Dosyalar
Hz. Peygamber ve Çocuk
 

Sabırlı ve Zarif Eş: Hz. Muhammed (sav)



Evlilik hayatı boyunca hanımlarının her türlü davranışına sabır ve tatlı sözle karşılık vermiştir Hz. Peygamber; samimi muameleyle onları sevincine de tasasına da ortak etmiş, aile fertlerinin her birine özel ilgi göstermiştir. O, hanımlarına karşı her zaman hayırlı olmuştur. Bu yazımızda; Hz. Muhammed (sav)’in muhterem hanımları, Ezvac-ı Tahirat’la ilişkilerindeki güleryüzlü, sabırlı, vefalı ve zarif karakterini tekrar hatırlatacak tablolara göz atacağız.

“Allah size Efendimiz (sav) ve Hz. Hatice Validemiz arasındaki muhabbeti nasip etsin”

Eşi her yiyecek getirişinde onu dağın eteklerinde karşılayan Hz. Muhammed (sav) gibi Hz. Hatice de eşi evin dışındayken dama çıkar, O’nun yolunu gözlerdi. “neden böyle yapıyorsun, bu sıcakta yaşlı vücudun yorgun düşecek” diyenlere, “efendim güneşin altındayken ben gölgede duramam” şeklinde karşılık verirdi.

Hz. Muhammed (sav), kendisine peygamberlik müjdesi gelmeden önceki yaşantısında sık sık Hira mağarasına gider ve orada inzivaya çekilirdi. Bu inziva günlerinde eşi Hz. Hatice, emrinde çokça hizmetçisi bulunmasına rağmen eşinin yiyeceğini Hira’ya bizzat götürür, onun geldiğini hisseden Peygamber Efendimiz ise dağın eteklerine kadar inerek Hz. Hatice’yi karşılardı. Hira mağarasının zorlu yolunu en iyi bilenlerden biri olan Efendimiz, hayat arkadaşının daha fazla yorulmasını istemezdi.

Eşi her yiyecek getirişinde onu dağın eteklerinde karşılayan Hz. Muhammed (sav) gibi Hz. Hatice de eşi evin dışındayken dama çıkar, O’nun yolunu gözlerdi. “neden böyle yapıyorsun, bu sıcakta yaşlı vücudun yorgun düşecek” diyenlere, “efendim güneşin altındayken ben gölgede duramam” şeklinde karşılık verirdi.

Efendimiz ve Hz. Aişe’nin Çöldeki Yarışı

Peygamberimiz hanımlarına, aralarındaki sevgi bağlarını güçlendirecek tarzda latifelerde bulunurdu. Bunun en güzel örneklerinden biri de Hz. Aişe ile yaptıkları koşu yarışıdır. Validemiz anlatıyor… Bir sefer sırasında Hz. Aişe de Rasûlullah’ın yanındadır. Yola devam ederken Hz. Peygamber, etrafındaki sahabelere “siz önden gidin” buyurur. Onlar uzaklaştıktan sonra Hz. Aişe’ye “yarışalım mı” diye sorar. Validemiz de hoşuna giden bu telifi kabul eder. Yarış sonunda; o zamanlar genç ve enerjik olan Hz. Aişe galip gelir. Bu yarışın üzerinden yıllar sonra yine birlikte çıktıkları bir seferde Hz. Peygamber tekrar yarış teklif eder. İlk yarışı hatırlayan Hz. Aişe’nin teklifi kabul etmesi zor olmaz. Fakat bu kez Hz. Muhammed (sav) daha hızlıdır. Hz. Aişe, yenilgisinin sebebini “kilo almış, biraz şişmanlamış” olmasına bağlar, Hz. Peygamber ise gülerek “bu, vaktiyle kazandığın yarışın rövanşıydı” şeklinde karşılık verir.

