Dosyalar
Hz. Peygamber ve Çocuk
 

Hadis Literatürü Zenginleşmeye Devam Ediyor

26 Eylül 2023 Salı Sonpeygamber.info / Güncel


Hadis tarihi çalışmaları yeni ve özgün çalışmaların ortaya konmasıyla birlikte genişlemeye ve çeşitlenmeye devam ediyor. Eylül ayı içerisinde, hadis literatürüne ciddi katkılar sunacağını düşündüğümüz iki yeni çalışma Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Yayınları (İFAV) etiketiyle okurların istifadesine sunuldu.

Bu çalışmalardan ilki, hadis tarihi ve hadis edebiyatı alanında ortaya koyduğu nitelikli çalışmalarıyla tanıdığımız Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim üyelerinden Doç. Dr. Ayşe Esra Şahyar’ın “Sahih-i Buhari: Kitap Adları ve Muhteva Tahlili” isimli kitabı. Şahyar, bu yeni çalışmasında büyük muhaddis İmam Buhârî’nin sahih hadisleri topladığı “el-Câmiʿu’ṣ-ṣaḥîḥ” adlı eserinin ihtiva ettiği kitapları ele alıyor. Bilindiği üzere, “el-Câmiʿu’ṣ-ṣaḥîḥ” kapsamlı bir eser olmasının yanı sıra diğer birçok hadis eserinden farklı olarak içerisinde en fazla “kitap” (bölüm) barındıran hadis kitabı. Eserdeki kitap başlıklarına ve muhtevalarına odaklanan yazar, çalışmanın yöntemini, kapsamını ve hedeflerini şu cümleler ile ifade ediyor:

“Öncelikle Sahîh-i Buhârî’de yer alan kitap adları ve sayısı nüsha farklılıkları bağlamında tetkik edilmiştir. Akabinde Sahîh-i Buhârî’deki kitapların önceki musannefatta bölüm olarak yer alıp almadığı ya da aynı konuda daha önce müstakil eserler yazılıp yazılmadığı araştırılmış, Buhârî’nin bölümleri aynı konuda kendisinden önce kaleme alınan eserlerle mukayese edilmiştir. Sahih-i Buhârî’deki kitapların tasnif amacı, muhtevası, özgün yönleri, bu kitaplarda önceki kaynaklardan istifade edilme ölçüsü üzerinde durulmuştur. Böylelikle Buhârî’nin kendisinden önceki literatür ile olan bağı, hadis tasnifine ne gibi yenilikler getirdiği anlaşılmaya çalışılmıştır. Bu tetkikler neticesinde hadis edebiyatının tasnif ve tertip bakımından gelişim süreci içinde Sahîh-i Buhârî’nin rolünü görmek hedeflenmiştir. Öte yandan, kitaplarının içeriği hakkında genel bir çerçeve sunularak hadis edebiyatının baş tacı olan bu eseri tanıma ve anlamaya yönelik çalışmalara katkıda bulunabilmek arzu edilmiştir.”

Yazarın kitap boyunca üzerinde durduğu konulardan bazıları şunlar: Müşterek rivayetlerin Sünnî ve Şiî ilim halkaları arasındaki geçiş süreci, hadis halkalarının her iki ekole de açık olduğu dönem, Şiî ders meclislerinin müstakil bir yapıya dönüşerek Ehl-i hadis halkalarından ayrılması ve rivayetlerin bir halkadan diğerine intikalinden sonra metinlerinde özellikle mezhebî görüşleri yansıtan anlamlı değişimlerin meydana gelip gelmediği.

Bir diğer önemli çalışma ise yine Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mensuplarından Dr. Ayşe Nur Duman’ın 2022 yılında Marmara Üniversitesi bünyesinde tamamladığı “Ehl-i Sünnet ve Şîa'da Müşterek Rivâyetlerin Tahlili: Küleynî'nin El-Kâfî İsimli Eserinin Usûl Bölümü Örneği” başlıklı doktora tezinin “Hadis Rivayetinde Sünni-Şii Etkileşimi” başlığı ile kitaplaştırılan çalışması. Duman, bu çalışmasında, Ehl-i sünnet ve Şîa’nın kaynaklarındaki müşterek rivayetleri Şiî âlim Küleynî’nin (ö. 329/941) “el-Kâfî” isimli eserinin Usûl bölümü özelinde inceleyerek bu hadislerin sayıları, konuları, isnad ve metinleri hakkında bilgi veriyor. Yazar, bu kaynaklardaki müşterek rivayetlerle ilgili pek çok konuyu merkeze alarak kapsamlı bir çalışma ortaya koyuyor. Yazarın kitap boyunca üzerinde durduğu konulardan bazıları şunlar: Müşterek rivayetlerin Sünnî ve Şiî ilim halkaları arasındaki geçiş süreci, hadis halkalarının her iki ekole de açık olduğu dönem, Şiî ders meclislerinin müstakil bir yapıya dönüşerek Ehl-i hadis halkalarından ayrılması ve rivayetlerin bir halkadan diğerine intikalinden sonra metinlerinde özellikle mezhebî görüşleri yansıtan anlamlı değişimlerin meydana gelip gelmediği.

Asırlardır İslam coğrafyasında iki farklı ekolü temsil eden Ehl-i Sünnet ile Şia arasındaki ihtilafın en fazla hissedildiği konulardan biri olan hadis rivayetlerini merkeze alan bu çalışmanın bulguları, hadis tarihinin erken dönemlerine dair bilgilerin yeniden gözden geçirilmesine ve Ehl-i Sünnet ile Şia arasında yaşanan etkileşimlerin izini müşterek rivayetler üzerinden sürmeye olanak sağlaması bakımından önem arz ediyor.