Sonpeygamber.info
Yazarlar
 

Sahife Olayı

Tabiatı ve toplumu izlerken derin bir okuma için bir tabakayı olsun kazma zahmetine girişemeyenler, imana özgü farkındalığa ulaşma çabasından geri duranlar,  gün gelir tabiat üstü  hadiselerde  ya da masallardan, efsanelerden, hurafelerden akan  göstergelerde bulmaya çalışırlar hayattaki duruşlarının açıklamasını. Bir tarafta sayfaları okumakla tükenmeyecek kadar engin tabiat kitabı, diğer tarafta ise insanın yaradılışındaki yüce sebepler üzerine bir tefekkürü geliştiren  "iç kitabı..."  Her türlü okuma çabası karşısında,  cahiliye toplumunu muhafazayı bekâ sebebi sayan sınıfların inadı, mucize beklentisinde açıklamalar arıyor kendine.

Kibir utandırmıyor, gurur pişmanlığa yol açmıyor, yalan ve fahşa perişanlık duymaya sebep olmuyor. Kaskatı kesilen, akletmeye izin vermeyen yüreğin hangi aralığından sızacak hidayet…


Muratları mucizeye tanıklık değil, bir şekilde küfrün sürmesini sağlayan güçlü bir sebep edinmektir Mekke oligarşisinin.

Mekke aristokrasisi açısından peygamberlik, gaybi güç ve yardımlarla desteklenen yüksek ve muktedir olmayı sağlayan bir statüdür.  Muhammed (a.s.) yalan söylemezdi, güvenilir bir kişiliği olduğuna yemin edebilirdi sokaktan geçen herhangi bir kişi kadar, toplumda itibar sahibi bir insan da. Peygamberlik adı verilen misyona lâyık bulunduğunu kabullendirmesi için, hiç görülmemiş ölçüde mucizeler gerçekleştiren bir sihirbaz gibi davranması bekleniyordu yine de.

Muratları mucizeye tanıklık değil, bir şekilde küfrün sürmesini sağlayan güçlü bir sebep edinmektir  Mekke oligarşisinin; öyle görünüyor.  Ne de olmasa  şair sözlerinin ve güzel, etkileyici cümlelerin birer mucize eseri sayıldığı bir toplumda Kur’an ayetleri, yüksek seviyede birer mucize halinde dolaşmaktadır dillerde. Ayetlerin şair sözünden ötelere geçen etkisi konusunda Hakk’ı teslim etmekten geri duranlar, bu ayetlerin kaynağını izah için,  “,,,süregelen bir büyü…“ (Kevser; 1-3) demeye başlamışlardır üstelik.

Ne Kur’an ayetleri, ne de katı toplumsal düzeni sarsan, değiştiren iman hareketi bir açıklama olarak okunabiliyor.  Mucize taleplerini sürekli reddediyor Kur’an, Mekke toplumunda mucize kabilinden bir etki de uyandıran  ayetleriyle.

Bir yanıyla mucize eseri, diğer yanıyla da yeryüzü yaşantısına, insanlığın acılarına ve sorularına açık bir gerçekçiliği var. Bu nedenle de İslam hızla yayılıyordu Mekke’de. Kureyş müşrikleri bu durum üzerine Abdi Menâf’ın iki oğlu olan Haşim ve el-Muttalib oğullarından herhangi bir kimseyle evlenilmemesi, onlarla konuşulmaması, alışveriş yapılmaması ve birlikte oturulmaması gibi maddeler içeren bir antlaşma yaptılar. Antlaşma maddelerini bir sahifeye yazıp imzaladılar.  İbn-i Hazm’ın ifadesiyle: Bu boykot, mü’min olsun, kâfir olsun bütün Hâşimoğulları’na karşı yapılmıştı; Ebu Leheb ve çocukları bir tarafta tutularak. (1)


Sahifedeki silinmeler, olağanüstü yollarla gerçekleşmiş değildi. Bir ağaç kurdu tabiatına göre hareket etmişti neticede. Akleden yürekler için benzeri nice mucizeyle sürüyor hayat.

