Hz. Muhammed
Sosyal Hayatı
 

Peygamberimizden Gençliğe Bir Demet Mesaj

Peygamber Efendimiz, bi'setinden evvel ticaret kervanlarıyla yolculuklara çıkıyor ve ortaklık şeklinde ticari faaliyetlerde bulunuyordu. Hayatın pek çok alanında olduğu gibi, bu alanda da örnek ve model bir şahsiyetti.

Peygamberimizin çocukluğu ve gençliği temiz ve iffetli bir şekilde geçmiştir. Gerek O'nun üstün seciyelerle donatılmış olması ve gerekse ilahi gözetim ve koruma altında bulunması sebebiyle, O'nun bütün hayatı gibi gençliği de bizim için en güzel örnektir. O, peygamberlikten sonra nasıl bir ahlaka sahipse, kırk yaşından önceki hayatı da öyle temiz ve nezih bir ahlaka sahipti.

Peygamber Efendimiz, bi'setinden evvel ticaret kervanlarıyla yolculuklara çıkıyor ve ortaklık şeklinde ticari faaliyetlerde bulunuyordu. Hayatın pek çok alanında olduğu gibi, bu alanda da örnek ve model bir şahsiyetti.

Abdullah bin Ebi'l-Hamsa, Peygamberimizle olan ticari bir hatırasını şöyle anlatmaktadır: Rasûlullah (sav), daha bi'set (peygamberlik) gelmezden önce ondan bir şey satın almıştım. O alışverişten ona hala bir miktar (borç) bakiyesi kalmıştı. Ben o kalanı, kendisine yerinde vermeyi vaat ettim, ama bunu unuttum. Üç gün geçtikten sonra hatırladım, geldiğimde o hala (sözleştiğimiz) yerindeydi. Bana, "Ey genç! Bana meşakkat verdin, ben üç gündür burada seni bekliyorum" buyurdular. (Ebû Davud, Edeb 90)

Peygamberimiz ticari işlerinde hesabını doğru tutar, hiçbir kimseye haksızlık etmezdi. Peygamberliğinden önce kendisiyle alışveriş yapanlar, yaptıkları alışverişten çok memnun kalırlardı. Saib ibnu Ebi’-Salb anlatıyor: "Rasûlullah (sav)'a geldim. O’na beni zikredip hakkımda medh ü senada bulunarak tanıtmaya başladılar. Bunun üzerine Efendimiz: "Ben onu sizden iyi tanırım" buyurdu. Ben hemen atılıp: "Annem babam, Sana kurban olsun" dedim. "Doğru söyledin, zira sen benim ticaret ortağım idin, sen ne iyi ortaktın. Senden ne bir itham görmüştüm, ne de seninle bir münakaşa yapmıştık." (Ebu Davud, Edeb 20; İbni Mace, Ticaret 63).

O, el-Emin lakabı ile bilinirdi

Hacer-i Esved'in yerleştirilmesi konusu ihtilafa yol açmış ve neredeyse kan dökülecekti. Ebu Ümeyye ibn Muğire: "Yarın sabah Safa kapısından ilk olarak kim girerse, o bizim aramızda hakem olsun" dedi. Teklif yerinde bulundu ve kabul edildi. Sabahleyin Kureyş'in önde gelenleri ilk giren kişiyi merakla bekleşmeye durdular. Muhammed (sav)'i görünce sevindiler, çünkü onun doğruluğundan ve güvenilirliğinden asla şüpheleri yoktu. Ona el-Emin diyorlardı. Efendimiz’i çağırdılar ve meseleyi kendisine arz ettiler. Efendimiz, orada bulunanlara hemen bir sergi/yaygı getirmelerini söyledi. Onlar da sergi/yaygıyı getirdiler. Her kabileden bir temsilci seçti. Kendisi Hacer-i Esved'i yaygının üzerine koydu. Seçtiği adamlara yaygının uçlarından tutmalarını söyledi. Böylelikle taşı yerine koyma işi, bütün kabilelerin katkısıyla gerçekleşmiş oldu. Efendimizin feraseti ile mesele kan dökülmeden halledildi. Evet, Kainatın Efendisi gençliğinde de böyleydi ve güvenilir bir gençti. Pek çok beşeri duyguları, feverana hazır vaziyette bekleyen bir gencin güvenilir olması ve hakem kabul edilmesi ve meseleyi çözüme kavuşturması, günümüzdeki gençlerimiz için önemli bir davranış modelidir.

