Sonpeygamber.info
Ramazan Günlüğü
 

Rahman'ın Has Kulları

Ramazan ayı yalnızca bir açlık susuzluk ayı değil, aynı zamanda eşimizi dostumuzu evlerimizde iftarlara, sahurlara davet ettiğimiz, hep birlikte elimizin emeği sofraların başına oturup şükrettiğimiz, cemaat olup namaz kıldığımız, dostluklarımızı perçinlediğimiz bir ay.

İşte böyle bir iftar için hazırlık yapmak üzere bir market alışverişindeyken yaşlıca bir bey dikkatimi çekti. Nasıl çekmesin ki kendisine her şeyin en iyisinden verilmesini yüksek sesle buyuruyor, etrafta hiç kimse yokmuş gibi davranarak umursamaz bir edayla neyden ne kadar ve hangi evsafta istediğini sayıp döküyordu. Yanında kendisine saygıyla davranan bir genç vardı. Önce onu oğlu sandım ve tam bu saygıyı takdir edecektim ki (ne yazık ki) bu kadar saygıyı bir oğulun göstermeyeceğini anlayarak şoförü olduğunu tahmin ettim. (Marketin dışında lüks bir arabayla geldiklerini görmüştüm.) İnsanları umursamayan, kendinden başka kimse yokmuş gibi davranan, gurur ve bilgiçlik dolu bir tavırla neyin neresinden ne kadar istediğini sayıp döken bu adam aklıma güçle birleşmiş bir kibrin son örneği olarak kazınmışken hemen ertesinde Furkan Suresi'nin sonlarında Rahman'ın has kullarının evsafının sayıldığı 63-77 ayetleri arasını okuyunca kibirle tevazu arasındaki uçurumun imanla inkâr arasındaki kadar derin olduğunu bir kez daha hatırladım.

Elmalılı'nın tespitiyle bu ayetlerde Rahman'nın has kullarının sekiz özelliği anlatılıyor ve bu çerçevede İslam ahlak ve medeniyetinin, mefkûresinin bir fezlekesi (hulasası, özeti) çıkarılıyor. Bu sekiz maddenin ilki Rahman'ın kullarının yeryüzündeki yürüyüşleri ve tarzı hareketleri ile ilgilidir. Bu tarzı hareketi Elmalılı şöyle izah etmiş: "Yürüyüşleri mülayimanedir. Cebbarane, mağrurane, kibirli, saygısız, kaba ve haşin değil, sekinet ve vakar ile mütevazıâne, edibane, nazik ve yumuşak yürürler. Etraflarını iz'ac etmez, eza vermez, hesaplı, saygılı, tavrı merhametle, etraflarına emniyet ve asayiş neşrederek giderler."

Şimdi kendimize bakalım, etrafımıza bu tevazuyu, bu edebi, bu yumuşaklığı, bu saygıyı yayabiliyor muyuz? Yoksa Allah'ın ikramı olan çeşitli güçlerimizle kendimizi herkesin üstünde görüp, dünyada bizden başkası yokmuş gibi çın çın kahkahalar, yüksek sesle konuşmalar, herkese, bilhassa da hizmet görenlere üst perdeden buyruklar yağdırmalar bizden de sudur ediyor mu? Rahman'ın has kulları ile mi ortak noktamız daha çok, yoksa diğerleri ile mi?

 

Yorumlar

 
Bu yazıya henüz yorum yapılmadı. İlk yorumu siz yapmak için tıklayın.