü Baba Camii'nde Pazar günleri öğle namazından önce Mişkâtü'l-Mesâbih'ten Hadis dersleri yapmaktadır. Bu dersler Dost TV tarafından yayımlanmaktadır.  

devamını oku
 

Sonpeygamber.info'yu Takip Edin