Sonpeygamber.info
Yazarlar
 

Kadınlar Biatı

Hazreti Muhammed’in tebliği kadın-erkek, yoksul-zengin, soylu-avam demeksizin toplumun bütün kesimlerine kucak açarken, onları mevcut bütün kategorileri, önyargı ve tabuları, vehim ve korkuları aşarak aynı dilek ve duada, aynı ilkelerde buluşturan bir başlangıç noktasına çağırıyordu.

Kabile taassubunun iç içe geçmiş sömürü yapılarını görünmez kılmaya çalıştığı Mekke toplumunda en çok mağdur edilen kesimler, köleler, yoksullar ve kadınlardı.

Hazreti Muhammed’in tebliği kadın-erkek, yoksul-zengin, soylu-avam demeksizin toplumun bütün kesimlerine kucak açarken, onları mevcut bütün kategorileri, önyargı ve tabuları, vehim ve korkuları aşarak aynı dilek ve duada, aynı ilkelerde buluşturan bir başlangıç noktasına çağırıyordu.

Hamilton A.R.Gibb’in ifadesiyle: Yeni İslami toplumun bütün bireyleri arasındaki kardeşlik, dünyevi statüleri ve zenginliklerindeki farklılıklara rağmen kişiliklerin özünde taşıdıkları değerde eşitlikle artmış; bu prensiplerle takip edilen karşılıklı ilişkiler ve vazifeler bir Allah’a gösterilen ihlas ve dışsal itaat terimleri ile belirlenerek derinleştirilmiştir. (1)

Hüzün yılı, Taif yolculuğu, Mirac, Akabe biatları… Darlık zamanlarını müminlere ferahlama getiren bir hadise takip ediyordu.

Mekke’den Mina’ya giderken sol tarafa düşen Akabe mevkiinde gerçekleşen biatlardan ikincisi, kadınların da katılımıyla gerçekleşti. Böylelikle Kur’an ayetleriyle sıklıkla vurgulanan kadın ve erkek müminlerin kulluğundaki denklik, fiili olduğu kadar bir bakıma sosyal ve siyasal teamüller bağlamında da sağlanmış oldu.

Yesribliler, Yahudi ahaliyle komşulukları itibarıyla Mekke ahalisine göre tevhidi dinlere daha aşina, bu nedenle de şirk kültürü konusunda görece daha mesafeli ve bağımsız olan bir halktı. Yahudiler ile içli dışlılıkları nedeniyle onlardan gelen putlara tapmaları konusundaki eleştirileri içselleştirdikleri düşünülebilir.  Bu arada Yesrib halkı oldum olası Yahudilerin “yeni bir peygamber” beklentisiyle ilgili umutlarının ve heyecanlarının da farkındaydılar. Hatta Medine toplumunda zayıf bir konumda bulunan Yahudilerin  ümmi Arapları, kendilerine gelecek bu peygamberin getireceği yeni sözler ve düzenle tehdit ettikleri de biliniyor. 

Mekke’den Mina’ya giderken sol tarafa düşen Akabe mevkiinde gerçekleşen biatlardan ikincisi, kadınların da katılımıyla gerçekleşti. Böylelikle Kur’an ayetleriyle sıklıkla vurgulanan kadın ve erkek müminlerin kulluğundaki denklik, fiili olduğu kadar bir bakıma sosyal ve siyasal teamüller bağlamında da sağlanmış oldu.

Bu nedenledir ki Yesrib’in köklü kabilelerinden Hazrec’e mensup birkaç kişi hac için geldikleri Mekke’de  Resulullah’ı halkı Allah’a imana davet ederken gördüğünde  büyük bir heyecana kapıldı. Yahudilerin haberini verdikleri peygamber olmalıydı Muhammed. Yesribliler, konuşmalarını merak ve heyecanla  dinledikleri bu peygamberin davetine Yahudilerden önce icab etmeyi önemsediler.

Yesribliler bu daveti o denli önemsediler ki Mekke ahalisinden daha da öne çıkmayı dilediler, İslam’ın kabulünde.