Abdullah ne iyi genç, keşke bir de gece namazı kılsa!

Peygamber Efendimiz, ibadete çok düşkün biriydi. Her fırsatta gençlere ibadetin önemini anlatırdı. Rasûlullah (sav) zamanında birisi bir rüya görecek olsa rüyasını Efendimiz’e anlatırdı. Bir gün İbni Ömer bir rüyasını anlattı ve Allah Rasûlü (sav) rüyayı, onun için tevil etti: "O sıralarda ben genç, bekâr bir delikanlıydım, mescitte yatıp kalkıyordum. Bir gün rüyamda, iki meleğin beni yakalayıp cehennemin kenarına kadar getirdiklerini gördüm. Cehennem, kuyu çemberi gibi çemberlenmişti. Keza, (kovaya takılan) kuyu direği gibi iki de direği vardı. Cehennemde bazı insanlar vardı ki, onları tanıdım. Hemen istiazeye başlayıp üç kere: "Ateşten Allah'a sığınırım" dedim. Derken beni getiren iki meleği, üçüncü bir melek karşılayıp, bana: "Niye korkuyorsun? (korkma)" dedi. Ben bu rüyayı kız kardeşim Hafsa (r.anha)'ya anlattım. Hafsa da Rasûlullah (sav)'a anlatmış. Rasûlullah (sav): "Abdullah ne iyi genç, keşke bir de gece namazı kılsa" demiş. Salim der ki: "Abdullah, bundan sonra geceleri çok az uyur oldu!" (Buhari, Ta'bir, 35-36, Salar 58, Teheccüt 2, fedailu'l-Ashab 19; Muslim, Fedailus- Sahabe 140)

O'nun gençliğindeki davranış ve muamelelerinde, bir gencin nasıl olması gerektiği konusunda daha nice önemli mesajlar vardır. Şu var ki, günümüz Müslümanlarına düşen görev, onu sadece sözle anlatmanın da ötesine geçip, fiili olarak onun getirdiği mesajları temsil etmek olmalıdır.

Allah'a ibadet içinde büyüyen genç

Fahr-i Kainat Efendimiz ibadetle yetişen ve büyüyen gençlerin ahirette, çok özel bir konuma sahip olacaklarını bildirmişlerdir: "Yedi kişi vardır ki, Allah, onları hiçbir gölgenin olmadığı kıyamet gününde kendi gölgesinde gölgeler. Bunlar, adaletli devlet başkanı, Allah'a ibadet duygusu içinde yetişen genç, kalbi mescide bağlı olan (namazlarını cemaatle kılmaya gayret eden) kimse, Allah için birbirlerini seven, Allah rızası için bir araya gelip, Allah rızası için ayrılan iki kişi; güzel ve makam sahibi bir kadın tarafından davet edildiği halde 'Ben Allah'tan korkarım' deyip bu günaha icabet etmeyen kimse, sağ eliyle verdiğini sol eli görmeyecek kadar gizli bir şekilde sadaka veren kimse, Allah'ı tek başına zikrederken gözlerinden yaş boşanan kimse." (Buhari, Ezan 36, Zekat 16, Rikak 24, Hudud 19; Müslim, 91)

Netice itibariyle Peygamberimiz hayatının bütün dönemlerinde bizler için en güzel örnek ve model olmuştur. O'nun gençliğindeki davranış ve muamelelerinde, bir gencin nasıl olması gerektiği konusunda daha nice önemli mesajlar vardır. Şu var ki, günümüz Müslümanlarına düşen görev, onu sadece sözle anlatmanın da ötesine geçip, fiili olarak onun getirdiği mesajları temsil etmek olmalıdır.

 

Yorumlar

 
Bu yazıya henüz yorum yapılmadı. İlk yorumu siz yapmak için tıklayın.