Efendimiz’in Zarafeti

Hz. Peygamber ve eşleri Veda Haccı için Mekke yolundadır. Develerin başındaki Enceşe isimli köle ise yürürken bir yandan da güzel sesiyle şiirler okumakta, develerin hızlanmasına sebep olmaktadır. Deve üstündeki validelerimizin tedirgin olduğunu gören Hz. Muhammed (sav), Enceşe’ye şöyle seslenir: “Kristallere zarar gelmesin, aman dikkatli taşı Ey Enceşe!

Hz. Peygamber’in eşleri için kullandığı bu tek kelime, “kristal” bile onlara verdiği değeri ve kendi zarafetini göstermeye yetmiyor mu?

Bulamaç Şakası

Hz Âişe’nin bulamaç pişirdiği bir gün Peygamberimiz’le birlikte sofraya eşlerinden Hz. Sevde de oturur; Hz. Muhammed (sav) iki hanımının ortasındadır. Hz. Aişe; bulamacı yemeyen Hz. Sevde’ye çok ısrar etse de sonuç alamaz, son çare olarak “yemezsen yüzüne sürerim” der ve Hz. Sevde vazgeçmeyince de bulamacı gerçekten onun yüzüne sürer. Eşlerinin bu halini tebessüm ederek izleyen Hz. Peygamber ise daha farklı bir çözüm bulur… Hz. Sevde’nin elini alır, bulamaca batırır ve Hz. Aişe’yi göstererek “sen de ona bulaştır” der, sonra da tebessüm etmeye devam eder.

Kimin Kolu Daha Uzun?

Hadis kitaplarında, eşleri birbirinin kolunu ölçerken Hz. Peygamber’in nasıl davrandığına dair bir bilgi yok. Ama Sevgili Peygamberimiz’in o esnada tebessüm ettiğini, mübarek yüzünün bu tebessümle parıldadığını tahmin etmek pek de zor değil.

Eşleri bir gün Peygamber Efendimiz’in yanındayken kendisine sorarlar; “Ya Rasûlullah, vefatından sonra sana ilk kavuşan hangimiz olacağız?” Hz. Peygamber de “kolu en uzun olanınız” şeklinde cevap verir. Bunun üzerine validelerimiz, ellerine bir kamış çubuk alıp sırayla kollarını ölçmeye başlarlar. Neticede kolu en uzun olanın Sevde binti Zam’a olduğu ortaya çıkar. Ancak sonradan öğrenirler ki “uzun kollu” demek, bol sadaka veren, eli açık kimse demektir. Bu yanlış anlamaya rağmen şu da gerçektir ki Hz. Peygamber (sav)’in vefatından sonra O’na en önce kavuşan, sadaka vermeyi çok seven eşi Hz. Sevde olur.

Hadis kitaplarında, eşleri birbirinin kolunu ölçerken Hz. Peygamber’in nasıl davrandığına dair bir bilgi yok. Ama Sevgili Peygamberimiz’in o esnada tebessüm ettiğini, mübarek yüzünün bu tebessümle parıldadığını tahmin etmek pek de zor değil.

Efendimizin Hz. Hatice’ye Vefası

Hz. Aişe Validemiz, Ezvac-ı Tahirat’tan hiç kimseyi Hz. Hatice Annemiz kadar kıskanmamıştır. Hz. Peygamber’in onu sık sık andığını, koyun kestiği zaman Hz. Hatice’nin sevdiği hanım arkadaşlarına da pay gönderdiğini fakat kendisinin bu ilgiye bazen dayanamadığını ve Hz. Muhammed (sav)’e “Sanki yeryüzünde başka hiç kadın yok, yalnız Hatice var!” şeklinde şikâyette bulunduğunu söyler Hz. Aişe. Efendimiz’in bu şikâyet karşısındaki cevabı, O’nun ne kadar vefalı bir eş olduğunu gösterir: “Allah bana ondan daha hayırlısını vermemiştir. Herkes benim peygamberliğimi inkâr ederken bana o iman etti. Herkes benim yalancı olduğumu iddia ederken o, malını mülkünü benim emrime verdi. Üstelik Allah bana ondan çocuklar nasip etti.”