İbni İshak’ın aktardığına göre, Muhammed (a.s.) Akabe’de İslam’ı tebliğ ederken, Allah O’nun karşısına Hazrec kabilesinden birkaç kişiyi çıkarttı. Peygamberimiz onlara Kur’an’dan parçalar okuyup da İslam’a davet ettiğinde Hazrecliler hiç tereddüt etmeden Tevhid dinini kabul ettiler. Rivayetlere göre sayıları altı kişiden ibaret olan bu birkaç Müslüman şehirlerine geri dönerek düşmanlık içinde tükenen toplumlarını İslam’a davet etmeyi üstlendiklerini bildirdiler Muhammed (a.s.)’a.

Hazrecli birkaç Müslümanın halkı İslam’a daveti bir yıl içinde büyük bir karşılık buldu, öyle ki Medine’de hemen her evde İslam bir veya daha fazla bağlısıyla kabul gören bir din oldu.  Muhammed Gazali’nin aktardığına göre bir yıl, Maxime Rodinson’a göre ise iki yıl sonra, 621 yılında  Hac mevsimi geldiğinde,  aralarında daha önce Hz. Muhammed’le konuşarak İslam’ı kabul eden altı kişinin de bulunduğu  on iki kişi Akabe’de peygamberimizle buluşarak ona biat ettiler.

Bu on iki kişiyle birlikte gerçekleşen Birinci Akabe Biatı’nda peygamberimiz onlardan Allah’a iman, güzel ahlâka sarılmak ve kötü ahlâktan uzaklaşmak üzere biat aldı. Ubade b. Samit’in rivayetiyle:” Birinci Akabe Gecesi’nde Resulullah’a Allah’a şirk koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarımızı öldürmemek, iftira atmamak, yalan söylememek ve iyiliği emrettiği sürece kendisine karşı çıkmamak üzere biat ettik.” (2)


Peygamberimiz Akabe'de “kul hakkı”nın önemini vurgularken, biat cümlelerinin içerdiği kendisine ancak “iyiliği emrettiği sürece karşı çıkılmayacağı” kaydı, tebliğinin asla kişisel hesaplarla ilişkili olmayan ufkunun altını çiziyordu.

Peygamberimiz biatın ardından Musab b. Umeyr’i İslam’ın öğrenilmesi ve tebliği, Kur’an okuma gibi konularda rehber öğretmen olarak görevlendirerek, bu küçük toplulukla birlikte Yesrip’e gönderdi.

Mus’ab’ın kendine özgü incelikli tebliğinin sonucunda İslam Yesrip’de geniş kitlelerce benimsendi ve 622 yılının Haziran ayında Akabe’de  Peygamberimizle yetmiş üç kişinin katıldığı, Yesrib’e hicret için bir düzenleme girişimi anlamında gelecek -Rodinson’un ifadesiyle   “gizli ve kesin”- bir toplantı yapıldı. (3)

Peygamberimiz Akabe’de Yesribli yetmiş üç kişinin,  ardından da bu topluluğu temsil etmek üzere seçilen  ikisi kadın on iki kişinin  biatı sırasında ileri sürdüğü koşul ve açıklamalarla “kul hakkı”nın önemini vurgularken, biat cümlelerinin içerdiği kendisine ancak “iyiliği emrettiği sürece karşı çıkılmayacağı” kaydı, tebliğinin  asla kişisel hesaplarla ilişkili olmayan ufkunun altını çiziyordu.

Büyük Akabe Biatı olarak bilinen bu ikinci biat, katılanlar arasında Nuseybe Binti Ka’b ve Esma Binti Amr b. Adiy olmak üzere iki de kadın bulunuyordu. Buna karşılık, Akabe’de gerçekleşen ilk biat “Kadınlar Biatı” olarak biliniyor. Bunun sebebini ise Doç. Dr. Adem Apak şu şekilde izah ediyor:  “Birinci Akabe Biati, savaşla ilgili hususları ihtiva etmediği için Bey'atü'n-nisâ adıyla da anılmıştır. Bu beyata sadece erkekler katılmıştır. İki hanım sahabinin de katıldığı İkinci Akabe biatı ise Beyatü'l-Harb (Savaş Biatı) olarak bilinir.”
Kadınların biatının toplumda oluşturduğu/oluşturacağı hayret ve tepki, Kur’an’da Mümtehine Suresi’nin ayetleri ile doğrulanarak açımlanan bir karşılık bulacaktır. Biat sırasında peygamberimizin kadınlarla tensel temastan kaçınarak gerçekleştirdiği musafahanın şekli, tarzı üzerine çeşitli yorumlar yapılır. Musafahanın şekli elbet  önemli bir açıklama içerse de, kadınların biatının sunduğu açıklamalar daha az önemli olmayacak şekilde üzerinde düşünülmeyi hak ediyor.

