Dosyalar
Hz. Peygamber ve Çocuk
 

Risâletten Önce Hz. Peygamber



Resûl-i Ekrem’in (sav) yaşamını Müslümanlar için değerli kılan unsurların başında, O’nun tüm insanlığa örnek oluşu gelir. Dolayısıyla bir Müslüman için Hz. Peygamber’in hayatını öğrenmek, yalnızca entelektüel bir merakın veya tarih öğrenme arzusunun sonucu olamaz. Çünkü Peygamber Efendimizin kişiliği ve yaşam biçimi, insanlığın tamamını kuşatan, insana dair her şeye örneklik teşkil eden bir vasfa sahiptir. Bu yüzden de her Müslüman kendi yaşamında O’nu örnek almakla yükümlüdür.

Hiç şüphe yok ki Hz. Peygamber’i bize en güzel şekilde Kur’ân-ı Kerim anlatır. Bununla birlikte, detaylara inildiğinde diğer kaynakları da kullanmak gerekir ki İslam tarihinin özel bir alanı olan “siyer” bu ihtiyaçtan doğmuştur.

Siyer alanındaki çalışmalara her yıl yenileri eklenirken, araştırmacı ve akademisyenlerin daha spesifik alanlara yönelmesiyle birlikte çeşitliliğin arttığını söylemek mümkün. Günümüzde siyer çalışmaları Peygamber Efendimizin günlük hayatından yabancı devletlerle diplomatik ilişkilerine, aile yaşantısından doğa ve çevre hassasiyetine kadar birçok farklı temayı konu edinebiliyor.

“Bize göre, yeni bir sîret yazabilmek için iki iki ilim dalı yöntem birliği içinde olunmalıdır. Bu hususta ise öncelikle siyer alanında çeşitli açılardan atılacak adımlar hakkında bize yol gösterecek ‘yeni bir sıhhat tanımı’ yapılması uygun olacaktır. Bu sıhhat tanımı çerçevesinde siyer rivayetlerinde öncelikle sened açısından sahih kabul edilebilecek olanlar belirlenmelidir.”

Hacı Bektaş Veli Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyelerinden Dr. Emine Demil’in “Sîretin Risâlet Öncesi” başlıklı kitabı da bu türden bir çalışma. Kitap, Hz. Muhammed’in (sav) risâletten önceki yaşamına odaklanıyor. Ayetler, hadisler ve tarihi rivayetler esas alınalar hazırlanan bu kapsamlı çalışma üç ana başlık içeriyor: “Hz. Muhammed’in (sav) Doğumu Öncesi, Doğumu ve Doğumu Sonrası”, “Hz. Muhammed’in (sav) Çocukluk ve Gençlik Dönemi”, “Hz. Muhammed’in Yetişkinlik/Olgunluk Dönemi ve Risâlet Öncesi Kişiliği”.

Emine Demil, çalışmasının giriş bölümünde, siyer yazıcılığının en önemli unsurlarından “yöntem” hakkındaki görüşünü (dolayısıyla nasıl bir yol izlediğini) şöyle açıklıyor:

“İslâm tarihçileri, tarihî rivayetleri tetkik etmeye değil, vakıayı ortaya koymaya çalışmaktadırlar. Hadisçiler ise nakilleri çeşitli rivayetler arasından bazı tercih unsurlarını göz önünde bulundurarak seçmiş ve kullanmıştır. Hadisçiler hadisleri değerlendirirken, hadis râvilerinin güvenilir (sika) olması üzerinde durmuşlardır.

Bize göre, yeni bir sîret yazabilmek için iki iki ilim dalı yöntem birliği içinde olunmalıdır. Bu hususta ise öncelikle siyer alanında çeşitli açılardan atılacak adımlar hakkında bize yol gösterecek ‘yeni bir sıhhat tanımı’ yapılması uygun olacaktır. Bu sıhhat tanımı çerçevesinde siyer rivayetlerinde öncelikle sened açısından sahih kabul edilebilecek olanlar belirlenmelidir. İkinci aşamada hem hadis hem siyer kaynaklarında yer alıp da sened açısından sahih olduğu kabul edilen rivayetler bir metin tenkidine tâbi tutulmalıdır. Üçüncü aşamada hadisleri Kur’an’a, sünnete ve tarihe arz etme gibi prensipler önemlidir. Bu prensipler sahâbe neslinden itibaren uygulanagelen önemli metotlardır.”

TDV Yayınları arasından okura ulaşan, Türkiye’deki siyer çalışmalarının güncel ve yetkin örneklerinden olan bu çalışmayı alanın ilgililerine tavsiye ediyoruz.

  • kitap, siyer, risalet, türkiye diyanet vakfı, hz. muhammed
 

Yorumlar

 
Bu yazıya henüz yorum yapılmadı. İlk yorumu siz yapmak için tıklayın.