Dosyalar
Ramazan ve Bayram
 

Osmanlı Devri Medine'sinde Uygulanan Bazı Ramazan Gelenekleri

Çocukların Ramazan-ı Şerifi Karşılaması:

Medine-i Tahire çocukları eski zamanlarda her sene Şaban-i Şerif'in yirmi dokuzuncu günü çocuk oyunlarından olmak üzre bir meydanda toplanırlardı. Daha sonra içlerinden hitabeti kuvvetli sesi gür olanlardan üç kişiyi seçerek bunlardan birini şeyhülharem, birini kadı diğerini de emirülhac olarak tayin ederlerdi. Aynı gün akşam üzeri çocuklar hep beraber şehir surlarının dışına çıkarlar ve Ramazanı alıp şehre getirirlerdi. Bu oyuna Medine sakinleri arasında "Çocuklarının Ramazanı İstikbal Alayı" denilirdi. (1)   


Teravih namazının sûret-i edası:

Yatsı ezanları okunduktan ve tek cemaat ile yatsı namazının farzı eda olunduktan sonra Harem-i Şerif'te bulunan cemaat-i müslimin 40-50 gruba bölünerek teravih edasına başlanılırdı. Her grubun başka başka imamları müezzinleri ve önlerinde büyücek ikişer adet şamdanlarıyla bir çok fenerleri bulunurdu. Bu grupların önünde yanmış bulunan fenerlerin her biri bir başka renkte olup her grup bir tarafa ayrılarak kimi hatimle kimi uzun ve kimi de kısa sûrelerle teravih namazını eda ederlerdi. İmamların bir takımı Kur'ân-ı Kerim tilavetinde ve bir takımı tekbir getirmekte olduğu bu hal dikkat çekici pür feyiz ve hayret bulunduğu cihetle pür nur olan Mescid-i Nebevî pek çok zaman melaike-i kiramın seyir yeri olup teravih sonunda mum alayı merasimi icra olunurdu. (2)

Mum alayı tertip olunurken çocuklar ve Allah'ın birliğine inanan müminler Mescid-i Saadet kumluğundaki hurma bahçesi önünde toplanarak alay-ı mezkuru seyrederlerdi. Davetliler ise ellerinde bulunan şamdanları alıp hazineye ayrılmış bulunan odaya nakil ve onları yerlerine yerleştirdikten sonra geri dönerlerdi. Anlatılan bu alay insana tarifi imkansız bir zevk, maneviyatı yüksek bir ruh ve duygu hali ilham etmekte bulunduğundan Medine-i Münevvere sakinlerinden hemen her şahıs mum alayı temaşasında bulunmayı ısrarla istemektedir.

Mum alayı icrasının sebebi:

Ramazan-ı Şerif gecelerinde hücre-i saadetin her zamankinden fazla bir surette aydınlatılması için sair gecelerde yakılan iki aded altın şamdanlı bal mumlarına sekiz adet şamdan daha ilave edilirdi. Bu şamdanları teravihden sonra mum hazinesine iade etmek için hariçten hatırı sayılır sekiz zatın davet edilmesi eski güzel bir adet idi. Dolayısıyle hücre-i saadete ilave olunan şamdanlar teravihten sonra mezkur hazineye bir merasimle iade olunurlardı. Büyük taşıması kolay olmayan bu sekiz adet şamdanı hücre-i saadetten alıp da mum koymaya mahsus olan mahzene getirmek iki cihan hizmetine nail olmak demek olduğundan biraz müşkilce idi -amma Cenâb-ı Hakk cümlemizi bu hizmete nail eylesin-. mağfiret-i mezkûreyi gerektiren hizmetin ifası için Medine-i Münevvere'nin ileri gelenleri ile üst kademe yöneticileri arasından Şeyhülferrâşin tarafından her gece sekizer kimseye hususi tezkire yazılıp mum alayında bulunmaları istenirdi.

Mum alayında bulunmak için davet olunan zevat ise teravih namazı akabinde Hücre-i Mu'attara hademesiyle birlikte güzel bir feyz dairesi olan Kabr-i Celîl'in bulunduğu makama girip hücre içinde yakılması âdet olmuş şamdanları alarak Harem-i Şerif'in şimal cihetinde mevcut mum hazinesine götürürlerdi.

Mum alayı, icra olunacağı zaman Şeyhülharem ile Nâibülharem efendiler birer bol yenli ferace "cübbe ve biniş" giyip bellerine mum alaylarında kullanılmaya mahsus şalları bağladıktan ve bu şalların uçlarını aşağı doğru salıverdikten sonra davet edilipte kendi kılıklarına girmiş bulunan zevat-ı kiram ile birlikte Hücre-i Mu'attara'nın Cebrail Kapısı tarafında bulunan Şam Kapısı önüne giderlerdi. Efendiler, davetli bulunanları ayak üzre salat-i selam etmek için bu mübarek kapının dış tarafında bırakıp kendileri Hücre-i Mu'attara'ya girerler ve sair ayların gecelerine mahsus olan iki kıta altın ve nöbetçi ağaları tarafından da Ramazan-ı Şerif gecelerinde yakılması mahsus bulunan sekiz adet şamdanı alıp gerekli ihtimam ve hürmet ile Şam kapısına geri dönerlerdi. Nöbetçi ağalar burada ellerinde bulunan bu sekiz şamdanı kapının dışında kalmış olan davetli zevata vererek sıra tertibine dikkat ederlerdi. Davetli bulunan zevat ise kendilerine gönderilmiş olan tezkerelerde yazılı alametleri havi olan şamdanları ve Mescid-i Saadet süpürgecileri dahi mihrab-ı şerif ve hücre-i saadet çevresindeki mumlarını alıp bir biri arkasına dizildikten sonra Hücre-i Şerife mumları önde ve Harem-i Latif mumları onların arkasında olduğu ve sağlarında sollarında Hücre-i Mu'attara hademesi bulunduğu halde salat-ı selam ederek ağır ağır mum hazinesi tarafına giderler idi. Bu esnada müezzinlerden sesi güzel bir efendi merkad-i saadete karşı durarak gayet hazin ve yakıcı bir seda ile na't-ı şerif-i Nebevî ve ashab-ı kiramı öven kasideler okuyarak hitamında padişah-ı İslam ve bi'l-cümle en'am hakkında dua edip badehu "Fatiha" deyu nida eder.

Mum alayı tertip olunurken çocuklar ve Allah'ın birliğine inanan müminler Mescid-i Saadet kumluğundaki hurma bahçesi önünde toplanarak alay-ı mezkuru seyrederlerdi. Davetliler ise ellerinde bulunan şamdanları alıp hazineye ayrılmış bulunan odaya nakil ve onları yerlerine yerleştirdikten sonra geri dönerlerdi. Anlatılan bu alay insana tarifi imkansız bir zevk, maneviyatı yüksek bir ruh ve duygu hali ilham etmekte bulunduğundan Medine-i Münevvere sakinlerinden hemen her şahıs mum alayı temaşasında bulunmayı ısrarla istemektedir.

 

Dipnotlar:

 

(1) Mir`at-i Medine, cII/I, 59-60, İstanbul 1304

(2) Mir`at-i Medine, cII/I, 63, İstanbul 1304

(3) Mir`at-i Medine, cII/I, 63-65, İstanbul 1304

 

Yorumlar

 
Bu yazıya henüz yorum yapılmadı. İlk yorumu siz yapmak için tıklayın.