Sonpeygamber.info
Yazarlar
 

Hz. Peygamberin Mesajına Bazıları Neden Karşı Çıktılar?

Ümmiler olarak adlandırılan Arap müşriklerinin Hz. Peygamberin mesajına karşı ileri sürdükleri en temel argümanlar; bu inancın atalarla ve gelenekle ilişkiyi sağlayan bağı zayıflatıp ortadan kaldıracağı, toplumdaki birlik ve beraberliği yok edeceği ve mevcut sosyal ve siyasal düzeni bozacağıydı. 

Âlemlere rahmet olarak gönderilen peygamber olan Hz. Muhammed (sav), insanlara yalnız Allah'ın mutlak birlik ve tekliği ile yalnızca O'na kulluk öğretisine dayalı tevhid öğretisini tebliğ ettiğinde etrafında yer alan insanların bir kısmı buna şiddetle muhalefet etti. Hz. Peygamberin yaşadığı dönemde Hicaz bölgesinde yaşayan insanlar iki grupta toplanmaktaydı: Ümmiler ve Ehli Kitab. Bunlardan Ümmiler, politeizm ve paganizme dayalı geleneksel Arap dinine bağlı olan Arap halkı ifade etmekteydi. Her ne kadar ümmi terimi dar kelime anlamında cahil, okuma yazma bilmeyen anlamına gelse de Kur'an'da bu terimin yer aldığı ifadeler dikkate alındığında, bunun, okuma yazma bilmeyen anlamına değil, Hz. Muhammed (sav)'in muhataplarından Ehli Kitab kategorisinde olmayan ve geleneksel Arap inancını benimseyen kimse ya da kimseler anlamında kullanıldığı anlaşılmaktadır. "... İçlerinde bir takım ümmiler vardır ki kitabı bilmezler; bütün bildikleri kulaktan dolma şeylerdir ..." (Bakara, 78). Ali İmran Sûresi'nde Hz. Peygambere hitap eden bir ifadede de Hz. Peygamberin muhatapları iki ana grupta toplanmaktadır: "Kitap verilenlere ve ümmilere de ki..." (Ali İmran, 20). Benzer şekilde Hz. Muhammed (sav)'in "Ümmiler içerisinden onlara gönderilen bir rasul" (Cuma, 2) olduğu vurgulanarak Hz. Peygamberin soy itibarıyla bu gruplardan hangisine ait olduğu belirtilmektedir. Yine bu iki ana gruptan ehli kitabın diğerine karşı tutum ve yaklaşımına atıfta bulunularak, "ehli kitaptan ... öyleleri vardır ki, ona bir dinar versen, devamlı olarak başına dikilmeden onu sana ödemez. Onlar ‘ümmilere karşı bize bir sorumluluk yoktur' dedikleri için böyle yapıyorlar..." denilmektedir (Ali İmran, 75). Hz. Peygamberin muhataplarının, arasındaki farklı inanç ve geleneklere rağmen İslam'a karşı gösterdikleri muhalefet konusunda birleştikleri dikkat çekicidir. Kendilerine yalnızca İslam'ı ve İslam'ın temel özellikleri olan tevhid, adalet ve ahlak gibi esasları tebliğ eden Hz. Peygambere karşı önceleri geleneksel Arap dininin temsilcileri olan Ümmiler ilerleyen dönemde de Ehli Kitab mensupları şiddetli muhalefet gösterdiler. Kur'an mesajına karşı tavır koyarak bağlı oldukları statükonun yanında yer aldılar. Her bir grubun karşı çıkışındaki görünür nedenler farklı olsa da hepsinin birleştiği ortak nokta, dinsel inanç ve gelenek açısından statükonun korunmasıydı.

