Hadisin sıhhatini belirlemede ilgili rivayeti nakleden râvilerin güvenilirlik durumlarının hayli etkili olduğu bilinmektedir. Hadis ravilerini “güvenilir” (sika), “zayıf” ve “terkedilmesi gerekenler” (metrûk) şeklinde üç ana kategoriye ayırmak mümkündür.
Hadis râvisinin güvenilir olduğunu tespit etmek için kendisinde bazı temel özellikler aranmaktadır. [1] Hadis terminolojisinde adâlet ve zabt olarak ifade edilen bu iki temel vasıf, ilgili ravinin şahsiyetinin bilinmesi ve ahlakî-ilmî yetkinliğe sahip olmasını ifade etmektedir. Adalet ve zabt özelliklerine sahip olan râviye “sika” (güvenilir) denilir ve naklettiği hadis dikkate alınır.
Hadis râvisi, bazı kusur ve hatalar sebebiyle adalet ve zabt vasıflarını kaybedebilir. Ravinin işlediği kusurlardan bazıları onun adaletini ortadan kaldırırken bazıları da zabtına zarar vermektedir. Râvinin adalet ve zabt vasıflarını zedeleyip onu zayıf ravi kılan bu kusurlar, on temel başlık altında toplanmıştır. Bu on kusurdan beşi adalet, beşi de zabt ile ilgili olup hadis ravisinin durumu bu hatalar çerçevesinde araştırılarak ona uygun bir ifade ile tenkid edilir.
Râvinin adalet vasfını zedeleyen beş eleştiri noktası şunlardır: Hadis uydurduğunun tespit edilmesi, bireysel hayatında yalan söylemesi, İslam’ın emir ve yasaklarına karşı gevşeklik göstermesi, herhangi bir dinî delile dayanmayan inanç ve davranışları benimsemesi, yeteri kadar tanınmaması.
Birinci eleştiri noktası, bir kişinin kasten hadis uydurup bunu Hz. Peygamber’e isnat etmesidir. Bu kusur ile tenkid edilen kişinin rivayetine mevzu denilir ve naklettiği herhangi bir rivayet, dinde hiçbir şekilde delil olarak kabul edilmez. İkincisi, hadisi nakleden kişinin günlük hayatıyla ilgili yalan söylediğinin tespit edilmesi. Bu iki kusur ile tenkid edilen kişilerin rivayetleri, dinde hiçbir şekilde delil olarak kabul edilmez. Adaleti zedeleyen üçüncü eleştiri konusu, râvinin dinin emir ve yasaklarına aykırı davranmasıdır. Burada kastedilen, râvinin hiçbir şekilde günah işlememesi değil, onun büyük günah işlemesi ve her türlü haramı hafif gören bir tutum içerisinde bulunmasıdır. Dinî emirlere yönelik bu olumsuz tutum ve davranışlar, Hz. Peygamber’in hadislerini nakleden râvinin güvenirlik durumunu doğrudan etkilemekte ve bu şekilde eleştirilen râvinin rivayeti reddedilmektedir. Hadis râvisinin adalet vasfını ortadan kaldıran dördüncü eleştiri konusu, râvinin herhangi bir dinî delile dayanmayan inanç ve davranışları benimseyen gruplara mensup olmasıdır. Bu mensubiyeti ön plana çıkaracak asılsız rivayetleri nakletmesi durumunda rivayetleri terkedilir. Adalet vasfına yönelik son eleştiri noktası ise râvinin az hadis rivayet etmesi sebebiyle hadis âlimleri tarafından tanınmamasıdır. Hadis ilmi ve rivayeti ile tanınmayan râvinin rivayeti dikkate alınmaz.
Râvinin ilmî yetkinliğine zarar veren beş kusur ise şunlardır: Rivayetinde çokça hata yapması, dikkatsiz ve özensiz davranması, doğru sanarak yanlış rivayet etmesi, hafızasının zayıf olması, güvenilir râvinin rivayetine aykırı nakilde bulunması.
İster zihinsel ister farklı nedenlerden dolayı hadis rivayetinde çokça yanılıp, hatalı rivayetlerinin hatasızlardan daha fazla olması, râvi için ağır bir kusurdur. Hadis âlimleri bu şekilde tenkid edilen râvilerin rivayetlerini dinde delil olarak kabul etmemişlerdir. İlmî yetkinliği zedeleyen ikinci kusur, râvinin hadis alırken veya naklederken dikkatsizliği, dalgınlığı veya özensizliği sebebiyle hatalı öğrenmesi ya da rivayette bulunmasıdır. Bu kusurla eleştirilen râvilerin rivayetleri, zayıf kabul edilir.
