Hz. Muhammed
Sosyal Hayatı
 

Muallim Peygamber

 

 
Image

Tebliğ – Eğitim İlişkisi

 

Kur'ân’a göre Peygamber, sadece “tebliğ” göreviyle yükümlüdür: “Ey Peygamber! Rabb'inden Sana indirilenleri tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan O’nun elçiliğini yapmamış olursun.(1)

Kelime olarak tebliğ; ulaştırmak, eriştirmek, haber vermek anlamındadır. Terim olarak anlamı ise, peygamberin, Allah’tan aldığı mesajları aynen insanlara ulaştırmasıdır. Bu, peygamberlerin vazgeçilmez niteliklerinden biridir.(2)  Bu kısa bilgiler, “tebliğ”in, öğretimle ilişkisini ortaya koymaktadır.

Eğitim Alanları

Peygamber’in yürüttüğü eğitim-öğretim faaliyetinin olağanüstü etkililiğinin temelinde, sunulan muhtevanın doğruluğunun yattığı bir gerçek. Ancak, bunun kadar, o muhtevanın sunuluş biçiminin doğru ve uygun oluşunun da etkili olduğu unutulmamalıdır.

Meselenin nazari boyutunun böyle olduğunu, Peygamber’in uygulamaları da göstermektedir. Meselenin nazari ve tatbikî boyutları arasında farklılık gözükmüyor. Evrensel boyutlu bir “ıslah”ı amaçlayan İslam dinini insanlığa iletmekle yükümlü olan anlayışı sunuyordu. İşi oldukça zordu. Ama O, hiçbir zaman inandırmak için zor kullanmayı düşünmedi.(3) Tebliği, tamamen eğitim-öğretim işi olarak gördü; hedeflediği sosyal reformu bu yolla gerçekleştirmeğe çalıştı. Dinî tebliğ etmekle görevlendirildiğinden itibaren eğitim-öğretim faaliyetine girişti. Bu faaliyeti, yakın çevresinden başlattı; her geçen gün bu daireyi merkezden çevreye doğru genişletti. Kendi evinde olduğu gibi başka bir takım evlerde, panayırlarda, fırsat bulduğu her yerde kişilerle tek tek görüşerek veya topluluklara hitap ederek dinin esaslarını öğretmeğe çalıştı. Mekke döneminde akıl almaz işkencelere ve karşı koyuşlara rağmen O, eğitim-öğretim görevini en verimli biçimde sürdürdü; bu konuda asla gevşeklik göstermedi. Medine’ye hicretten sonra bu eğitim-öğretim faaliyeti daha da canlandı, hızlandı, yoğunlaştı ve yaygınlık kazandı. Burada Peygamber, ilk iş olarak mescid yaptırdı. Herkese açık bir mescid yaptırmasının en önemli sebeplerinden biri, eğitim-öğretim faaliyetini daha verimli biçimde yürütmekti.(4)  Peygamber, Medine’de başka mescidler, ilk mektep veya hazırlık okulu biçiminde başka okullar da yaptırdı.(5)  “Andolsun ki, sizin için, Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çok anan kimseler için Rasûlullah güzel bir örnektir.”(6) Bildiklerini başkalarına öğretmekle de görevliydi.(7)

Medine’de birçok küttapta öğretmenler görev yaptığı gibi, mescidlerde ve Suffa’da ders okutanlar da vardı.(8)  İhtiyaç duyulduğunda, gayr-i müslim öğretmenlerden de istifade ediliyordu. Okuma-yazma öğretmenleri, ilk yıllarda genellikle gayr-i müslimlerdi.(9) Ashab arasında ilmiyle meşhur olmuş, kadınlar da az değildi.(10) Hiç kimseyi inanmaya zorlamayan İslam, zor karşısında dıştan inkar etmeyi de sakıncalı görmemiştir.(11)

Peygamber’in davetinin insanlar tarafından hüsnükabul görüp çok kısa zamanda Arabistan Yarımadası’na egemen olarak onun sınırlarını taşmasının ana nedeni, bu davetin eğitim-öğretim merkezli bir hareket olmasıdır. Bu davet, âdeta diriliş şuuruydu; O'na muhatap olan fertlerin yeniden dirilişini gerçekleştirdi. Bu eğitim-öğretim hareketi sayesinde Peygamber, insanın kalbini, kafasını yakalıyordu; her ferdin yozlaşmış, bodurlaşmış olan insani boyutunu ön plana çıkardı, geliştirdi, insanlaştırdı. İslam’ın ne olduğu, nitelikleri, kendisini benimseyen fertlerde somutlaşıp açık seçik ortaya çıkınca insanlar, Peygamber’in davetine fevc fevc katılmağa başladılar. Adeta, elektrik akımına tutulmuş gibiydiler.

Eğitim Yöntemleri

 

Peygamber’in yürüttüğü eğitim-öğretim faaliyetinin olağanüstü etkililiğinin temelinde, sunulan muhtevanın doğruluğunun yattığı bir gerçek. Ancak, bunun kadar, o muhtevanın sunuluş biçiminin doğru ve uygun oluşunun da etkili olduğu unutulmamalıdır. Peygamber’in sadece “ne”yi öğrettiğine değil, “kim”e, “nasıl” öğrettiğine de dikkat etmemiz gerekir. O, öğretmek istediği esasları “kime“nasıl” öğreteceğini de özenle belirtiyordu. O'nun öğretiminde, rastgelelik görülmemektedir.

