Kültür Sanat
Tasavvuf
 

Mesnevi Sayfalarında Hadisler -1-

Dinle, bu ney neler hikâyet eder

Ayrılıklardan şikâyet eder

Mevlâna

 

 

ImageMevlâna Mesnevî'sinde insanın içsel yolculuğunu ile ruhî tekâmülünü ayet ve hadis "telmih"li kıssalarla/hikâyelerle anlatır. Telmihse anlatılmak istenen şeyi söz arasında imalı olarak belli etme, açıkça söylememe, bir dizede veya beyitte bilinen bir olay, bir atasözü, fıkra vb.ni hatırlatma sanatıdır. Bu bölümde Mesnevî'deki hadis telmihli hikâyelerin bir kısmını, işaret ettiği hadislerle birlikte okuyucuların istifadesine sunmayı amaçladık. Hem hikâyelerde geçen hem de o hikâyenin anlam olarak bizde çağrıştırdığı hadislere yer verdik. Bu çalışmayı yaparken Tahirü'l-Mevlevî'nin Mesnevî Şerhi, Şefik Can'ın Mesnevî Hikâyeleri, M. Yaşar Kandemir, İ. Lütfi Çakan ve Raşit Küçük tarafından hazırlanan İmam Nevevî'nin Riyâzü's-Sâlihîn ve Ali Yardım'ın Mesnevî Hadisleri isimli eserlerinden faydalandık.

 

Mevlâna, Okuyucuya "Kardeş! Kıssa ölçeğe, mana ise onun içindeki taneye benzer. Akıllı kişi taneyi alır; ölçek var mı yok mu ona bakmaz."(1) uyarısında bulunarak dikkati anlatılan hikâyenin ardındaki anlama çeker. Çünkü anlatım biçimi sadece bir zarftır; mana onun içinde gizlidir. "Yaşadığım müddetçe Kur'ân'ın kuluyum, Hz. Muhammed'in yolunun toprağıyım. Birisi benim sözlerimden bu ikisine aykırı manalar çıkarır, beni başka türlü tanırsa, ben bu sözleri çıkaranlardan da, bu sözlerden de bıkmışım usanmışım" diyen Mevlâna, zarfın içindeki manaya talip olanları Kur'ân-ı Kerîm'e ve Rasulullah (sav)'tan rivayet edilmiş hadislere yönlendirir.

Bu hafta Hz. Musa ve bir çoban arasında geçen olayın Hz. Peygamber'in aşağıdaki hadisine telmihle anlatıldığı kıssayla başlıyoruz.  Önümüzdeki haftalarda Mesnevi sayfalarında hadislerle örülen kıssaları paylaşmaya devam edeceğiz.


Mevlâna, Okuyucuya "Kardeş! Kıssa ölçeğe, mana ise onun içindeki taneye benzer. Akıllı kişi taneyi alır; ölçek var mı yok mu ona bakmaz."(1) uyarısında bulunarak dikkati anlatılan hikâyenin ardındaki anlama çeker.

Hz. Musa (as)'nın Bir Çobanın Allah'a Yakarışını Beğenmemesi

"Allah Teâlâ sizin yüzlerinize ve mallarınıza değil kalplerinize ve amellerinize bakar."(Müslim, Birr 34)

Hz. Musa (as) yolda bir çobana rastlar. Çoban, gönlündeki muhabbetin tezahürü olan sözcükleriyle Allah'a yakarmaktadır:

"Allahım! Ey Yücelerin Yücesi, sana kul, kurban olayım; çarığını dikip elbiseni yıkayayım, saçlarını tarayıp bitlerini ayıklayayım. Sana süt vereyim. Ellerini öpeyim, ayaklarını ovayım. Uykun geldiğinde yatacağın yeri süpüreyim. Ey bütün keçilerim yoluna kurban olası! Ey hey hey, hey heey diye andığım!"

Hz. Musa (as): "Sen kimle konuşuyorsun? Bu sözleri kime söylüyorsun?" diye sorar. Çoban: "Bizi ve bu yeri göğü yaratanla konuşuyorum." diye cevap verince Musa (as) der ki:

"Sen aklını mı kaybettin? Kendine gel! Bunlar ağza alınmayacak sözler. Sen daha Müslüman olmadan kâfir olmuşsun! Çarık dolak sana ve senin gibilere yaraşır. Güneş'e bunlar lâyık görülür mü? Bu sözleri amcana mı, dayına mı söylemektesin? Allah Teâlâ'nın sıfatları arasında beden sahibi olmak, bir şeylere ihtiyacı bulunmak var mıdır?"

Çoban Hz. Musa'ya: "Ey Musa! Bu azarlayıcı sözlerinle benim ağzımı kapattın, canımı yaktın. Üzüntüden perişan bir hale getirdin." deyip bir ah çekerek çöllerin yolunu tutar. Bunun üzerine Hz. Musa (as)'ya vahiy gelir:

"Ey Musa, kulumuzu bizden ayırdın! Sen kullarımı bana yaklaştırmak mı yoksa benden uzaklaştırmak için mi gönderildin? Ben onları farklı karakterde yarattım ve farklı ifade biçimleriyle donattım. Her biri kendi diliyle Allah'ı tespih eder. Allah da onların dilini anlar. Bizim onların ibadetine ve tespihine ihtiyacımız yoktur. Kullarıma ihsan etmek için ibadeti, onları arındırmak için tespihi emrettim. Biz söze değil kalbe ve hale bakarız. Duasında kullandığı sözcüklere değil bize gönülden bağlı mı, gönlüyle yalvarıp yakarmış mı, gönlünde bir ateş tutuşmuş mu, ona bakarız. Ey Musa! Kalbinde aşk ateşini tutuştur da bütün sözleri ve düşünceleri onunla yak gitsin! Âşıklar her an başka türlü yanarlar. Yanıp kül olmuş bir köyden ne haraç istenir ne vergi..."

Hz Musa bu uyarıyı işitince çobanı bulmak için çöllere doğru gider. Aşk ateşiyle yanan çobanın ayak izlerini sürer ve sonunda onu bulup der ki: "Müjde! Allah Teâlâ tarafından kulluğa kabul edildin. Hiç çekinmeden gönlünce ibadet etmene izin verildi."


1) Mesnevi, 2/3622-3623

 

Yorumlar

 
mustafa emrah erdal
mustafa emrah erdal03.02.2012

Abdulgaffar beyefendi size selam ederim. Bana göre bu kıssa bizlere Allah'ın tasarrufunun sınırsız olduğunu dilediği kulunu kendisine yaklaştırdığını ve kalplerin içindeki gizlilikleri yalnızca kendisinin bildiğini hatırlatıyor. Elbetteki bu kıssadan düşündüğünüz gibi günümüzde farz olan ibadeterden kaçmak isteyenlerin sık sık kullandığı "namaz kılmıyorum ama benim kalbim temiz" anlamını çıkartanlar da olacaktır. Ama unutmamak gerekir ki yine Allah'ın dilemesiyle Hz. Musa'ya(a.s.) ders vermek için gelen Hızır(a.s.) Musa'nın(a.s.) dahi hakikatini bilmediklerini ona göstermiştir.

03.02.2012

 

abdulgaffar altunöz
abdulgaffar altunöz16.12.2011

anlatılan kıssanın ne dinen ne de aklen doğru olması düşünülemez. aksi takdirde peygamber ve kitap gönderimesinin bir anlamı olmazdı. böyle durumlar ancak peygamber gönderilmeden önceki zamanlar için olabilir.

16.12.2011