Hadis
 

Nebevî Mesajda İyi Niyetli Olmak

Allah Rasûlü bir hadisinde şöyle buyurmuştur: “Allah sizin sûret ve mallarınıza değer vermez, kalplerini(zdeki yönelişlerini)ze ve amellerinize değer verir.” Bu sebeple Allah katında değer ifade edebilecek bir amel işlemek ancak iyi niyete bağlıdır. “Amellerin değer ölçüsü niyetlerdirHerkesin eline geçecek olan da niyet ettiğidir.

Niyet kelime olarak ciddiyet, kararlılık göstermek, yönelmek ve arzuya uygun olan şeye meyletmek gibi anlamlara gelir. Diğer bir ifadeyle niyet, Allah’ın rızasını kazanma arzusuyla ve O’nun hükmüne tabi olmak üzere kalbin bir fiile yönelmesidir. İnsanın en değerli organı kalptir. Kalbin en değerli işi ise, niyet ve yönelişlere sahne olmaktır. Dolayısıyla insanın en değerli organının en değerli işi niyettir. Nitekim Allah Rasûlü bir hadisinde şöyle buyurmuştur: “Allah sizin sûret ve mallarınıza değer vermez, kalplerini(zdeki yönelişlerini)ze ve amellerinize değer verir” (Müslim, “Birr”, 32; İbn Mâce, “Zühd”, 9). Bu sebeple Allah katında değer ifade edebilecek bir amel işlemek ancak iyi niyete bağlıdır. “Amellerin değer ölçüsü niyetlerdir. Herkesin eline geçecek olan da niyet ettiğidir” (Buhârî, İman, 41; Müslim, “İmâre”, 155) ifadesiyle Hz. Peygamber, kişinin amelinden eline geçecek şeyin sadece niyetinden ibaret olduğunu ortaya koymuştur. Bu hadisten mülhem olarak Mecelle’de “Bir işten maksat ne ise hüküm ona göredir” (mad.2)  şeklinde ilke yer almıştır.

Hiç şüphesiz ki, her şey gibi niyetin de güzeli, en güzeli, kötüsü ve en kötüsü vardır. Hedefi ahiret olan niyet güzel “hasen”; hedefi Allah rızası olan niyet ise, en güzel “ahsen”dir. Dünyaya yönelik olan niyet kötü “seyyi”, sözde ahiret, aslında dünyaya yönelik olan niyet ise en kötüdür “esve”.  Bu sebeple niyet amelden daha önemli durum arzetmektedir. İyi bir niyete dayanmayan hareketler ne kadar önemli ve faydalı gözükürse gözüksün neticede pişmanlık ve azaptan başka bir şey getirmez. Samimiyet veya ihlas da diyebileceğimiz iyi niyet, Müslümanların iç dünyasının iyilik ışığıdır. Zira “Mü’minin niyeti amelinden hayırlıdır” rivâyeti müminin niyetinin amelinden daha üstün görüldüğü anlayışını doğurmuştur. Çünkü niyete fesat karışmaz iken amele karışması muhtemeldir. Niyet ve amel Allah’ın kuldan istediği taatler arasındadır. Her ikisinin de varılmak istenen gayeye katkısı vardır. Ancak niyet ve amelin birbiriyle uyuşmadığı durumlara gelince, İslâm ahlâkına göre bu tür durumlarda öncelikli öğe niyettir. Niyet hâlis olursa amel de hâlis olur. Dolayısıyla çıkar kaygısından uzak, ahirete ve Allah’ın rızasına yönelik olan “niyet” iyi niyet olarak ifade edilebilir.

Denilebilir ki, iyi Müslüman olmak her şeyden önce iyi niyetli, iyiye niyetli olmakla mümkündür. Allah ve Rasûlü’nün arzu ettiği şekilde yaşayabilmeleri için Müslümanların daima iyiye yönelik salih niyet beslemeleri gerekir. İyi bir niyete dayanmayan amel ne kadar faydalı ve güzel olsa da kişinin Allah katındaki değerini arttırmaz. Amelsiz niyet ise kişiye sevap kazandırabilir. Nitekim Allah Rasûlü salih ameller yapmak istedikleri halde imkânsızlıkları ya da mazeretleri nedeniyle yapamayanların, o amelleri yapmış gibi sevap alacağını müjdelemiştir (Müslim, “İmâre”, 157) . Dolayısıyla dinimizde halis niyetin, samimi bir gayret kadar değerli olduğu; bir iş için gönülden verilen doğru kararın ya da zihinden geçirilen iyi niyetin en az o işi gerçekleştirmek kadar anlam taşıdığı unutulmamalıdır.