Çağdaş eğitim bilimcilerin ortaya koydukları eğitim-öğretim ilke ve yöntemlerinin temellerini Peygamber’in eğitim-öğretim uygulamalarında görebiliyoruz. Sözgelimi,

  • Muhatabı iyi tanıyıp öğretimi ona, onun seviyesine göre düzenleme,
  • Muhataba son derece hoşgörülü davranma,
  • Her bakımdan sevdirme, nefret ettirmeme/bıktırmama/usandırmama,
  • Öğretim konusuna karşı muhatapta ilgi ve ihtiyaç uyandırma ve öğretimi, bunları karşılayacak şekilde gerçekleştirme,
  • İnsanı aklıyla, ruhuyla, duyguları ve bedeniyle bir bütün kabul edip onun her bakımdan gelişimini ve ihtiyaçlarını göz önünde bulundurma,
  • Muhatabı, düşünen, araştıran, soruşturan konuma getirme,
  • Soyut bilgileri örnek olaylarla somutlaştırma,
  • Jestleriyle, mimikleriyle, konuşma biçimiyle muhatap karşısında en uygun tutumu takınma,

Öğretimi pekiştirme gibi esasların, Peygamber’in eğitim-öğretiminde en iyi şekilde uygulandıklarını müşahade ediyoruz.(12)


Kur'ân’a göre Peygamber, sadece “tebliğ” göreviyle yükümlüdür: “Ey Peygamber! Rabb'inden Sana indirilenleri tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan O’nun elçiliğini yapmamış olursun.


Peygamber’in eğitim-öğretimdeki fevkalade başarısında, kendisinin ve tayin ettiği öğretmenlerinin olgun kişiliklerinin, tutum ve davranışlarıyla örnek oluşlarının büyük etkisi olduğu, tartışma götürmez bir gerçektir. Bu olgu, çağdaş eğitim bilimcilerce de kabul edilmektedir. Nitekim, davranış bilimleri, öğretmenin tutum ve davranışlarından, öğrencinin özellikle etkilendiğini ortaya koymaktadır. Öğretmenin fikrî tutumu, duygusal tepkileri, çeşitli alışkanlıkları, jestleri, mimikleri, öğrenciyi etkilemekte; onun kişiliğinin oluşumunu ve gelişimini biçimlendirmektedir. Çoğu zaman öğrenci, öğretmenin anlattıklarından çok konuya yaklaşımına dikkat etmekte ve onun olayları yorumlama biçiminden etkilenmektedir. Öğretmenin ne dediğinden daha çok ne olduğuna öğrenciler dikkat etmektedir. Öğretmenin kişiliği itibariyle öğrencideki etkisi, okuttuğu derslerin sınırlarını çok aşmaktadır. Kısacası, öğrencilerin nitelikleri ile öğretmenin nitelikleri benzerlik arz etmektedir.(13)

  • Bu anlatılanlarla şunu vurgulamak istiyorum: “Ben ancak öğretmen olarak gönderildim”(14) O, öğretmenlik konusunda da, insanlar için güzel bir örnektir.

    Bu noktada akla şu soru gelebilir: “Ümmi bir peygamber,(15)  Amcasının yanında ve ayrı olarak seyahatler yaptı, ticaretle uğraştı; insanları ve hayatı çok iyi tanıdı. Zaman zaman uzlete çekilerek düşüncede derinleşti.

    Bazı âyetlerde Allah’ın, Peygamber’e özel ihsanlarda bulunduğu belirtiliyor. İnşirah sûresinde, özel bir yöntemle Allah’ın Peygamber’e ilim ve hikmet kazandırdığı ifade ediliyor.(16) Daha bir çok âyet, Peygamber’in Allah tarafından yetiştirildiğine işaret etmektedir. Kaldı ki, Peygamber’in kendisi de bunu açıkça ifade ediyor: “Beni Rabbim eğitti; eğitimimi güzel biçimde gerçekleştirdi.”(17) Bu durum, öğretmenliğin, sıradan her insanın üstlenip yerine getirebileceği basit bir iş olmadığı mesajını bize vermektedir.


 

1) Maide: 99; Nahl: 35; Nur: 54; Ankebut: 18; Teğabun: 12

2) Mesela bk. Komisyon, Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Büyük Lügat, Tebliğ md.; el-Yesûî, Feraid, Tebliğ md.

3) Bk. Bakara: 129; Cuma: 2.

4) Suffa hakkında bilgi için bk. M. Baktır, Suffa Ashabı, İstanbul, 1984.; M. Hamidullah’a göre Suffa, “İlk İslâmî Üniversite” idi. Bk. Age. II. 692.

5) Kalem: 4.

6) İbn Mace, Mukaddime, 17, No: 224.

7) Bk. Şiblî Asr-ı Saadet, II, s.595-9.; S. Uludağ. İslâm’da Mürşid ve İrşad Faaliyeti. İstanbul, 1975, s. 11-2; Baktır, Suffa Ashabı, s. 43.

8) Bk. Hamidullah, age., II, s.699.

9) Ahzab: 34.

10) Kehf: 29.

11) Bu konuda biraz daha geniş bir değerlendirme ve kaynaklar için bk. A. Önkal, age, s. 98 vd.

12) Saff: 2-3.

13) Bk. Y. Akyüz, Türkiye’de Öğretmenlerin Toplumsal Değişmedeki Etkileri, Ankara, 1978, s. 129 (S.Irmak’ın hatırasından).

14) Müslim, Mesacid, 33., Ebû Davud, Salat, 167.; Nesaî, Ticaret, 67. İbrahim Sarıçam, s. 319’a bk.

15) Örnek olaylar için bk. Önkal, age., s. 52 vd.

16) Nisa: 113.

17) Mesela bk. Nahl: 125.

Tamamı için bkz. Prof. Dr. M. Şevki Aydın, ´Muallim Peygamber`, Erciyes Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, Sayı: 9, Kayseri, 1996
 

Yorumlar

 
Bu yazıya henüz yorum yapılmadı. İlk yorumu siz yapmak için tıklayın.