Sonpeygamber.info
Hadislerden Hayata
 

Yaşadığımız Topraklar Çöle Dönüşmemişse Henüz

 

حدثنا مسدد ثنا خالد بن عبد الله ثنا يزيد بن أبي زياد عن مجاهد عن رجل عن أبي ذر قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم " أفضل الأعمال الحب في الله والبغض في الله "

Ebû Zer el-Gıfârî’den (ra) rivâyet edildiğine göre Rasûlullah (sav) şöyle buyurdu: “Amellerin en faziletlisi Allah için sevmek ve Allah için nefret etmektir.” (Ebû Davud, Sünnet 3; Ahmed b. Hanbel, Müsned, I, 229)

Yaratıcımızın en sevgili kulu Rasûlullah (sav), inanmanın şartını sevgiye bağlıyor: “Canım kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki sizler iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız.”                                                         

İnsanın sevgiden yaratıldığına bütün kalbiyle inananlardanım. Sadece insanın değil. Gövdesinde hazineler saklayan dağların. Ortasından cılız çiçekler çıkaran taşların, göğsünde tohumlar yeşerten toprağın. Daldan dala atlayan serçelerin, rengarenk balıkların, kükreyen aslanların. Ve durgun denizlerin, pırıl pırıl ırmakların, tenimize değen rüzgârın.  

Canı yanmış bir çocuğun iyileşmesi merhem ya da ilaç yüzünden değil, annesinin gösterdiği sevgiden. Bir askerin kahramanlığı vatanına duyduğu aşktan. Bir dostun bir dosta fedakârlığı aralarındaki muhabbetten. Evlat sevgisi, bir babayı zorluklara göğüs gerdiren. Bir hoca sabırlıysa, talebesiyle kurduğu bağ yüzünden.

Sevmeyi seven, sevgiyi sevdiren bir Rabbimiz var bizim. İyiliği kalbimize yerleştiren, aşka âşık eden. Aksi olsaydı yeryüzündeki güzellikler nasıl yaşanırdı? Dünya sevgisizlik üzerine, nefret üzerine kurulsaydı toprak üzerinde hangi canlı ayakta kalırdı? Onca zulme, kötülüğe rağmen dünyamızı aydınlatan bir güneş varsa hâlâ, yaşadığımız topraklar çöle dönüşmemişse henüz, hâlâ başımızı sokacak bir göğümüz olduğunu biliyorsak hepimiz, sevmekten vazgeçmeyenlerin varlığındandır elbet.

Mü’min insan bu kadar sevgi ile doluyken, kime kin duyabilir? Aşkla yoğrulmuş bir vücutta nefret nasıl hayat bulabilir? Bizim düşmanlığımız iyiliğe, iyi insanlara değil, ancak düşmanlığın kendisinedir. Zulmedir, şeytanadır, küfredir kinimiz. Masumları öldüren, haksızlığa rıza gösteren, yaratılışını inkâr edenlerden Allah için nefret ederiz.                                                                      

Allah’ı sevmek... Kendisini hatırlatan her varlığı yine O’nun rızası için, O’nun hesabına sevmek. Yaşamın da ölümün de sahibinin O olduğunu bilmek. Kışın, yazın, güzün ve baharın O’nu anlattığını hissetmek. Bir ekmeğin lezzetinde, uyuyan bir bebeğin masumiyetinde, bir bülbülün sesinde, bir papatyanın güzelliğinde O’nun sanatını görmek. Gördükçe de onları Allah için sevmek...

Yaratıcımızın en sevgili kulu Rasûlullah (sav), inanmanın şartını sevgiye bağlıyor: “Canım kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki sizler iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız.” (Müslim, İman 93-9)

Sevmeyi seven, sevgiyi sevdiren bir Rabbimiz var bizim. İyiliği kalbimize yerleştiren, aşka âşık eden...                 

 

Yorumlar

 
Bu yazıya henüz yorum yapılmadı. İlk yorumu siz yapmak için tıklayın.