Hz. Peygamber, “Dile getirmedikçe veya fiiliyata dökmedikçe Allah, ümmetimi akıllarından geçirdikleri hususlarda sorumlu tutmamıştır” buyurarak insanın zihnine gelen veya nefsinde hissettiği vesvese türü gelip geçici duygulardan sorumlu olmadığını açıklamıştır. “Kim bir iyilik yapmaya niyet eder de yapamazsa, Allah ona tam  bir iyilik (işlemiş gibi sevap) yazdırır; iyiliğe niyet eder de işlerse, Allah ona on iyilikten 700 iyiliğe kadar hatta daha da fazla iyilik sevabı yazdırır.” 

Hz. Peygamber, “Dile getirmedikçe veya fiiliyata dökmedikçe Allah, ümmetimi akıllarından geçirdikleri hususlarda sorumlu tutmamıştır” (Müslim,”İmân”, 201) buyurarak insanın zihnine gelen veya nefsinde hissettiği vesvese türü gelip geçici duygulardan ve olumsuz düşüncelerden sorumlu olmadığını açıklamıştır. Ayrıca Allah Rasûlü, bir kimsenin niyet edip kararlılık sergilediği olumlu düşünceleri yüzünden günaha girmediğini şöyle ifade etmiştir: “Kim bir iyilik yapmaya niyet eder de yapamazsa, Allah ona tam  bir iyilik (işlemiş gibi sevap) yazdırır; iyiliğe niyet eder de işlerse, Allah ona on iyilikten 700 iyiliğe kadar hatta daha da fazla iyilik sevabı yazdırır” (Buhârî, “Rikak”, 31; Müslim, “İman”, 203, 204). Başka bir rivayette Hz. Peygamber şu ayeti kerimeyi de okumuştur: “Kim (Allah huzuruna) iyilikle gelirse ona getirdiğinin on katı vardır. Kim de kötülükle gelirse o sadece getirdiğinin dengiyle cezalandırılır. Onlar haksızlığa uğratılmazlar” (En’am,6/160).

İnsanlara, canlılara ve eşyaya iyimser bakmak, onlar hakkında pozitif düşüncelere sahip olmak, hüsn-i zan beslemek, hüsn-i niyet taşımak, Müslüman ahlâkındandır. İyi düşünmek, iyi niyetli olmak insana hem dünya hem de ahrette huzur ve saadet getirir. Şayet Müslüman, davranışlarına uygun iyi bir niyet taşımaz, özü sözüne, kalbi işine uymazsa münafıkların durumuna düşer. Nitekim Yüce Allah “Gerçekten münafıklar, cehennemde aşağıların en aşağısındadır” (Nisâ, 4/145) buyurmakta, imanlarında ve amellerinde ikiyüzlü davrananların acı sonunu bütün açıklığı ve dehşetiyle duyurmaktadır.  Bir başka ayette ise “O gün, mal ve çoluk-çocuk fayda vermeyecektir. Ancak ve ancak Allah’a temiz bir kalp (iyi niyetli ameller) getiren fayda görecektir” (Şuarâ, 26/88-89) buyuran Yüce Allah iyi niyetle yapılan işlerin değer kazanacağını belirtmiştir.

Anlaşılmaktadır ki iyi Müslüman, bütün işlerini iyi niyetle, Allah için yapabilendir. Söz olsun, fiil olsun; farz olsun, nafile olsun; az olsun, çok olsun mümin mükelleflerden sadır olan amellerin tamamı niyetle ilgilidir. Netice itibariyle iyi Müslüman, Rasûlullah’ın hadisine göre amellerinin değer ölçüsü olarak niyetlerini denetleyip düzeltebilen, yani gönül evinde iyi niyetli olabilendir.

 

Yorumlar

 
Bu yazıya henüz yorum yapılmadı. İlk yorumu siz yapmak için tıklayın.