Râvi, kimi zaman hadis rivayet kurallarını yeteri kadar bilmemesi sebebiyle de hata yapmakta ve ilgili hadisi yanlış rivayet edebilmektedir. Râvinin doğru olduğunu zannederek kimi zaman hadisin isnadını, kimi zaman metnini yanlış nakletmesi de ilmî ehliyetini zedeleyen diğer bir kusurdur. Râvinin sık sık bu hatalara düşmesi, rivayetlerini zayıflatmaktadır.
Hadis rivayet tekniğinin yeteri kadar bilinmemesinden kaynaklanan hatalardan farklı olarak, kimi zaman râvinin herhangi bir sebeple hafızasının zayıf olması da hatalara neden olabilir. Bu hatalar, râvinin ya daimî ya da bunama, yaşlılık, hastalık gibi geçici hafıza bozukluğundan kaynaklanabilmektedir. Bu durumların ne zaman gerçekleştiği tespit edilebiliyorsa, râvi ve rivayetleri hakkında ona göre bir değerlendirmede bulunulur; aksi takdirde bütün rivayetlerine temkinle yaklaşılır. Râvinin ilmî yetkinliğine zarar veren son eleştiri noktası “güvenilir bir râvinin kendisinden daha güvenilir ravilere” ya da “güvenilir olmayan bir ravinin kendisinden güvenilir ravilere” aykırı hadis rivayet etmesidir. Buradaki aykırılık, hadisin ister isnadında ister metninde gerçekleşsin, ilgili hadisi zayıf kılmakta ve râvi hakkında bir tenkid konusu haline gelmektedir. Zabtı etkileyen bu hataların tamamının, râvinin hafızası ve ilmî ehliyetine doğrudan zarar veren kusurlar olduğu açıktır.
İlmî ehliyeti zedeleyen hataların her râviden sâdır olabileceği akla gelse de hadis âlimleri böylesi kusurların, râvinin genel tutumu olup olmadığını ve rivayetlerinin ne kadarını etkilediğini tespit etmeye çalışmışlardır. Şayet tenkid aşamasında böylesi hataların, râvinin genel durumu olduğu tespit edilirse o takdirde hem râvi hem rivayetleri hakkında olumsuz bir karar verilir. Dikkat edilirse, bu hataların tamamında aşırılığın varlığı ve kusurun doğru rivayetin önünde bir engel oluşturacak düzeyde gerçekleşmesi kastedilmektedir.
Hadisleri rivayet edenlerin de birer insan olduğu gerçeği göz önünde bulundurulursa râvilerin tamamen hatasız olmalarının beklenmediği, aksine sahip oldukları kusurların ve yaptıkları hataların onların rivayetlerine ne kadar etkide bulunduğu önem arz eder. İşte tam da bu noktada hadis metodolojisi râvi değerlendirmelerinde bu önemli ayırımı esas alarak yukarıda ele aldığımız temel ilkeleri belirlemiştir Güvenilir ve zayıf râvilerin durumlarının genellemeci bir tutumla ele alınmadığını; aksine râvinin güvenilirlik durumu belirlendikten sonra rivayetlerinin tek tek incelendiği ve varsa hatalı olanların tespit edildiğini belirtmek gerekir. Bir râvinin zayıf kabul edilmesi, söz konusu râvinin naklettiği rivayeti de zayıf hale getirdiği gibi ilgili râvinin naklettiği diğer rivayetlerin de bu durumdan etkilendiği belirtilmelidir. Hadis âlimleri, zayıf râvilerin naklettiği hadislerin haram ve helal konularında delil olarak kullanılamayacağına dair görüş birliği içindedirler.
Dipnotlar:
1- Râvilerin güvenilir kabul edilme koşulları için bk. https://www.sonpeygamber.info/guncel-hadis-meseleleri-10
Not: Bu yazı, özellikle hadis, sünnet ve bu alanlarla doğrudan ilişkili diğer meselelerde Müslümanların istifade etmesi amacıyla Meridyen Derneği'nin ev sahipliğinde hayata geçirilen geniş perspektifli bir çalışmanın parçasıdır. Konu edinilen meseleler, alanlarında uzman isimlerin bir araya geldiği bir istişare grubunda tüm yönleriyle ele alındıktan sonra, her başlık müstakil olarak ilgili yazar tarafından telif edilmiştir. Çalışmaya şu isimler katkı sunmaktadır: Prof. Dr. Ahmet Yücel, Prof. Dr. Ayşe Esra Şahyar, Prof. Dr. Fatma Kızıl, Doç. Dr. Rahile Kızılkaya Yılmaz, Doç. Dr. Dilek Tekin ve Dr. Betül Yılmazörnek.