Ümmiler olarak adlandırılan Arap müşriklerinin Hz. Peygamberin mesajına karşı ileri sürdükleri en temel argümanlar; bu inancın atalarla ve gelenekle ilişkiyi sağlayan bağı zayıflatıp ortadan kaldıracağı, toplumdaki birlik ve beraberliği yok edeceği ve mevcut sosyal ve siyasal düzeni bozacağıydı. Bu iddialarla kabile liderleri, zenginler ve diğer etkili kişilerden oluşan elit zümre bu mesajı insanlara ileten kişinin, Hz. Peygamberin şahsı aleyhine çeşitli kampanyalar yürüttüler. Onlara göre, atalardan beri süregelen geleneksel yapı, ilahi mesajın iletilmesi gibi böylesine önemli bir görevin yerine getirilmesinde toplumdaki hiyerarşik yapının gözetileceğini var saymaktaydı. Dolayısıyla Hz. Muhammed (sav) gibi ekonomik ve siyasal aidiyet açısından orta-sınıf sayılabilecek bir kişinin bu göreve getirilmesi geleneksel kabullere aykırı olan kabullenilemez bir durumdu. Ehli Kitab'ın itirazında ise, yine kendi inanç sistemlerinden ve bağlı oldukları ön kabuller ve dogmalardan hareketle yürütülen argümanlar etkiliydi. Yahudiler tarafından yapılan itirazlarda daha ziyade Yahudilikteki etnosentrik yani etnisite merkezli tutumlar ön plana çıkarılmaktaydı. İsrailoğullarının seçilmişliğine ve halk olarak diğerlerinden her açıdan üstünlüğüne dayalı bir inanca sahip olanlar için, İsmailoğullarından bir peygamber aracılığıyla mesajın insanlara sunulması kabul edilemez bir durumdu. Zira onlar, her ne kadar ileride bir kurtarıcı Mesih'in ilahi bir misyonla görevli olarak geleceğini bekliyor olsalar da gelecek olan bu kişinin İsrailoğulları soyundan olacağına inanmaktaydılar. Tıpkı kendi geleneklerinde yer verilen geçmişteki diğer peygamberlerin de İsrailoğulları arasından gönderilmiş olması gibi... Ayrıca onlara göre ileride gelecek olan kişi (Mesih), bir peygamberden ziyade bir Mesih-kral misyonunu yerine getirecek; asli görev olarak İsrailoğullarının Arzı Mev'ud'a dönmeleri, Kudüs'ün yeniden kuruluşu ve İsrailoğullarının diğer bütün halkların üzerinde sosyal ve siyasal hâkimiyetinin kurulması misyonunu yerine getirecekti. Bu nedenle onlar, yalnızca Hz. Muhammed (sav)'e değil, kendi ön kabullerini eleştiren Hz. Yahya ve Hz. İsa gibi şahsiyetlere de karşı çıkmış, onlara karşı da tavır almışlardı. Hıristiyanların itirazında ise bağlı oldukları İsa Mesih öğretisi etkiliydi. Onlara göre, ilahi Oğul'un İsa Mesih'in şahsında yeryüzünde bedenleşerek insanlık için çarmıhta can vermesi ve sonra ölümden tekrar dirilerek ilahi alemlere yükselmesiyle, kurtuluş ve hakikat konusundaki tek yol belirlenmiştir. Kurtuluşun yegane yolu insanlığın ilahi Oğul İsa Mesih'e iman etmesidir. Hakikat ve kurtuluş bu şekilde bizzat tanrısal Oğul tarafından belirtildikten sonra artık bir başkasının herhangi bir mesajla insanlığa bir kurtuluş ve hakikat mesajı iletmesi mümkün değildir.

Kur'an'da da ifade edildiği gibi Ehli Kitab, Arap müşriklerinin kendileri için müslümanlardan daha iyi olduklarını savundular. Bütün bunlara rağmen Hz. Peygamber bıkıp usanmadan onlara bu dini tebliğ etmeyi sürdürdü.

Dikkat edileceği gibi, gerek Ümmilerin gerekse Ehli Kitab'ın Kur'an mesajına karşı çıkmalarında, kendi inanç esaslarının temellerini oluşturan yaklaşımlar ya da ön kabuller etkiliydi. Bununla birlikte gelenek, görenek ve mevcut statüko onların Hz. Peygambere karşı çıkışlarının ortak noktasını oluşturuyordu. Hz. Peygamberin ezber bozan, statükoya egemen olan geleneksel inanç ve öğretileri altüst eden ve toplumda din adamları, belirli sınıflar, zenginler ya da eşraf gibi kesimlerin egemenliğine dayalı anlayışı sarsan mesajları bunlar için kabul edilemez görüldü. Bu nedenle ümmiler ve ehli kitab aralarındaki köklü farklılıklara rağmen Hz. Peygambere ve onun mesajı olan İslama karşı gerektiğinde birlik olmadan geri durmadılar. Kur'an'da da ifade edildiği gibi Ehli Kitab, Arap müşriklerinin kendileri için müslümanlardan daha iyi olduklarını savundular. Bütün bunlara rağmen Hz. Peygamber bıkıp usanmadan onlara bu dini tebliğ etmeyi sürdürdü.
 

 

Yorumlar

 
Bu yazıya henüz yorum yapılmadı. İlk yorumu siz yapmak için tıklayın.