Müslümanlar Ebu Tâlib’in mahallesinde üç yıl mahsur kaldılar. Kureyş’ten bir grup biraraya gelip de itiraz edinceye kadar bu muhasara devam etti. Antlaşmanın bozulması konusundaki çalışmalar sürerken, Resulullah (s.a.s.) Kureyş müşrikleri topluluğuna bir elçi gönderdi ve kendisine inen vahyi onlara iletti. Yüce Allah’ın, Kâ’be’de asılı bulunan antlaşmanın yazılı bulunduğu sahifeye bir ağaç kurdu gönderdiği ve güvenin, Yüce Allah’ın isminden başka sahifede yazılı bulunan her kelimeyi, her harfi yediğini onlara bildirdi. Kureyş müşrikleri aceleyle Kâ’be’ye koştular ve Resulullah’ın verdiği haberin doğru olduğunu gördüler. Bir mahcubiyet içinde açıklama denemelerine giriştiler. Olmadı. Aralarında, antlaşmayı bozmaya temayüllü olanların konumları güçlendi. Derken sahifede yazılı bulunan antlaşma hükümleri yürürlükten kalktı.

Sahifedeki silinmeler, olağanüstü yollarla gerçekleşmiş değildi. Bir ağaç kurdu tabiatına göre hareket etmişti neticede. Akleden yürekler için benzeri nice mucizeyle sürüyor hayat. Yıldızlar ve ağaçlar Allah’a secde etmiyor mu…

Mekke‘de uygulanan boykotun ve zalimliğin şiddeti oranında yükselen, geri çekilmeyen ve uzlaşma kabul etmeyen Tevhidi hareket; müşriklerin asıl görmesi ve üzerinde düşünmesi önem taşıyan mucize, buydu. Akletmeye çağıran kitap, Allah’ın insan tekine yüklediği önemli rolü hatırlatırken  yepyeni bir kulluk bilincini gerçekleştirmeye çağırıyordu. Nasıl bir akıldır sözü edilen? Metin Önal Mengüşoğlu’nun tanımı bize yakın geliyor:  “…Akletme kalbin en üst , en son safhadaki, vakıaya muvafık ve mutabık düşen, hakikatle kucaklaşan, tam isabet anındaki eyleminin adıdır. Bu safhadan sonra iman gelir ve kimi ilim adamlarının diliyle söylenecek olursa, ‘akıl imanın müteradifidir.“

Mucize beklentisindeki inatçı tavrın öteki yüzünde seyreden ise, heva ve hevesin karıştırdığı  alt düzeyde bir varoluş seviyesi. Heva ve hevestir ki karıştırır aklı ve idrakinden aciz kaldığı göstergeleri ölümcül muhasaralarla hükümsüz kılacağına dair bir yanılsamaya kapılır. Düşünme sınırlarını zorlayan her cümleyi korkuyla ve şiddetle geri çevirmek ister.  Hasbelkader düşünmeye başladığında ise cümleleri aydınlığa değil, karanlığa seyreder.


Mekke‘de uygulanan boykotun ve zalimliğin şiddeti oranında yükselen, geri çekilmeyen ve uzlaşma kabul etmeyen Tevhidi hareket; müşriklerin asıl görmesi ve üzerinde düşünmesi önem taşıyan mucize, buydu.

Sahifenin üzerinde gezinen güvelerden konu açıldığında kamaşan gözler bu yüzdendir ki, Hamza b. Abdülmuttalib gibi kimseye müdanası olmadığı bilinen, cesur ve  onurlu bir şahsiyetin iman etmesinin sebeplerini irdelemenin uzağında duracaktır.

 
________

Dipnotlar

1-İbn Hazm, Cevâmiu’s-Sîre, sf. 87, Çıra Yayınları;2004.

2-Metin Önal Mengüşoğlu, “Yol Kazası“, Özgün Duruş, sayı: 53.

 

 

 

Yorumlar

 
Bu yazıya henüz yorum yapılmadı. İlk yorumu siz yapmak için tıklayın.