Sonpeygamber.info
Peygamber'in İzinde Gündelik Hayat
 

İşçinin Hukukunu Gözetmek

İslam’a göre işçi-işveren birbirinin rakibi veya düşmanı değildir. Zira ekonomi için sermaye ve teşebbüs ne kadar önemli ise emek de o kadar önemlidir. İşveren, yaptığı işin emeksiz olamayacağını unutmamalı ve emeğini satın aldığı kişileri rakibi/düşmanı değil ortağı olarak görmelidir. Ayrıca işveren kendisini çalıştırdığı kişilerin rızkını veren bir tanrı gibi görmemeli, mutlak güç ve otorite sahibi olduğu hissine kapılmamalıdır. Haddi zatında kendisi de o işçisi gibi dünya hayatında imtihan halinde olan bir kuldur. Kur’an-ı Kerim’de “…Ellerinizin altında bulunanlara iyi davranın!” (Nisâ, 36) buyurulurken, Peygamber Efendimiz (sav) kendi döneminde bir mal gibi alınıp satılan kölelerle büyüklük taslayan birini uyarmıştır: “Sen, kendisinde cahiliye huyu bulunan bir kimsesin. Onlar sizin hizmetçileriniz ve aynı zamanda kardeşlerinizdir. Allah onları sizin himayenize vermiştir. Kimin himayesinde bir kardeşi varsa, kendi yediğinden ona yedirsin, giydiğinden de giydirsin. Onlara üstesinden gelemeyecekleri şeyleri yüklemeyiniz. Şayet yükleyecek olursanız kendilerine yardım ediniz.” (Buhâri, Itk, 15)

İşçi-işveren arasındaki bu kardeşçe ilişkinin devam edebilmesi için işe başlamadan önce işçinin yapacağı işin sınırları, süresi ve ücreti tam olarak belirlenmelidir. Aksi halde bu durum anlaşmazlığa ve gönül hoşnutluğunun zedelenmesine sebep olacaktır.

İşveren, işçiye gücünün üstünde bir sorumluluk yüklememeli, onun ibadet ve sosyal hayatına zarar verecek şekilde bir çalışma düzeni kurmalıdır. Mesai saatini aşan çalışmaların ücretini eksiksiz vermeli ve işçiye onur kırıcı davranmamalıdır.

Günümüz ekonomilerinde işçilerin en az ne kadar ücret alacakları (asgari ücret) devlet tarafından belirlense de esasen işverenin, çalışanın insan onur ve haysiyetine uygun bir meblağ belirlemesi gerekir. Ayrıca iş verimine bağlı olarak ek bir ödeme (prim) yapması da İslam dininin teşvik ettiği bir uygulamadır. İşveren; işin ağır veya hafif olmasını, işçinin sağladığı katma değeri, hayat standartlarını ve geçim şartlarını (1), çalışanlar arasındaki dengeleri gözeterek makul bir ücret takdir etmeli ve vaktinde ödeme hususunda azami derecede hassasiyet göstermelidir. (2)

İşveren, işçiye gücünün üstünde bir sorumluluk yüklememeli, onun ibadet ve sosyal hayatına zarar verecek şekilde bir çalışma düzeni kurmalıdır. Mesai saatini aşan çalışmaların ücretini eksiksiz vermeli ve işçiye onur kırıcı davranmamalıdır.

Çalışanın ve onun bakmakla mükellef olduğu kişilerin güncel sağlık ihtiyaçlarını ve yaşlanmaları durumunda hem sağlık hem de geçim gelirlerini temin edecekleri (emeklilik) sigorta primlerini mutlaka yatırmalı, yatırmamak ya da eksik yatırmak gibi çoğu zaman telafisi olmayan haksızlıklara tevessül etmemeli ve çalışanın acziyetini/çaresizliğini kendi menfaatinin kaynağı yapmamalıdır.


Dipnotlar:

(1) Ücretin belirlenmesinde kıstas alınabilecek hadislerden biri şu şekildedir: “Kim bizim bir işimize tayin olunursa, evi yoksa ev alabilsin, bekârsa evlenebilsin, ev eşyası (eskiden köleler ev işlerini yaptığı için köle zikredilmiş) yoksa temin edebilsin.” (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 18015)

(2) “İşçiye ücretini teri kurumadan verin.” (İbn Mâce, Rühûn, 4)

Bu yazı, Dr. M. Salih Kumaş’ın Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları tarafından yayınlanan “Rızık Ahlâkı - İş Hayatına Dair 40 Altın Kural” kitabından alınmıştır. (Birinci Baskı, Sf. 34-36)
 

Yorumlar

 
Bu yazıya henüz yorum yapılmadı. İlk yorumu siz yapmak için tıklayın.