Sümeyye’nin şehit, Hatice’nin ilk Müslümanlardan biri olarak katıldığı yeni tarih yazılımı, Akabe’de iki kadının hak ve ödevlerde fark gözetmeksizin erkeklerle birlikte biatıyla yeni toplum bilincini derinleştirerek devam etmiştir.

 

Dipnotlar:

1-Hamilton A. R. Gibb,  İslam Medeniyeti Üzerine Araştırmalar, sf. 17, Endülüs;1991.

2- Muhammed Gazali, Fıkhu’s Sîre, sf. 162, tercüme: Resul Tosun, Risale Yayınları.

3-Maxime Rodinson, Muhammed7Yeni Bir Dünyanın ve Peygamberin Doğuşu, sf.176, Doruk; 2008.

Sonpeygamber.info
 

Yorumlar

 
Bu yazıya henüz yorum yapılmadı. İlk yorumu siz yapmak için tıklayın.

Cihan Aktaş

1960 Refahiye-Erzincan doğumlu. Beşikdüzü Öğretmen Lisesi’ni (1978) ve İstanbul DGSA Mimarlık Yüksek Okulu’nu (1982) bitirdi. Mimar, basın danışmanı, gazeteci ve okutman olarak çalıştı. Roman ve öykü kitapları yanı sıra kadın, kamusallık, sanat ve siyaset etrafında araştırma ve denemelerden oluşan kitaplar yayımladı. 1995’te Türkiye Yazarlar Birliği, 1997’de Gençlik Dergisi tarafından ‘Yılın Hikâyecisi’, 2002’de TYB tarafından yılın romancısı olarak ödüllendirildi. 2009’da “Kusursuz Piknik” isimli hikâye kitabı ESKADER tarafından yılın hikâye kitabı ödülünü kazandı. 2015’de Bursa 15. Edebiyat Günleri Ahmet Hamdi Tanpınar Ödülü’ne layık bulundu. Hâlihazırda www.dunyabulteni.net, www.sonpeygamber.info siteleri ve Gerçek Hayat dergisinde yazıyor.  Eyüp Sinema Akademisi’nde sinema kültürü dersleri veriyor. Kitapları: İnceleme-Araştırma: Hz. Fatıma (1984), Hz. Zeynep (1985), Sömürü Odağında Kadın (1985), Veda Hutbesi (1985, 1992), Sistem İçinde Kadın  (1988), Tanzimat’tan Günümüze Kılık Kıyafet ve İktidar I (1989, 1990, 2006), Tesettür ve Toplum/Başörtülü Öğrencilerin Toplumsal Kökeni (1991, 1993, 1995, 1997), Modernizmin Evsizliği ve Ailenin Gerekliliği (1992), Mahremiyetin Tükenişi (1995), Şark’ın Şiiri-İran Sineması (1998, 2005), Bacı’dan Bayan’a/İslamcı Kadınların Kamusal Alan Tecrübesi (2001, 2003, 2005), Dünün Devrimcileri Bugünün Reformistleri- İran’da Siyasal, Sosyal ve Kültürel Değişim (2004, 2005),  Türban’ın Yeniden İcadı (2006), Bir Hayat Tarzı Eleştirisi İslamcılık (2007), Yakın Yabancı (2008) , Kardeşliğin Dili (2010), İktidar Parantezi: Kadın Dil Kimlik (2011), İslamcılık/Eksik Olan Artık Başka Bir Şey (12014), Şehir Tutulması (2015). Hikâye: Üç İhtilal Çocuğu (1991), Son Büyülü Günler (1995), Acı Çekmiş Yüzünde (1996), Azizenin Son Günü-Azerbaycan Hikâyeleri (1997, 2006), Suya Düşen Dantel (1999), Ağzı Var Dili Yok Şehrazat (2001, 2005), Halama Benzediğim İçin (2003), Duvarsız Odalar (2005), Kusursuz Piknik (2009), Ayak İzlerinde Uğultu (2013), Kızım Olsaydın Bilirdin (2015). Roman: Bana Uzun Mektuplar Yaz (2002, 2003, 2005, 2010), Seni Dinleyen Biri (2007), Sınıra Yakın (2013). 

devamını oku
 

Sonpeygamber.info'yu Takip Edin