Dosyalar
Hz. Peygamber ve Çocuk
 

Her Sevgi, Kaynağına Döner

25 Aralık 2009 Cuma Sonpeygamber.info / Bir Hadis Bir Yorum


Enes İbni Mâlik (r.a.) şöyle dedi:

Peygamber (s.a.s) in huzurunda bir adam vardı. Bir başka şahıs ona uğrayıp geçti. (Arkasından, Hz. Peygamber'in huzurundaki kimse):

-Ey Allah'ın Rasulü! Ben bu kişiyi gerçekten seviyorum, dedi. Peygamber (a.s):

- Peki sevdiğini ona bildirdin mi? buyurdu. Adam:

- Hayır, dedi. Hz. Peygamber:

- "Bildir ona" buyurdu.

Adam derhal kalkıp o şahsın arkasından yetişti ve;

- Ben seni Allah için seviyorum, dedi. O da:

- Uğrunda beni sevdiğin Allah da seni sevsin, karşılığını verdi.

 Ebu Davud, Edeb 113

Âdem ile Havvâ, erkekle kadın, birbirleriyle sükun bulsunlar diye aynı özden (türden , insan cinsinden) yaratılmış, en yüce kelama göre ( Araf, 189)  Bu münasebetle, onların sevgisinden tohumlanmış bir çiçeğe, bir meyveye "dön de bak neden yaratılmışsın"dense, o çiçek, o meyve, bir özüne, bir de özü anlatan kelama bakınca, okuyunca ( Alak, 2) serâpa sevdaya boyanır kanaatimizce.

"Oku. Yaratan Rabbinin adıyla. O insanı bir aşılanmış yumurtadan yarattı." (96/ Alak suresi-1,2)

Yaratıcımızın bizi "alak" tan (sözlük manalarından biri de sevgi) yarattığını söylemesi ne büyük destek, yaratılış sebebimizin Onu tanımak ve sevmek olduğunu düşünenler için.

Kur'ân ayetlerinin tercümesinde çok anlamlılığa karşı olanlara katılmamak mümkün değil. Özellikle ahkâm ayetlerinde sarpa sarar, "bir kavramın, beş anlamının beşinin de olabilirliğini" iddia etmek, tek bir manaya hamletmemek tercümeyi. Ama özellikle yaratılışla ilgili ayetlerde, te'vile gitmeden, kelimenin lafzî ve sembolik tüm anlamlarının tefekkür edilmesi, o mana katmanları arasında gezinmek, insanın ruhuna rahmet ve umut tohumları ekiyor. İnsanın kan pıhtısından, aşılanmış yumurtadan yaratıldığını söylemek, bilimsel zihinleri secdeye yatırırken, sevgiden yaratıldığımıza göz kırpan bir tercüme, hamurunda duygusallık yüzdesi fazla fıtratları teheccüde kaldırıyor. Secdeleri de ikiye katlıyor.

Âdem ile Havvâ, erkekle kadın, birbirleriyle sükun bulsunlar diye aynı özden (türden , insan cinsinden) yaratılmış, en yüce kelama göre ( Araf, 189)  Bu münasebetle, onların sevgisinden tohumlanmış bir çiçeğe, bir meyveye "dön de bak neden yaratılmışsın"dense, o çiçek, o meyve, bir özüne, bir de özü anlatan kelama bakınca, okuyunca ( Alak, 2) serâpa sevdaya boyanır kanaatimizce.

Annemizi seviyoruz, şefkat temsilcisi diye. Babamızı seviyoruz, güveni bize yaşattığı için, bazen otoritesi canımızı yaksa bile. Kardeşimizi seviyoruz, aynı karanlık beşikte uyuduğumuz için en sıcak uykuyu ve kan dahil her şeyi paylaşmayı öğrettiği için. Eşimizi seviyoruz, ruhumuzun diğer yarısı olduğundan ve bizi tamamladığından. Çocuğumuzu seviyoruz, hammaddesi sevgi olduğundan. Dostumuzu seviyoruz, bizi anladığından ve yaratılış amacımızı hatırlattığından. Ve Rabbimizi, Allah'ımızı seviyoruz, sevginin kaynağı (el- Vedud) olduğundan.

Bugün bırakalım içimizdeki tüm bencillikleri ve en sevdiklerimize şöyle diyelim hadis-i şerif gereğince:

-Seni Allah için seviyorum.

Rasûl'üm "söyle" dediği için de söylüyorum:

Bana ahireti anımsattığın için, cenneti ve huzuru, daha önemlisi, rızayı ve en önemlisi, Rabbimizi hatırlattın diye seviyorum.

Göreceksiniz, muhatabınız bu muhabbet akışına karşı duramayacak ve Allah'ın habibinin tavsiyesiyle oluşan manzara, sevdiğinizin cevabıyla güneş gibi sımsıcak size yansıyacak:

-Uğrunda beni sevdiğin Allah da seni sevsin...